ustilanlar
13 Kasım 2019 Çarşamba
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Osmanlıdan - Cumhuriyete, İslâm Âlimleri
MUSTAFA DAMLARKAYA

Osmanlıdan - Cumhuriyete, İslâm Âlimleri

13.10.2019 23:14 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Elmalılı Mehmet Hamdi Yazır “Gökleri, yeri ve bunların içine yayıp ürettiği canlıları yaratması
da O’nun delillerindendir.” (Şûra- 29).
“Allah Teâlâ, insanı yalnız yerde yaşayacak ve yerdeki eşyadan faydalanabilecek bir halde yaratmamış; ona semadan da bir istifade hissini yaratmıştır.
Şu halde insan, yalnız arzi (dünyevi) bir mahluk değildir. O, yerler daralırsa göklerden de faydalanmaya izinlidir.” diyen Mehmet Hamdi Yazır, Ay’a çıkılmadan en az elli yıl önce, Allah’ın izniyle göklere çıkılabileceğini açıklar. Ona göre göklerde yaşayan canlılar vardır.
Ona göre Kur’ân, her yüz senede bir tefsir edilmeli, ilmin ve fennin ulaştığı en son bilgiler, nazar-ı itibara alınmalıdır.
Böylece hem eski tefsirlerden hem de müsbet ilim kitaplarından ve ihtisas ehlinden istifade edinilmiş olunur.
Mehmet Hamdi Yazır Efendi, son devrin yetiştirdiği en büyük alimlerden birisidir. İlim adamlığı sıfatını daima korumuş, siyasete girdiği, mebus, Diyanet İşleri Başkanlığı hatta bakan olduğu dönemlerde bile, ilimden uzaklaşmamıştır.
Elmalılı Hoca Efendi, öğrenmeyi ve öğretmeyi fevkalede seven bir insan olarak ikinci Rütbe Osmanî nişanı ile taltif edilmiş, 17 yıl evinde inzivaya çekilmiş, bu süre içerisinde ilmini en
olgun ve dolgun zirveye çıkararak Türkçe en geniş ve kapsamlı 9 ciltlik, 6433 sayfalık “Hak Dini Kur’ân Dili, Yeni Meali Türkçe Tefsir” adı altında, meşhur tefsirini, 12 yıl uğraşarak
yazmış olan çok değerli bir alimdir. Bu tefsirin yazılması,TBMM tarafından kararlaştırılmış ve Diyanet İşleri tarafından da basımı gerçekleştirilmiştir.
Böylece, bu tefsiri okuyanlar dinini anlayacaklar ve dini sahada gittikçe yayılan kopkoyu cehaletten kurtulacaklar ve Kur’ân konusundaki bilgisizlikten istifade eden, kötü niyetlilerin
ortaya çıkardıkları, bozuk ve yanlış Kur’ân tercümelerinin de önüne geçilmiş olunacaktı.
1926 yılından itibaren, namazda Türkçe Kur’ân okuma faaliyetleri görülmeye başlanmış, Erenköy’de bir camide, Kur’ân’ı, Türkçe okuyarak namaz kıldıran imam Diyanet tarafından takibe alınarak vazifeden alınmıştır. “Kur’ân’ın Türkçe tercümesiyle namaz kılınamaz, haşa!..” diyerek bir de not koymuştur.
Meal olarak yazdığı tercümelerde Kur’ân’ın ifade tarzına aynen uymuş, cümle teşkil tarzı ve nahvi aynen bırakmış, ifadeleri Türkçe şive ve üsluba göre değiştirmiştir. Meal kısımlarında
yaptığı dilbilgisi kurallarını bir yana bırakarak sadece Arapça kelimeyi kaldırıp yerine Türkçesini koymuş, aslındakinden fazla kelime koymamaya çalışmıştır. Böyle yaparak birilerinin yapacağı yanlış uygulamanın önüne geçmiştir.
Gerçekten de tefsirinin mukaddemesine bakıldığında Hoca’nın, Türkçeye çok hakim olduğu, edebi zevkinin yüksekliği ve üslubunun güzelliği dikkati çeker.
Elmalılı Hoca Efendi, günün gelişen tekniğine ve pozitif ilimlerine ilgisiz kalmamıştır.
Çünkü, ilim ve fennin, imanı kuvvetlendiren bir tesiri olacağına inandığından, ilmi ve fenni gelişmelere işaret eden ayetlerden örnekler vermiştir.
Mesela A’raf suresinin 57. ayetine dayanılarak muharrik güç elde etmekle uçakların yapıldığını söylemiştir. Bu da Hz. Muhammed (S.A.V.)’in peygamberliğinin en kesin delillerinden biridir. Ayrıca gök cisimlerini her birinin ayrı bir yörüngede hareket etmeleri, Kur’ân’ın büyük bir mücizesi, dünyanın semadan ayrılmış olması da Kur’ân’ın fen ve fefsefeye önemli bir dersidir.
“Yüce Allah, insanı mükemmel yaratmış, önce dünyayı ve dünyadaki bütün eşyayı yaratarak onun istifadesine sunmuş, sonra iradesini göklere yöneltmiş (fesevâhünne seb’a semâvât).
Semanın yedi parçasını tesviye etmiş, dünyayı yaratarak bunlarda da tadilat yapmış, bunlardan da arza ve insanlara menfaatler temin etmiştir.
Böylece insanlar bu nimetlerden yararlanarak Allah’ın ayetlerini görürler, ilimler ve fenler edinerek cisimleriyle çıkarlar, mi’raç yaparlar.
Demek ki yüce Rabbimiz, insanı yalnız yerde yaşayarak buradaki eşyadan faydalanabilecek şekilde değil, yerler daralırsa, göklerden de faydalanmaya izinli yaratmıştır. Ne var ki nice insan kendisini sadece yerle alakalı varlık sanır, semadaki menfaatlerinden gafil avlanır” tefsirinde böyle demiştir, Elmalılı Hoca Efendi.
Yine tefsirinde birçok teknik gelişmeyi, ayetlerin işaret ettiği manalardan çıkarıp anlatır. Bütün bunların kâinatta var olduğunu, insana düşen görev de bunları arayıp bulmak ve ortaya çıkarmak olduğunu söyler.
Yusuf suresinin 94. ayetini açıklarken Hz. Yakub’un, Yusuf’un gömleğinin kokusunu seksen fersahlık mesafeden duymasının, ses naklinde, elektrik dalgalarının, koku ve koklama hissine hizmet ettiğini, zerrelerdeki kokunun ısı ve ışık gibi, yayılmamaya kabiliyetli olduğunu,
kokunun, havadan, bir telsizle şimşek gibi naklini,dolayısıyla de bu konuda gizli bir kanunun varlığını ihtar ederek anlatmıştır.
Elmalılı Mehmet Hamdi Yazır Efendi, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında almış olduğu vazifeyi hakkıyla yapan büyük bir alimdir. Rabbim, kendisine rahmet etsin. Âmin, Âmin!..
Selam ve saygılarımla…
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.