ustilanlar
08 Nisan 2020 Çarşamba
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Osmanlıdan Cumhuriyete, İslâm Âlimleri -5
MUSTAFA DAMLARKAYA

Osmanlıdan Cumhuriyete, İslâm Âlimleri -5

18.11.2019 10:29 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Ahmed Hamdi Akseki
“Kur’ân-ı Kerim’e göre, Devletin üzerine kurulduğu esas ikidir. Birincisi; adalet, ikincisi; emanetleri ehline vermektir. Dolayısıyla bu iki esası muhafaza eden herhangi bir hükümet, şekli ne olursa olsun, İslâm nazarında meşru ve makbuldür. Müslümanlık şekle değil, ruha ehemmiyet verir.”  Ahmed Hamdi Akseki
Ahmed Hamdi Akseki, adı ve hizmeti, Diyanet’le bütünleşmiş son devrin alimlerinden biridir. Dini hizmetleri yanında, basın hayatına da girerek yirmi iki yaşlarında, Sebilü’r Reşad dergisinin en önemli yazarları arasında adını duyurdu.
Bulgarların, buradaki Müslümanlara şiddetine karşı, her şeyi göze alarak Bulgaristan’a girdi ve buradaki Müslümanları irşada çalıştı. Burada iken, Bulgarların zulümlerini görerek ince tespitler yaptı ve Bulgarların mutlaka savaşa gireceklerini söyleyerek Balkan Savaşı’nın boyutlarını çok önceden haber veren ileri görüşlü bir insandı.
Bahriye Mektebi’nde dersiam olarak o zamana kadar çok kuru ve sıkı bir metodla işlenen dini ve ahlaki konuları, yepyeni bir anlayış ve müspet ilimlerle bağdaştırarak anlatmaya başlamış, bu suretle genç bahriyelilerin üzerinde derin tesirler meydana getirmiştir. Gençlerin vicdanlarında din duygusunun samimiyetle gelişmesine çalışmış, bu bakımdan da din dersi o yıllarda, Bahriye Mektebi’inde en sevilen ve beklenilen bir ders olmuştur. 
1916-1918 arasında, çeşitli camilerin kürsü şeyhliklerinde bulundu. Kürsü Şeyhliği; o zaman Arapça okunan hutbeyi, dil bilmeyenlere, Cuma namazından sonra açıklamak maksadıyla konulmuştu. Aynı yıl, Anadolu’daki Milli Mücadele hareketine katılmak üzere, bütün vazifelerinden istifa ederek gizlice Ankara’ya geldi. Hamdi Efendi’nin, Milli Mücadele’nin manevi cephesindeki hizmetleri çok önemlidir. Bir yandan yazı, vaaz ve irşadlarıyla halkı, diğer yandan da dini konferanslarıyla gençleri aydınlatmaya çalıştı.
Tedrisat Umum Müdürlüğü görevinde iken, tahsil arkadaşlarıyla kıymetli bir heyet oluşturdu. Bu heyetin yardım ve desteğiyle medreselerin müfredat programlarının ıslahı konusunda ciddi çalışmalar yaptı ve Daru’l Hilafe Medreseleri’nin sayısını 13’ten, 38’e çıkardı. Medreselerin ıslahı konusundaki çalışmalarından dolayı Mustafa Kemal Paşa’nın takdirini kazandı. Atatürk, Hamdi Efendi’nin verdiği, Fransızca, Hadis, Fıkıh, Coğrafya derslerinde, sınıfa girerek öğrencilerle uzun uzadiye meşgul olmuş ve “derslerde talebenin en asri mefkurelerle yürüdüğünü görmekle memnun oldum. Müşahade ettiğim şeylerden dolayı, gelecekte memleket için memnunum. Aksekili Ahmed Hamdi Efendi’ye teşekkür ederim” diyerek oradan ayrılmıştır.
Atatürk, buradan Sultani Mektebine giderek şu konuşmayı yapmıştır. “Hatta, alimlerimizin, ilim ve irfan erbabımızın irşad himmetiyle, inşaAllah, İbn-i Rüşdler, İbn-i Sinalar, Farabilar, İmam Gazaliler, milletimizin içinden çıkarak bu asrın tekabülatıyla mücehhez olarak din hakikatlerini ihya edeceklerdir.”
Ahmed Hamdi Hoca, 1925 yılında Ankara İstiklâl Mahkemesi’nde, Tarikat-ı Salahiye Cemiyeti’ne üye olmak suçundan yargılandı. Bu cemiyetle alakası olmadığını savunarak beraat etti. Rıfat Hoca’nın Başkan olduğu dönemde, Diyanet, önemli ölçüde onun tarafından idare edilmiştir. Dini boşluğu doldurmak için, yine bu dönemde, halk için, çocuklar ve öğrenciler için, dini eserler hazırlayarak devrin bu konudaki korkunç boşluğunu doldurmaya çalışmıştır.
“Ahlak Dersleri”, “Askere Din Dersleri”, “Köylüye Din Dersleri”, “Vel’asri Suresi’nin Tefsiri”, “Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) ve Müslümanlık”, “Peygamberimizin Mucizeleri” ve “Yeni Hutbelerim” bu dönemde, halka ışık tutan ve çok faydalı olan, çok değerli eserlerdir. 
Aksekili Hoca, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı olduğu dönemde “İslâm, Fıtri, Tabii ve Umumi Bir Dindir” adlı hacimli ve ilmi eserini yazdı. Bunun yanı sıra 4 kitap halinde “Yavrularımıza Din Dersleri”ni yayınladı. Aksekili Hocamız, devrin ihtiyaçlarını göz önüne alarak eserler yazmıştır. Bir yandan çocuklar, bir yandan da münevverler için, İslâm hakkında doğru bilgi verecek kitaplar yazmıştır. Emsallerinin olmaması sebebiyle, bu eserler, yıllar yılı, Anadolu’da dinini öğrenmek ve öğretmek isteyen insanların, temel başvuru kitapları olmuştur.
1939 yıllarında, Diyanet İşleri Başkanı Şerafettin Yaltkaya zamanında yine Türkçe Kur’ân’la ibadet etme hastalığı nüksetmiş, Yaltkaya “Arapça’dan başka dillerde ibadet edilebilir” beyanı ile, siyasi iktidarın, yine dinde reform istikametinde idi. Hatta, belki de reform ve değiştirme, bir ilk merhale sayılacak asıl hedef, dinin cemiyet hayatından büsbütün silinmesi olacaktı.
Matbuat Genel Müdürü, Vedat Nedim Tör, “Kur’ân’dan İktibaslar “isimli eseri neşretmesi üzerine, Eşref Edip Bey“ Biz her ne şekilde olursa olsun, memleket dahilinde, dini neşriyat yapılarak dini bir atmosfer meydana getirilmesine ve gençlik için, dini bir zihniyet fideliği vücuda getirilmesine taraftar değiliz” babında, bu resmi yazıyı göndermiştir. Devam edecek.
Selam ve saygılarımla…
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.