ustilanlar
22 Ocak 2020 Çarşamba
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > NATO Zirvesi ve Türkiye’ye Yönelik Tehditler
MUSTAFA DAMLARKAYA

NATO Zirvesi ve Türkiye’ye Yönelik Tehditler

04.12.2019 15:32 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA

  NATO kafa, halen daha Türkiye’nin çok önemli bir müttefik olduğunu anlamayarak Haçlı Ruhu zihniyetiyle hareket etmektedir. Görünen düşman,Varşova Paktı yok olunca NATO’nun maskesi düştü ve gerçek kimliği olan, Haçlı Ruhu ortaya çıktı. Bunu da 1990 yılında yapılan NATO zirvesinde, Thatcher’ın “NATO’nun yeni düşmanı İslam’dır”sözleriyle dünyaya ilan etti.

    Nitekim bu yıldan sonraki ilk askeri tatbikatta, düşman kuvvetleri için,Kızılorduyu temsilen kırmızıdan,İslam niyetiyle yeşile dönüşmüş, böylece niyetleri tam olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonraki yıllarda da bunu kamufle için, NATO’nun hedefi İslamiyet değil, İslami terördür yalanına sığınmışlardır.

    Halbuki kendilerine Müslüman görüntüsü vermek suretiyle,Müslümanları sömüren ve kemiren teröristler, bizatihi, Batı ve NATO tarafından üretilerek Müslümanları mağdur etmişlerdir.

    Hani bir zamanlar,ABD Başkanı Bush’un, “Bizim yanımızda olmayan terörün yanındadır”

sloganları atarak İslam dünyasına karşı başlattığı harekâtın ilk hedefi olan Afganistan’ı 18 yılda bitirdikten sonra,“savaşmak için” gittikleri Taliban ile masaya oturmadılar mı? 2003'te de 

“kimyasal silah var” yalanı ile Irak'ı işgal ederek milyonlarca Müslüman öldürdüler, Irak’ı yerle bir ettiler. Hani,demokrasi getirmek için, girdikleri Suriye’nin durumu ise ortada. Afganistan ve Irak işgallerini, Başkan Bush “Modern Haçlı Seferleri” olarak nitelemişti.

    Kısaca, 2001’de terörle mücadele için, yola çıkan ABD, şimdi terör örgütleriyle omuz omuza Müslümanlarla savaşmakta; bunu da NATO ile yapmaktadır. Bu iki yüzlüler,Türkiye’yi de hiçbir zaman gerçek üye olarak görmemişler, yıllarca kullanmışlardır.

    New York’un göbeğinde kendileri sun’i saldırılar düzenlediler, bunu bahane ederek NATO’yu devreye soktular ve dünyaya savaş açtılar. ABD, en büyük risk altındaki NATO üyesi olan Türkiye’nin yıllardır boğuştuğu terör örgütlerine karşı kılını bile kıpırdatmadığı gibi, onlarla içten içe, alttan alta ittifak yaptı. Türkiye’yi, NATO’nun hasmına yakın olmakla eleştirdiler ama, kendileri, Suriye’deki üsleri, Türkiye’ye değil, hasmına teslim ettiler. Çünkü, onlara göre, Haçlı ittifakı her ittifakın üzerindedir. Hani, Kudüs’ü, İngilizler işgal ettiği zaman,Birinci Dünya Savaşı’nda, sözde dostumuz Almanya’nın komutanları, zil takıp oynamamışlar mıydı? Hani dostluk, hani müttefiklik?

   NATO’nun, kurulduğu yıllardaki hedefi, komünizmle mücadele fırtınası değil miydi? Türkiye’yi üye ederek bu evliliğe razı etmediler mi? Ama, ne yazık ki tehditleri ortadan kaldırmak için girdiğimiz NATO, bizim için tehdit olmaya başlamıştır. 1960, 1980, 28 Şubat, pis darbelerini organize etmiş, gizli 15 Temmuz isgali ile vatan haini fetöyü devreye sokarak Türkiye’yi içeriden nasıl çökertiriz hesaplarını yapmış, dış düşmanların yapamadığını yapmıştır. Ne yazık ki NATO karargahları, Türkiye’yi içeriden çökertme planlarının bir numaralı uygulayıcıları olmuşlardır. Türk milleti şurasını iyi bilmelidir ki fetö, Türkiye’nin düşmanı her kim varsa onlarla işbirliği yapmıştır, yapmaktadır ve bundan da hiç çekinmemiştir.

    Peki bu NATO’nun, Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan istekleri nelerdir: Diyorlar ki; Ortadoğu’daki haritaları değiştireceğiz ( Hani Kondalize Razz,2006 da, Ortadoğu’da, 22 ülkenin sınırları değişecek değişti ya), dünyanın düzenini değiştireceğiz, Akdeniz’i yağmalayarak Kudüs’ü, İsrail’in başkenti yapacağız. Türkiye’ye diyorlar ki “ Ne diyorsak itiraz etmeden kabul edin,sizden isteklerimiz bunlar”. Türkiye’ye diz çöktürmek istiyorlar. Akla hayale gelmeyecek tehdit ve şantajlar yapıyorlar. Muhterem Cumhurbaşkanımız da bunlara direniyor. Onların tehdit ve şantajlarını kabul etmiyor.

    Bu hainler, milletimizin 5 bin yıllık; kültürünü, tarihini, ecdadını, milletini, İslam dinine ait her şeyini değersiz sayıyorlar ve bunları birilerine kabul ettirmek istiyorlar.

    Bugün, NATO'nun müttefiklerinden biri olan Türkiye, Suriye sınırımızdan gelen planlı terör saldırılarından dolayı büyük bir ulusal güvenlik tehdidiyle karşı karşıya kalmış durumdadır.  Türkiye'nin, Suriye ile 915 kilometrelik bir sınırı vardır. Aslında bu, NATO'nun da sınırı sayılır. Ancak NATO müttefikleri terör örgütü YPG'nin Türkiye'ye yönelik planlı saldırılarını görmezden gelmektedirler. YPG’yi bir türlü, bir terör örgütü olarak görmemektedirler.

    Halbuki, müttefiklerimizin, Türkiye'ye yönelik bu tehdidi anlamamaları durumunda, NATO'nun da zayıflayacağını çok iyi bilmeleri gerekmektedir. Bugüne kadarTürkiye, NATO'nun ne amacını ne de varlığını sorguladı. Sorguladığı konu, ittifakın, Türkiye'nin ulusal güvenlik tehditlerini anlama şeklidir. NATO'nun, Türkiye'ye yönelik varoluşsal tehditleri anlaması gerekmektedir. İttifaklık bunu icap ettirir. Bu da ittifakı daha da güçlü kılar. Asıl olan müttefiklerin birlikte hareket etmesi gerektiğidir.

    Burada, Türkiye'nin istediği, bazı müttefikler için güvenlik sağlanırken diğerleri göz ardı edilmemelidir. Tüm müttefiklerin, NATO’nun güvenlik şemsiyesi altında güvenlikleri sağlanmalıdır. Bizim acil güvenlik tehditlerimiz mevcuttur. Güvenlik endişeleri konusunda, tüm müttefiklerin hemfikir olması gerekmektedir. Eğer böyle davranırlarsa anlaşma sağlanır.

    Türkiye, NATO için, NATO da Türkiye için gereklidir. Bu böyle biline. Adımlar buna göre atıla,

     Selam ve saygılarımla …

Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.