ustilanlar
26 Eylül 2018 Çarşamba
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Yaratılış Mucizesi - 2
MUSTAFA DAMLARKAYA

Yaratılış Mucizesi - 2

26.03.2018 11:02 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Evet, şu kâinat bahçesinde, bir çiçek, bir böcek birer mucizedir. Bütün bağlar ve bahçeler, bütün meyve ve sebzeler, birer kudret ve rahmet mucizeleridir.
Madem şu kâinat kitabında, Allah’ın yarattığı, hiçbir şeye beşerin gücü yetmez, ilmi yetişmez; o zaman elbette, kâinattaki bu acze düşüren sikkesi, bu yaratılış mucizesi, hiçbir şekilde, kör kuvvetlere, sağır tabiata, şuursuz sebeplere, akılsız elementlere ve iradesiz atomlara isnat edilemez. Hayat ve şuuru, ilim ve kudreti, irade ve iktidarı olmayan zerre ve elementler, mahlukata ruh üfleyemezler, hiçbir şayi varlık âlemine çıkartamazlar, hiçbir şeyi yaratamazlar, hiçbir şeyi icat edemezler ihya edemezler, inşa edemezler, devamlı kılamazlar.
İşte kâinatta görülen bu güzellik, bu hüsün, bu yaradılış mucizesi,  elbette ve elbette birdenbire söylenen bir söz derecesinde, bir mutlak kudretten, bir geniş muhitten ve her şeye muktedir ve müessir bir irade-i İlahiyye ’den haber verir. Bu derece sanatlı, harika ve mucize olan bu varlık âlemi, sanat diliyle ve hakikat lisanıyla Allah’ı Azimüşşan’ın varlığını, yaratıcılığını, ilim ve hikmetini, kudret ve rahmetini, tedbir ve tanzimini akıl gözüne gösterir., ilim ve hikmet de bunu emreder.
Evet, yaratılan mevcudattaki uygunluk, zarafet ve güzellik bir plan güzelliğine delalet eder. Plan güzelliği bir ilim güzelliğidir. İlim güzelliği, bir mahiyet ve hakikat güzelliğidir. Mahiyet ve hakikat güzelliği ise, âlim ve hakîm bir zatın varlığını akıllara tescil ettirir. Bu itibarla kâinat, ezeli bir ilim ve irade ile çizilmiş, kader kalemiyle yazılmış, kudret çekiciyle yapılmış, hikmetle ziynetlendirilmiş, muhteşem ve mükemmel bir kader projesidir.
Hem, kâinatın yapı taşı olan elemenler, zerreler(atomlar) akılsız, şuursuz oldukları için onlar yaratılan mahlûk ve sanatla yapılan şeylere takılan gayeleri, fayda ve neticeleri asla bilemezler. Onların da şefkat ve merhamet etmek, hikmet ve hamiyetle iş yapmak,  neticeleri düşünmek ve gayeleri takip etmek, intizam tesis etmek gibi vasıf ve özellikler yoktur. Hâlbuki kâinatta zerrelerden yıldızlara kadar her şeyde nihayet olgunlukta bir intizam, gayet dakik bir ölçü vardır. Bir şeye intizam vermek, bir şeyi gayet ölçülü, düzgün mükemmel yaratmak ancak ve ancak sonsuz bir ilim ve mutlak bir kudretin varlığı ile gerçekleşebilir.
Demek ki, kâinat ve içinde yaratılan bütün mevcudat hal diliyle, Yüce Allah’ın ilim ve kudretini, irade ve hikmetini akıl gözüne göstermektedir.
İkinci yönüyle; bu konu ile ilgili ayetler.
“Rahman(olan Allah), Kur’an’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti. (Rahman,1-4)”.
Hikmet, bir bakış ve derinlik dürbünüdür. Bir ibret aynasıdır. Kâinata dikkat ve hikmetle bakanlar, şu âlemde gayet rahîmane bir tasarrufu ve hakimane bir faaliyetin varlığını görebilirler.  Bu tasarruf ve faaliyet, elbette mutlak bir yaratanın sızıntılarıdır, ziyasıdır. Yaratan,kendi cemalini göstermek, kemalatını ilan etmek ve kıymetli sanatlarını teşhiretmek  ve gizli hünerlerini göstermek ister. 
İşte bu hüner ve güzellikleri ilan eden ve gözlere gösteren en mükemmel gösteri yerleri ve en güzel seyir yerleri ve en muhteşem görülen yer, hiç şüphesiz ki yaratılış âlemidir,   “Yaratılış Aynası”dır. Çünkü Tanrılık vasfına sebep güzellikler, yaratmaya sebep sır ve güzellikler, mevcudata sebep hikmetler ancak ve ancak şu yaratılış âleminde, şu “Yaratılış Aynası”nda tecelli eder ve görülür.
Çünkü kemalat-i ilahiyye O aynada görünür. Hikmet-i hakikiye o aynada okunur. Lütuf ve inayetler o aynada görünür.Rızk ve umumi besleme, o aynada tecelli eder. Sanat-ı ilahiyye, o aynada gösterişe çıkar. İlâhi kudret o aynada kendini gösterir.Yaratmaya sebep sır  ve hakikatler o aynada  görünür. 
İşte o ayna “Yaratılış Mucizesi ”dir. Yaratılış gerçeğidir. Bu sırra sebep, Kur’ân-ı Azimüşşan, Tarı’nınnını izzet ve azametini, Rububiyetin olgunluk gösterisini “isimler” diliyle beyan eder, gözler önüne serer, kâinatta her şeyi kaplayan “Yaratılış Mucizesi”ni isimler diliyle ifade eder. Cenab-ı Allah’ı  “Halık”, “Hallak”, “Musavvir”, “Mukaddir”, “Bari” ve  “Sani”  ve “Mübdi” isimleriyle tarif eder, över.
Evet, Cenab-ı Hak, hâlıktır, âlemin yaratıcısıdır. Her şeyi ve bütün âlemleri yaratan odur.
“Muhakkak Rabbin Hallâk’tır, Âlim’dir.(Hicr - 86)”.
Cenab-ı Hak, musavvirdir. Her şeyi dilediği şekilde emir ve iradesiyle şekillendirir. Her şeye suret biçer, yaratıklarını dilediği gibi tasvir eder. Her simaya ayırıcı bir mühür vurur, her şeye, farkı fark ettirecek hadsiz sikke ve mühürler basar.
“Ana rahminde sizi dilediği gibi tasvir eden (şekillendiren) O’dur. O’ndan başka ilah yoktur. O Aziz’dir, Hâkim’dir.(Al-i İmran- 6)”.
Cenab-ı Hak, Mukaddir’dir. Varlıkları eşsiz bir plan, mükemmel bir ölçü ve mukadderat programı içinde yaratır. Her şeye bir ölçü içinde takdir eder, kaderini çizer. 
“O her şeyi takdir etti. Ve yol gösterdi. (A’la -3)”.“Gece ve gündüzü Allah takdir eder.(Müzemmil- 20)”. “Ay içinde bir takım yörüngeler takdir ettik. ( Yasin- 39)”.
Cenab-ı Hak, Bari’dir. Yani, her şeyi en ahenkli biçimde, kalıptan döker gibi, eşi benzeri olmayan, kusursuz, mükemmel, güzel ve düzgün yaratır. 
“O Allah Halık’tır, Bari’dir, Musavvir’dir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanlar O’nu tesbih ederler. O Aziz’dir, Hakîm’dir.(Haşr- 24)”.  Devam edecek
Selam ve saygılarımla…
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.