ustilanlar
17 Temmuz 2019 Çarşamba
MUSTAFA DAMLARKAYA

Yaratmak!..

07.07.2019 23:09 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Türkçemizde ve günümüzde, insanların ve Müslümanların çok kullandıkları “yaratmak” kelimesi, hayatımızın her alanında düşünülmeden kullanılmaktadır. Mesela; “olay yaratmak
eser yaratmak şiir yaratmak pozisyon yaratmak” vb.
İnsanlar bu kelimeyi yoktan var etme anlamında değil de var olana yeniden şekil verme manasında kullanırlarsa bir sakıncası olmaz. Zira, Allah’tan başka hiçbir kimse yoktan var edemez. Her şeyin yaratıcısı O’ dur. İnsanlar sadece var olanı keşfeder, icat eder ve yeni bir şekil verir.
Allahü teâlânın, hiçbir işinde ortağı yoktur.
Her varlığın yaratıcısı yalnız O’dur. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: “Yaratmak Allah’a mahsustur. (A’râf/54)”, “Yaratıcı ancak Rabbindir. (Hicr/ 86)”, “Her şeyi yaratan Allah’tır. (Zümer / 62)”, ”Sizi de yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır. (Saffat /96)”. Ayrıca Mü’minûn suresi 14. ayet ile Sâffât suresi 125. ayetlerde “Allah yaratanların en güzelidir” buyurulmaktadır. Bu ayetlerde de “halk/yaratma” kelimesi, “olana yeni şekil verme” anlamında kullanılmaktadır.
Cenab-ı Hak, tek yaratıcı kendisi olduğunu ve başka ortağının bulunmadığını bildirirken,
insana yaratıcı denmez. Hadis-i şerifte, “Allah, her sanatkârın ve san’atının yaratıcısıdır” buyuruldu. (Buhari) Yaratan Allahü teâlâ, kesbeden ( çalışıp kazanan) kuldur.İnsanlar, mahluk olduğu gibi, bütün işleri, hareketleri de Allahü teâlânın mahlukudur. Çünkü O’ndan başka,
kimse bir şey yapamaz, yaratamaz. Kendi mahluk, yaratılmış olan, başkasını nasıl yaratabilir?
Yaratılmak damgası, kudretin az olduğuna alamettir ve ilmin noksan olduğuna işarettir. Bilgisi, kuvveti az olan, yaratamaz.
İnsanın işinde, kendine düşen pay, kendi kesbidir. Yani o iş, kendi kudreti ve iradesi ile olmuştur. O işi, yaratan Allahü teâlâ, kesb eden kuldur.
Bu sebeple hiçbir kul, yoktan var ederek yaratamaz. Yaratıkların hepsinin de önce bir
çekirdeği, özü ve aslı mevcuttur. Bu çekirdek, öz ve asıldan üretmiş, şekillendirmiş,
geliştirmiş olur insan. Bu manada kullara "yarattı" denebilir. Ama "yoktan var etti" manasında
yarattı denemez.
Allahü teâlâdan başkasına, yarattı demek, tehlikelidir, hoş değildir. Çünkü her şeyi yaratan, var eden, Allahü teâlâdır. İnsanlar için, "yarattı" kelimesini kullanmak, çok çirkindir, Allahü teâlâya karşı edepsizliktir, uygun düşmez.
Yaratmanın, Arapça karşılığı olarak İslâmî kaynaklarda en sık geçen kelime halktır; sözlükte “yaratmak, meydana getirmek, bir şeyden yeni bir şey icat etmek, imal etmek, ölçüp biçmek (takdir)” ve mecazen “yakıştırmak, uydurmak” gibi anlamlarda masdar, “yaratılmışlar, insanlar” mânasında isimdir.
Aynı kökten hilkat “yaratılış, fıtrat, tabiat”, hâlik ve hallâk “yaratan”, mahlûk, “yaratılan”,
hulk/huluk “tabiat, huy, karakter, ahlâk” anlamına gelir.
Halk kavramı dinî terminolojide özellikle Allah’a mahsus olmak üzere “yaratmak, yoktan
var etmek” şeklinde tanımlanır. İbn Sîde, mutlak bir ifadeyle, “Allah bir şeyi halketti”
denildiğinde bunun, “Yokken var etti” mânasına geldiğini belirtir (el-Muḥkem ve’l-muhîtü’l-
azam, IV, 388). Hâlik ve hallâk kelimelerinin başında harf-i ta’rif bulunduğunda sadece Allah için kullanıldığı belirtilir (Lisânü’l-Arab, “hlk” md.).
İlk sözlük yazarlarından Ebû Bekir İbnü’l- Enbârî halk kelimesinin “ilk defa ortaya konan bir örneğe göre eşyaya yapı kazandırma” (inşâ) ve “olması istenen şeyin ölçülerini belirleme” (takdir) şeklinde iki anlama geldiğini söyler. Birinci anlama, “Biliniz ki halk da emir de Allah’ındır” (A’râf / 54), ikincisine, “Halkedenlerin en güzeli olan Allah yüceler yücesidir” (Mü’minûn /14) meâlindeki âyetler örnek gösterilir.
Hz. Îsâ (A.S.)’nın İsrâiloğulları’na mûcize olarak çamurdan kuş biçiminde bir şey yapacağını
söylediğine dair âyette geçen halk (Âli İmrân / 49) “takdir” mânasındadır ve Hz. Îsâ’nın “yoktan ortaya çıkarmayı kastetmediği özellikle belirtilir (Lisânü’l-Arab, “hlk” md.).
“Yapmak, inşa etmek, ihdas etmek; başlamak, ilk olmak” anlamlarındaki bed’ kökünden
ziyâdeli masdar olan ibdâ, Allah’a nisbet edildiğinde “önceden bir örneği olmadan bir şeyi yaratmak” (Cevherî, es- Sıhâh, “bda” md.; Lisânü’l-Arab, “bda” md.); “alete, maddeye, zamana ve mekâna bağlı kalmadan bir şeye varlık kazandırmak” (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “bda” md.); “bir şeyi yoktan var etmek, bir şeyden başka bir şey oluşturmak” (et-Tarîfât, “ibd┠md.) gibi farklı şekillerde açıklanmıştır.
Aynı kökten ‘bedî’ Allah’ın isimlerindendir. “Benzersiz yaratmak her bir varlığı fiilen
meydana getirmek açığa çıkarmak” şeklinde açıklanan ‘ber’ kelimesinin halktan farklı olarak
özellikle canlıların yaratılması hakkında kullanıldığı belirtilir (Lisânü’ l-Arab, “bre‘”md.). Devam edecek.Selam ve saygılarımla…
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.