BÜYÜKŞEHİR İLAN
17 Ağustos 2018 Cuma
Anasayfa > Yazarlar > Ömer Nazmi Yavuz > Zehra Taşkesenlioğlu ile siyaset dışı sohbet
Ömer Nazmi Yavuz

Zehra Taşkesenlioğlu ile siyaset dışı sohbet

28.12.2017 13:36 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Ömer Nazmi Yavuz

Politika denilen bu İtalyanca kökenli kelimenin iki yükü vardır. Heybenin bir yanında "devlet işlerini yürütme sanatıyla ilgili özel görüş ve anlayış," diğer yanında ise "bir amaca ulaşmak için kişinin karşısındakinin duygularını okşaması, nabza göre şerbet vermesi, zaaflarını kullanmasıdır."

Bunu böyle bilindiğini bilerek konumuza geçelim.

Bundan yaklaşık bir ay önce Milletvekilimiz Sayın Zehra Taşkesenlioğlu'nu arayarak, röportaj yapmak istemiştim. "Olur," demişti ama bir türlü olmamıştı. Yerinde durmayan, çat kapı orada, çat kapı burada koşturup duran birini yakalamak öyle kolay iş değil elbet.

Daha önceden 85 yaşındaki annemle telefonda konuşmuşluğu, yani ses tanışıklığı olan Sayın Zehra Taşkesenlioğlu, bundan birkaç gün önce beni aradı.

Karşılıklı kurulan hal ve hatırlı cümlelerden sonra dedi ki, "eğer uygunsanız akşam annenizin iki bardak çayıyla birlikte dualarını almak isterim.."

"Duaya karışmam; ama çayı ben demlerim," diyerek gazeteden çıktığım gibi eve seğirttim.

Önceki yazılarımda Sayın Zehra Taşkesenlioğlu ismini geçirdiğimde, kendilerinden "komşu kızı gibi," diye bahsetmiştim. Gerçekten vücut dili ve konuşmalarındaki samimiyet ve de rahatlık bende o izlenimi bırakmıştı.

On dakika gecikmeyle Ahmet beyle birlikte geldiler.

Eşiği geçtikten sonra benim için Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu değil, artık komşu kızı Zehra hanımdı.

Kendilerine yakışmasaydı bu sıfat değişikliğini yapmaz ve yazmazdım.

Her neyse, içeri girer girmez komşu kızı Zehra hanım, annemin elini öperek yanına oturdu. Kırk yıllık dost gibi ya da yıllarca ayrı kalmış iki akraba gibi kaynatmaya başladılar.

Bir ara "dilerseniz apartmandaki komşulara haber vereyim gelsinler, siz de yaptıklarınızı ve yapacaklarınızı anlatın," der gibi oldum ve "ne kadar ayıp," bakışıyla cümlemi geri yuttum. "Ben buraya teyzemin duasını almaya geldim," cevabı da o bakışın üzerine cuk diye oturdu.

Sözü bir annem alıyor, bir komşu kızı. Çay hizmeti de Ahmet beyle bana düşüyor doğal olarak.

Lafa girmek istiyorum ama ben ne anlarım kanaviçeden, örgüden!

Yoğurdun nasıl iyi mayalanması için yapılacak uygulamadan bana ne!

Laf arasında "ben on yedi yaşındayken babamı kaybettim," cümlesi bana biraz koydu. Ben kırk yaşındayken babamı kaybettiğim için, komşu kızı karşısında kendimi suçlu hissetim. Bunun üzerine yaşamdan bahsettik, iyi insan olmanın nelere kadir olduğunu söyledik.

Evet, iyi insan olmak, benim için iyi politikacı olmanın her zaman önündedir.

Siyasetiniz veya fikriniz gereği zaman zaman doğru olduğuna inandığınız cümleleri kurabilirsiniz. Karşı düşüncede olan birini eleştirirken ipin ucunu kaçırabilirsiniz.. Bunlar siyasetin içinde her zaman vardır ve gün gelir siyasetiniz de fikriniz de değişebilir; ama eğer mayanızda iyilik varsa işte onu kimse değiştiremez!

Kadın cinayetlerinden bahsettik. Ki bunun siyasi kelimeleri olsa da bu konuda kurulan her cümle insani bir meseledir.

Komşu kızı Zehra hanım, "kadın cinayetlerini birebir izliyor ve ilgileniyorum. Bunu da insani bir görev olarak yapıyorum," dedi.

Sohbet sohbeti açtı, açılan her sohbette ve söylenen her sözde içtenlik vardı. Komşu kızının sözleri gözlerine, gözleri sözlerine uyuyordu. Yani ne nabza göre şerbet, ne de bir amaç vardı!

Gazetecilik hayatımızda birçok milletvekili ve bürokratla tanışıp konuştuk. Kimi kendine uygun olarak kasıntılı cümleler kurdu, kimi yükseklerden uçtu, kimi karşısındakinin de insan olduğunu unutarak konuştu, kimi de benim bir selamım bin kelam eder, dercesine bir bakışını lütuf diye sundu..

Bu tür insanlarla sadece siyaset konuşulur; ama insana insan gibi bakanlarla siyasetin dışında çok şey konuşuluyor işte!

Yürekten ve bir dost gibi!

Komşu kızı çayını içti, duasını aldı. Sohbetimizde "Zehra hanım" diye hitap ettiğim komşu kızı, gitmek için evin eşiğini geçtiğinde, benim için yine Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu oldu!

..

Utanarak da olsa bir şiirimden iki dizeyi buraya uygun gördüm.

"Kırmıştık sapanlarımızı, yaralı güvercinin bir bakışına.."

Sevgiden ve saygıdan uzaklaştığımız, dolayısıyla insanlığımızı unutmaya başladığımız ve de silahlanmanın teşvik edildiği şu günlerde tek umudumuz sevgi ile saygının, dostlukla anlayışın tekrar yeşermesi olmalı..

Nefret ve kin yerine sevgi tohumu ekilmeli.

Tek yol ve tek devrim bu!


Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.