ustilanlar
22 Ağustos 2019 Perşembe
Anasayfa > Yazarlar > Rabia Hilal ŞENER > TUNCAY ÖZİLHAN’DAN TARİHİ KONUŞMA
Rabia Hilal ŞENER

TUNCAY ÖZİLHAN’DAN TARİHİ KONUŞMA

21.05.2019 12:27 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Rabia Hilal ŞENER
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD)’ın 15 Mayıs Çarşamba günü
gerçekleşen Yüksek İstişare Konseyi toplantısında Konsey’in başkanı ve TÜSİAD eski başkanı Tuncay Özilhan’ın konuşması, son zamanların en çarpıcı çıkışlarından biri niteliğini taşımaktadır.
Tuncay Özilhan ekonomide, iç siyasi yapıda ve dış politikada sıkışmış olduğumuzu belirtirken bu sıkışmışlığı ancak yapısal ve stratejik planlarla çözebileceğimizi öne sürmekte. Bu planlama için ise Özilhan’a göre kuşkusuz ki hedefimizin net, rotamızın belli olması gerekmekte.
Aynen bundan önce politikacıların, akademisyenlerin, yazarların da dile getirdiği
üzere Özilhan, Türkiye’nin sıkışıklıktan kurtulması için ekonomide liberal piyasa düzenini, kural temelli uluslararası sistemle olan ittifakı ve ülke içinde demokrasi ve hukukun üstünlüğünü üç çıpa olarak göstermekte. İlk iki denge unsurunun
hükümetteki siyasiler tarafından da öne çıkarıldığını ve hatta bu konularda özeleştirel yaklaşıldığını dahi görmek mümkün.
Fakat konu, Türkiye’nin hukukun üstünlüğü ve demokratik değerlerin korunmasındaki eksikliklerine ve çarpıklıklarına gelince, özellikle
Sayın Cumhurbaşkanı’ nın bırakın eleştiriye açık olmayı, bu iddiaları öne sürenleri en hafifinden siyasi tarafgirlikten vatan hainliğine, teröristliğe kadar çeşitli düzeylerde kimliklere sokması pekâlâ neredeyse her gün karşılaştığımız bir tablo.
Nitekim Özilhan’ın konuşmasından sonra da Erdoğan, TÜSİAD’ın politik tarafgirlikten ziyade Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına yapacağı katkılarla gündeme gelmesini beklediğini ifade etti. Bu yorum ise Erdoğan ve Özilhan’ın konuşması hakkında iki sonuçtan birini seçmekten başka bir çözüm bırakmamakta. İlki; Erdoğan, Özilhan’ın konuşmasının tamamına vakıf değil, muhtemel ki danışmanlarınca kendisine iletilen notlarla ışığında konuşma hakkında yorum yapmakta.
İkinci ihtimal ise Erdoğan bu ifadeleri ile; Özilhan’ın Türkiye’nin demokrasiden, hukukun üstünlüğünden koptukça ekonomisinin de kötüye gittiğini ve ekonomi ile yönetimdeki sıkıntıların ayrı düşünülmesi halinde geliştirilen ekonomik çözümlerin yalnızca pansuman niteliğinde kalacağı fikirlerinde ne kadar haklı olduğunu
kanıtlarcasına kendi üzerinden bir örnek sergilemek istemekte. Zira Erdoğan, TÜSİAD’ın siyasi meselelerden ziyada ekonomik faaliyetleri ile gündeme gelmesini beklediğini söylerken siyaseti ve ekonomiyi ayrı değerlendirdiğini ortaya koymaktadır. Bu ayrı değerlendirmenin sonucu olarak yıllardır süre gelen anlık müdahaleler ise aynen Özilhan’ın belirttiği gibi pansumandan öteye geçip yarayı
iyileştirmek adına bir adım niteliği taşımamaktadır.
Akademik özerklikten, basın özgürlüğünden, eleştirel düşünceyi cesaretlendiren eğitim sisteminden, dış politikadaki gücümüzün de ekonomik gücümüzden geçtiğinden bahseden Özilhan, ekonominin içinde bulunduğu durumun nasıl bir anda meydana gelmediyse; aynı şekilde reform paketleri, faiz kararları gibi anlık çarelerle de çözülmeyeceğini ortaya koymaktadır.
Tüm bunlara rağmen; Özilhan’ın konuşmasını bitirirken Türkiye’yi canı gibi seven
vatandaşlar olarak el birliği ile güçlenmemiz gerektiğini, nasıl Cumhuriyeti kurarken kenetlendi isek yine kutuplaşmadan bu sorunları da atlatacağımıza olan inancını dile getirmesi konuşmada çizdiği olumsuz tablonun ardından içleri ferahlatan samimi bir moral kaynağı teşkil etmekte.
Girişte belirttiğim üzere Özilhan’ın konuşmasını son zamanların en çarpıcı konuşması yapan unsurların temelinde kuşkusuz ki yazı boyunca incelediğimiz mesajlar yatmaktaydı. Fakat konuşmayı son zamanların en çarpıcı konuşması
olarak nitelendirmemin bir diğer nedeni konuşmacının toplum içindeki kimliği ve temsil ettiği menfaat gruplarıdır. Bir diğer ifadeyle, Turgay Özilhan, TÜSİAD içinde aldığı görevler ve iş insanı kimliği ile bu cümleleri sarf ederken artık özellikle iş dünyasının canının çok yandığını, bir seçim daha, bu seçim beka meselesi sonrası selamet söylemlerinin ikna edicilikten çok uzaklaştığını ortaya koymakta. Özilhan’ın ekonomiye, iç ve dış siyasete ilişkin söylemlerini daha önce birçok kez istatistiksel verilerden, alanın uzmanlarından, muhalif kanallardan öğrenmiştik. Fakat Özilhan ekonominin mutfağından bir kişi olarak temsil ettiği binlerce işçi, küçük-büyük ölçekli binlerce iş sahibi adına huzursuzluğu ve beklentileri bu denli net bir şekilde ortaya koyması sorunun göz ardı edilmeye çalışılan yıkıcılığını tokat gibi çarpmakta.
Etiketler : rabia
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.