ustilanlar
22 Ekim 2018 Pazartesi
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Salâhaddîn-i Eyyûbî ve Kudüs
MUSTAFA DAMLARKAYA

Salâhaddîn-i Eyyûbî ve Kudüs

30.04.2018 10:51 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Cennet-mekân, Salâhaddîn-i Eyyûbî Hazretleri, peygamberler şehri Kudüs’e büyük hizmetlerde bulunmuş, büyük bir İslâm kumandanıdır.
“ Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde,
Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.
Varıp eşiğine alnımı koydum,
Sanki bir yeraltı nehri kaynıyordu.” 
Rahmetli yazar, şair ve kanaat önderi Mehmet Akif İnan ne güzel söylüyor. Asırlar öncesinin duyarlılığıyla hislerimize tercüman oluyor. Çünkü peygamberler şehri Kudüs, Müslümanların hakimiyetinde olmadığı her döneminde olduğu gibi, yine kan ağlıyor. İçimizi kanatıyor. Bağrımızı yakıyor. İlk kıblemiz, bereket şehri, adalet yurdu huzursuz ve mutsuz.
İşte tam bu atmosferde uykusundan tam anlamıyla uyanan hatta uyku uyuyamayan Salâhaddîn-i Eyyûbî, zafer yeminleri ediyordu.  Hiç gülmüyordu. Sürekli plan yapıyordu. Kafasında kaleler, surlar inşa ediyordu.  
Çok farklıydı; çünkü bir hesabı vardı, bir ideali vardı. Azalmayan bir zafer coşkusu, imanla dolu bir kalbi vardı. Peygamber emaneti ilk kıblemizin bulunduğu topraklarda, Hz. Ömer’in emaneti bir kentte, Haçlıların dolaşmakta olmasını içine sindiremiyordu. O ilk kıbleyi ve Peygamberimizin mirac’a yükseldiği yerin işgal altında olmasını kabullenmiyordu. Çocuğunu kaybetmiş bir ana gibi oradan oraya koşturuyor, Müslümanları cihata çağırıyordu. Gözünün pınarları hiç kurumuyordu. Kendini sürekli  kurtarılmasında sorumlu hissediyor, aklına kutsal emanet şehir geliyor ve sürekli gözyaşı döküyordu.
Üzüntüsünün nedenini soranlara “Kudüs ve Mescid’i Aksâ, Haçlıların işgalinde olduğu müddetçe ben nasıl olur da gülebilirim, istediğim gibi rahat yemek yiyebilirim ve hele nasıl gözüme uyku girebilir” diyordu.
Fâtımî Sultanı El Müsta’lî her ne kadar 1096 yılında Kudüs’ü ele geçirmişse de Haçlılar, 1099 yılında Kudüs’ü ele geçirip istila ederek yakıp yıktılar. Birçok Müslüman kadını, ihtiyar, genç ve çocuğu da gözlerini kırpmadan kılıçtan geçirdiler. Mescid-i Aksâ’yı da yağmalayıp kubbesine haçlar diktiler, içerisini de heykellerle doldurarak kiliseye çevirdiler.
Sonunda beklediği gün geldi. Artık her şey tamamdı, bütün dünyaya hak dinin gücünü göstermenin zamanı gelmişti. Kendisi gibi şartlar da hazırdı, son kez duasını etti. Ardından ağır ağır hazırlandı, ordusunu toparladı, stratejisini belirledi ve ilk kıblenin yolunu tuttu.       
Mübarek komutan Sultan Salâhaddîn-i Eyyûbî, 1187 yılında, Kudüs’ü, Haçlılardan kurtardı, mübarek makam Mescid-i Aksâ’yı geri aldı,buradaki haçları ve putları kaldırtarak burasını eski haline getirdi ve yeni bir mihrab yaptırdı. Kudüs halkına da çok iyi davranarak onların takdirini kazandı, hayır dualarını aldı. Kısa süre sonra imanını, gücünü ve azmini gören Haçlılar şehrin anahtarını muzaffer komutana teslim ettiler. Mağlubiyeti kabul ettiler.       
Hoşgörülü komutan daha kente girmeden barbarlığa alışkın olan Haçlıları şaşkınlığa uğrattı. Daha öncesinde kadınları ve çocukları dahi öldürerek şehre giren Haçlılara bir şey yapmadı. Kimsenin malına, canına ve ırzına dokunmadı. Şehri rahatça terk etmeleri için gerekli tedbirleri aldı.
Bu zafer çok önemliydi. Çünkü Müslümanlar, Haçlıların doğu sahiline gelişinden bu yana böyle bir zafer kazanmamışlardı. Bu zafer mücahit komutan Salâhaddîn-i  Eyyûbî’ye nasip oldu. Ordusu’yla Kudüs’e girdiği gün aynı zamanda Hz. Muhammed (S.A.V)’in Mekke’den Kudüs’e mücizevi çekilde götürüldüğü, müjdeler aldığı Mirac’ın yıl dönümüydü. Bu galibiyetle Kudüs ait olduğu yere İslam’a döndürülmüştü. Muzaffer komutan ilk olarak sevinç gözyaşlarıyla Mescidi Aksâ’ya geldi. Haçlılarca tahrip edilen Mescidi Aksâ’yı kendi elleriyle süpürdü, gülyağıyla yıkadı. Artık Kubbetü’s Sahra’daki haç indirilmiş, 88 yıldır duyulmayan ezan sesi tekrar şehri nurlandırmıştı. Mescidi Aksâ’da ik Cuma namazı kılınmış, şehirde Müslümanların hakimiyetinde 8 asır sürecek olan barış dönemi başlamıştı.
Bu mümtaz kumandandan sonra, Eyyûbîler arasında taht ve siyasi anlaşmazlıklar baş gösterdi, komutanlar biribirlerine düştüler. Bunu fırsat bilen Haçlılar, Mısır ve Şam Eyyûbîleri arasında süre gelen anlaşmazlıklarda, Şam Eyyûbîleri tarafını tutarak 1244 yılında tekrar Kudüs’ü ele geçirdiler.
Mısır Eyyûbî Hukümdarı Es-Sâlih Necmeddin, Hârezmlileri yardıma çağırdı.Hârezmliler de Suriye’yi baştan başa katederek Kudüs’e geldiler ve Kudüs’ü ele geçirdiler. Bu hadiseden sonra,Kudüs tekrar Mısır Eyyûbîlerinin hakimiyetine girmiş oldu. Bundan sonra Kudüs, Müslümanların hakimiyetinde kaldı. Fakat, sonra, Moğollar, Kudüs’ü istila ettiler ve burasını yakıp yıkarak adeta harabeye çevirdiler. Eyyûbîlerin yerine geçen Memlûkler, Moğolları geri püskürtüp Kudüs’ü tekrar geri aldılar ve Kudüs’ü isgalden kurtardılar.
Memlûkler zamanında, Sultanın yardımcısı tarafından yönetilen Kudüs, büyük bir ilim ve irfan merkezi haline geldi ve büyük insanlar yetiştirdi. Ayrıca Memlûkler, Kudüs’ün yapılaşmasına da büyük önem verdiler. Yollar, hanlar, kervansaraylar yaptılar. Memlûk Sultanı Nasîrüddîn Muhammed de Mescid-i Aksâ’nın mihrabının yanlarına iki pencere açtırdı, Yükseltilmiş kısmının kuzeyindeki sütunları ve Pamukçular kapısını yeniden yaptırdı. Harem’deki iki mabedin kubbelerini de yaldızlattı.
Sultan Eşref Kayıtbay da Harem’in yüksek kısmı ile batı duvarı arkasında bir çeşme yaptırdı. Mabed’in Zincirler kapısı yanında bir medreseyi genişletti ve şehrin su yollarını tamir ettirdi.
Daha sonra, 29 Kasım1947’de BM tarafından, Kudüs milletlerarası bir statüye kavuşturuldu.  Araplar bu statüye karşı çıkarken Yahudiler bu kararı benimsediler. Akabinde İngilizler, Kudüs üzerindeki tüm koruma haklarına son verdiler. Ne yazık ki bu bir anlaşmalı kavga idi. Çünkü hemen aynı gün, İsrâil Devleti kuruldu. İsrâil, Kudüs’ü kendi içerisine aldı. Ürdün de Filistin’in geri kalan kısmını, eski Kudüs şehriyle birlikte ilhâk etti.
Selçuklular,1071 tarihinde Kudüs’e hakim oldular,1099 yılına kadar, 28 yıl burada hüküm sürdüler. Kudüs’e büyük önem ve değer verdiler. Hatta Mescid-i Aksâ’da, Selçuklulara ait bir kitabe bulunmuştur. 
Osmanlılar 28 Aralık 1516’da Sinan Paşa önderliğinde, Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferinde Kudüs’e girdiler. Kudüs’ün Fethinden sonra Yavuz Sultan Selim, Mukaddes Kudüs şehrini 31 Aralık 1516 tarihinde ziyaret etti ve şehrin ismini Kudüs-ü Şerif olarak değiştirdi. Osmanlı Devleti Kudüs'e 400 yıl hâkim olmuştur. Osmanlı için Kudüs her zaman büyük önem taşımıştır. Kanuni Sultan Süleyman, Sultan 4.Murad, Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz ve 2.Abdülhamid Han, Kudüs Şehri için pek çok hizmette bulunmuşlardır.
Mübarek Kudüs’e ve Mescid-i Aksâ’ya hizmet edenlerin hepsinden, Allah (C.C.) Hazretleri razı olsun. Mekanları cennet, makamları Cennet-ül Adn ve Firdevs olsun. Âmin !.. Âmin !..
Selam ve saygılarımla…

Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.