16 Aralık 2017 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > Ömer Nazmi Yavuz > Yalan dinle, mutlu ol!
Ömer Nazmi Yavuz

Yalan dinle, mutlu ol!

04.12.2017 22:22:49 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Ömer Nazmi Yavuz
Hakim, hekim, hakem.
Yükü sanıldığından da ağır olan Arapça köklü bu üç kelimeyi cüzdanımızda değil, vicdanımızda saklamalıyız, dersek buna gıcık olacak cacıklar çıkmaz sanırım.
Bilenler bilir, biz de bilenlerden biri olarak biliriz ki siyasette Ankara'nın kaymağı güzeldir.
Son zamanlarda bir de Amerika'nın manyağı çıktı.. Biline ki; bu da çok özeldir.
Bir zamanlar başımızın üstü yetmez, diye göklere çıkardığımız bir kuş, ver elini al dilimi, diyerek ve de Anadolu'dan havalanarak uçtu uçtu Amerika'ya kondu.
Oysa ne kadar güzeldi!
Neyini beğenmedi bu ülkenin!
Bu memleketin köşe taşı gibi bir vatandaşlık almakla kalmamış, bir de "sen Allah'ın bir lütfusun," diye ünleyen bir hatun almıştı.
Ah ulan Rezza, neyini beğenmedin bu alemin, böyle vakitsiz gidilir mi, daha bana da rüşvet verecektin, diyenler var mıdır bilemeyiz elbet!
Amma gitti işte Rezza, gitti ve yüzümüze kezzap atarak bizi çirkinleştirmeye çalışıyor.
Asıl amacın Amerika'nın Türkiye'yi siyaset sahasında ve ekonomi pazarında sıkıştırmak olduğunu anlamak için üstün zekaya gerek yok!
Bu çirkinleştirmeyi cezaya dönüştürmeye hazır koyun postundaki kurtlar da yok değil hani!
Suç varsa vardır.
Varsa rüşvet vereni de alanı da savunmak, birilerine düz gelebilir; ama bize ters gelir!
O yüzden bu manzaraya başka pencereden bakmak gerek!
Çağdaş maddi ceza hukukunun en önemli ilkesi suç ve cezanın şahsiliği değil mi!?
Yok, bazı işler bahane edilerek koca bir ülke ve de millet cezalandırılmaya kalkılıyorsa, bunda bir iş var demektir..  Demektir, demek de az kalır, bu tam da böyledir.
Aslında bunun böyle olacağı belliydi; ama biz, "dur bakalım ne olacak," diyerek safça durmakla kalmayıp, gaf üzerine gaf yaptık!
Ve de kendi kendimizi cezalandırmak yerine, işi başkalarının hakimlerine bıraktık. 
Şimdi de açığımızı yakalamak için pusuda bekleyenlerden adalet bekliyoruz.
Bu Zarrap kuşu, ister itirafçı olsun, ister iftiracı; buna itiraz etmek, açken tarhana çorbası hayal etmeye benzer.
Çünkü, niyet de bellidir, zihniyet de!
Birileri, "sen Allah'ın bir lütfusun," diye şarkısını söylerken, biz de sazı elimize alıp, "kendim ettim, kendim buldum," türküsünü söyleyeceğiz galiba!
Evet, zamanında "bre birader, gel beraber yargılanalım, suçumuz varsa çekelim, yoksa geçelim şu köprüyü," denilmediği için bunları yaşıyoruz, dersek yanlış mı olur!  
.. 
Bekâr bir kadın, karnı burnunda hekime gidiyor; hekim, "sen hamilesin," diyor. Kadın iffetine laf gelecek diye, "yok gazdır," diye iddia ediyor. Hekim de "peki o zaman, iki ay sonra o gazı çıkarırsın," diyerek gönderiyor. 
Önemli bir futbol maçında hakem nizami bir golü iptal ediyor, golden kurtulan takımın taraftarları bu kararın haksızlık olduğunu da bilerek hakeme övgüler yağdırıyor. Taraftarlardan biri, "gol geçerliydi, hakem bizi korudu," dediğinde ise taraftarlığı sorgulanıyor.
Bir. Hakem, birilerin sevindirmek veya küme düşecek olan takımı kurtarmak için bilerek golü iptal etmiş ve vicdanını kaybetmiş; ancak, bunu dillendirenlerin taraftarlığı sorgulansa da vicdanı sorgulanamaz.
İki. Hekim, gerçeği söylemiş; gaz mı, oğlan mı, kız mı elbet ortaya çıkacaktır. 
Hakim mi!
Gerçeklere, kanıtlara ve de vicdanına bakar!
Bu bir ülkenin kendi içindeki hallerdir; ama iş uluslararasına ve çıkarlara gelince hiç de böyle olmaz!
Günümüzün vahşi dünyasında ve ülkeler arasında ne vicdan vardır, ne de gerçekler!
Bu böyleyken bizler televizyonlardaki saçma sapan programlara ve dizilere gönüllü esir olarak üç maymunu oynamaya devam edelim.
Ve de yalan dinleyelim, yalan söyleyelim, mutlu olalım!

reklam
Etiketler : ömernazmi
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.