16 Ocak 2018 Salı
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Osmanlı'ya İhanetin Cezası
MUSTAFA DAMLARKAYA

Osmanlı'ya İhanetin Cezası

24.12.2017 21:28 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Büyük Türk tarihi, büyük zaferler, muazzam yönetimler, bilim ve adaletle doludur.
Ama yönettikleri halkların birçoğundan da büyük çaplarda ihanetler görmüş, arkadan hançerlenerek vurulmuşlardır.
   Allah'ın hikmeti, Türklere kim ihanet etmişse maalesef  iflah olmamışlar, Allah'ın gazabı da üzerlerinden hiç eksik olmamıştır. Çünkü, özellikle, Türkler Müslüman olduktan  sonra, hep İ'lây-ı Kelimetullah'ı yaymak için çalışmışlar, Allah'ın lütfuna mazhar olmuşlar, Allah Teâlâ Hazretleri de Türkleri adeta korumuş, onları her yerde yükseltip yüceltmiştir. Bundan dolayıdır ki Allah'ın sevdiği bu millete, ihanet edenler de hep cezalarını çekmişler, yüzleri gülmemiş, iki yakaları bir araya gelmemiştir.
    İngiliz ve Fransızlara, inanan ve güvenen ve Türklere karşı da bir acımasızlık ve ihanet içerisinde olan Araplar, Şam'dan, Medine-yi Münevvere'ye kadar uzanan, 1320 km'lik demiryolu boyunca, kümelenmiş olan Türk askerine hücum edip çok iğrenç ve korkunç vahşetler yapmışlardır.
   Hatta, Lawrens, " Bu savaş, Türklerin askeri gücüne değil, kalp ve zihinlerine karşı verilen bir savaştır. " der. Ne yazık ki bizim, kavm-i Necip dediğimiz dindaşlarımız olan Arapları, çok iyi organize edip bize karşı kullanarak bu savaşı kazanmışlardır. 
   Çünkü hain Lawrens, Arapların isyan etmelerinin, İngiliz İmparatorluğu'na  çok faydalı olacağını, bunun neticesinde de İslam bloğunun parçalanacak onların da Osmanlı Devleti'ni yenmelerini sağlayacaktı. Yine onlar çok iyi biliyorlardı ki kurulacak Arap devletleri, onların kemik kemiren köpekleri olacak ve onlar için bir tehlike olmayacaktı. Yine biliyorlardı ki Arap devletleri yeteneksiz, birlikleri olmayan, muhteris,kapasitesiz,seviyesiz kabile adamlarından oluşacaktı.
   İngiliz Yüksek Komiseri Sir Henri, bunu bildiği için, 1915 yılında, Arapların bağımsızlığını tanımaya hazır olduklarını bildiren bir mektup yazarak Mekke Şerifi Hüseyin'e halifelik  sözü verdi.
   Nitekim hain Şerif Hüseyin, İngilizlerin kandırmasıyla 1916 yılının Haziran ayında Osmanlı Devleti'ne isyan etti. Demiryoluna sabotajlar yaparak baskınlar yapıp Türk askerlerine saldırdı, böylece, Şam'a doğru yürüyen, İngiliz kuvvetlerinin yolunu açmış oldu.
   Hatta Rusların, 1917 yılında açıkladıkları, gizli Sykes-Picot anlaşmasının vesikalarını Cemal Paşa, Akabe Emiri Faysal'a gönderdi, bu vesikalarda İngiliz ve Fransızların ihanetleri gözler önüne serildi, heyhat ki bu belgeler dahi, Arapların gözünü açamaya yetmedi.  
   Yine ne yazıktır ki Osmanlı'nın ümmetçi anlayışında Araplar, halen daha Arap milliyetçiliğini koruyarak yaptıkları hain ittifaktan, daha fazla menfaat elde edeceklerini beklediler. 1918 yılında savaş sona erdiğinde ise. Arapların o büyük hain ihanetleri suratlarına çarpmıştı.
   İşte Arapların bu ihaneti, İngiliz ve Fransızların işine gelmişti. Bu ihanetten sonra Osmanlı'yı yendiler. Söz verdikleri Arap devletini kurmadılar. Bilakis Arap ülkelerini aralarında paylaştılar, sınırları kendi menfaatlerine göre çizdiler, Arap halklarını da birbirine düşürerek kas kas güldüler. Bu sırada da Yahudi Devleti'nin kurulmasına ön ayak oldular.
   Araplar arasındaki rekabet ortaya dökülünce Şerif Hüseyin Hicaz kralı oldu. Oğulları; Ali veliaht oldu,Faysal Irak kralı,Abdullah Ürdün emiri oldular. Fakat bu bahar şenliği kısa sürdü.
   Arap şeylerinden, Vehhabi reisi Abdülaziz bin Suud, derhal harekete geçti. İngilizler bu defa onunla görüşerek vehhabi görüşünün bu bölgeye yayılmasını sağladılar. Suud,Mekke üzerine yürüdü, Hüseyin kaçtı, kutsal şehirler vehhabilerin eline geçti. Hicaz krallığı yıkıldı. Halbuki Hüseyin'in oradaki gücü, Osmanlı'nın onları koruyuşundan ileri geliyordu. Bu ahmak hain bunu bilemedi.
   Bu şekilde İngilizler, ehl-i sünnetin karşısına, ona ters itikadi prensipleri olan vehhabiliğin benimsenmesini sağlayarak bunu bölgeye hakim kıldılar. Orada Osmanlı'nın olmayışı, halifeliğin de bulunmadığını fırsat bilen İngilizler hemen hemen tüm Ortadoğu'yu ve Hicaz'ı ele geçirdiler.
   Vehhabiler,Hüseyin ve ailesini, Kıbrıs'a sürdüler, Bir zaman sonra, kendisi ve Ali orada öldüler. Faysal,İngilizler tarafından zehirlendi. Yerine Gazi geçti, O da bir kazada sırlı bir şekilde öldü. Yerine oğlu II. Faysal geçti. Fakat, Irak'ta patlayan ihtilal bu aileyi silindir gibi ezerek yok etti. Ürdün'de Abdullah, Ömer Camisi önünde öldürüldü. Yerine Tallâl geçti. Ona da suikast yaptılar. Daha sonra seri suikastlar birbirini takip edip gitti? 
   Her ne kadar Şerif Hüseyin pişmanlık içerisinde ölse de İngilizlerin, bu bölgede Türklerin
Arapları geri bıraktığı propagandasına bu imkanı verdi. Bundan dolayıdır ki Araplarda Türk düşmanlığını hep canlı tuttu.
   Osmanlı'ya karşı başlatılan büyük Arap isyanlarının gayesi, Mekke'yi de içerisine alan Bağımsız bir Arap devleti kurmaktı. Buna, Haziran 1916 yılında başladılar. Onlara göre, 400 yıllık bu karanlık baskı son bulacaktı.
   Bu durum, Amerika ve İngiltere'nin emrinde olan Ürdün Krallığında da mevcuttu. Onlar da Osmanlıların yönetimindeki bu 400 yılın, bir istibdat olduğunu söylüyorlardı. Ama, bugünkü Ürdün'ün sınırlarını çizerek onları kuranların,İngilizler olduklarını da bir türlü söyleyemiyor lardı. 
   Bugün Ortadoğu, sömürgeci İngiliz ve Batı tarafından her an karıştırılabilir ve yönetilebilir bir hale getirilmiştir. Bu bölgede kendi menfaatleri doğrultusunda yeni ülkeler kurup yeni sınırlar çizme peşindedirler. Dün Araplar ve Şerif Hüseyin idi. Bugün de Kürtler ve pkk, Batı'nın taşeronu olarak Büyük Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı, yeni bir ihanete doğru itilmektedirler. Halbuki Kürt kardeşlerimiz, hain Şerif Hüseyin'in ihanetini çok iyi görüp ondan ders almalıdırlar. 
  Dün Osmanlı'ya ihanet eden, bugün de her fırsatta,Büyük Türk Devleti'ne ve onun Kahraman evlatlarına, çirkin iftiraları atan, Fransız ve İngiliz'in, maraba ve hızmekerlerine en büyük ve sert cevabı veren, yine, Muhterem Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. İslâm Âlemi'nin tek umudu olan, Muhterem Cumhurbaşkanı'mız var olsun,sağ olsun. Sen çok yaşa Muhterem Cumhurbaşkanı'mız. Âmin !..Âmin !..Âmin !..Devam edecek.

   Selam ve saygılarımla?

reklam
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.