ustilanlar
19 Haziran 2019 Çarşamba
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Namazın Önemi!.. - 2
MUSTAFA DAMLARKAYA

Namazın Önemi!.. - 2

15.04.2019 09:37 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Salât kelimesinin yirmiye yakın lügatî anlamı olup daha ziyade ıstılâhi anlamı ile kullanılmaktadır. Salât kelimesi ve türevleri Kur’an’da sözlük (Tevbe-103) ve terim(Bakara-43- Hud-114) anlamı ile doksan yerde geçer.
Dua ve istiğfar (Tevbe 84,103), ibadet ( Maun-4), destek (Taha- 14, Ahzab-43, Maide-12), din ve dindarlık Maide-58), davet ( Hud-87), kulluk (Lokman-31) yaratılışa uygun davranış (Nur-41) gibi anlamlarda kullanılır. Buradan yola çıkarak Kur’an-ı Kerim’de geçen her “salat” kelimesi veya türevinin karşılığını namaz anlamında değerlendirmemek gerekir.
Kur’an’da salavât ( Mü’minun-9, Bakara- 157, Tevbe-99) musallîn ( Müddessir- 43, Mâ’ûn- 4, Me’âric—22) ve musalla( Bakara-125 gibi kelimelerle isim olarak geçen salât kavramı, fiil olarak da sallâ (Alâk-10, A’lâ-15, KIyâmet-31), yusallî ( Al-i İmran-39, Ahzab-43) ve yusallûne ( Nisa-102) gibi formlarda kullanılmıştır. Ayrıca çeşitli edatlarla birlikte de geçmektedir. Musallî namaz kılan kişi, musallâ ise namaz kılınan yere verilen isimdir. Bunlara ilaveten kıble (Bakara-142, 143, 144), abdest (Maide-6, Nisa- 43), örtünme (Âraf-26, Nur-30,31, Ahzab-59) ve kunut, gönülden itaat gibi kelimeler de salât kavramıyla bağlantılı olarak Kur’an’da yer almıştır.
"Yavrum, namazı dosdoğru kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Çünkü bunlar azmedilmeye değer işlerdendir. ( Lokman-17)”. Buradaki oğluna namaz kılmayı emreden Hz. Lokman ( A.S.)’dır. 
"Yalnız bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl. (Taha-14)”. Burada Yüce Allah, Medyen dönüşü, Hz. Musa’ya kendisine kulluk etmesini ve namaz kılmasını emretmiştir.
Kur’anda Hz. Zekeriyya'nın namazından şöyle söz edilmektedir: "O (Zekeriyya) mabette ayakta durmuş vaziyette namaz kılarken melekler ona:'Allah sana bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve sâlihlerden bir Peygamber olarak Yahya'yı müjdeler” diye seslendiler.( Al-i İmran-39)”.
"Beni bulunduğum her yerde insanlara yararlı kıldı. Sağ olduğum sürece bana namaz kılmayı, zekât vermeyi emretti. ( Meryem-31)”. Burada, Hz. İsa’nın daha bebek iken yaptığı konuşmada, Allah’ın kendisine namazı emrettiğini belirtmektedir.
"Kitap'ta İsmail'i de an! Gerçekten o, sözüne sadıktı, resul ve nebi idi. Ailesine namaz kılmayı, zekât vermeyi emrederdi. ( Meryem-54,55)”. Buradan açıkça anlaşıldığı üzere Hz. İsmail, âilesine namaz kılmayı, zekât vermeyi emretmiştir. 
“Onların üzerine mutlaka mescid yapacağız, dediler. ( Kehf-21)”. Bu ayette geçen mescid kelimesinden, Ashâb-ı Kehf döneminde, namazın kılındığı anlaşılmaktadır. 
Namazın, Yahudilere farz kılındığı konusu Kur’an’da birçok yerde dile getirilir ( Maide-12). Hatta Bakara suresinin ilk âyetlerinde zikredilen namaz kılıp infak edenlere dair açıklamaları duyan Medine’deki Yahudi ileri gelenleri, bu ayetler hakkında Allah Resulü (S.A.V.) ile konuşmuş ve burada kendilerinin kast edildiğini iddia etmişlerdir. Ayrıca abdestin de Kitab-ı Mukaddes’te varlığını ifade eden bilim insanları vardır.
Hıristiyan geleneğinde de namazvari ibadetin olduğu söylenebilir. Hıristiyan inancında sabah, öğle, akşam ve yatsı olmak üzere günde beş kez namaz var olduğu, İslâm’dan farklı olarak sabah, öğle ve akşam namazlarının ruhbanlar tarafından,toplu/cemaatle kılındığı, İslâm inancındaki ikindi ve yatsı namazlarına tekabül eden diğer iki vakit namazın, rahipler tarafından bireysel olarak eda edildiği, sözü edilen ibadetin, Nasturi, Süryani, Keldani, Gregoryan kilisesi gibi kadim Hıristiyan mezheplerinde mevcudiyetidir.
Cahiliye Arapları arasında muayyen bir namaz şeklinin bulunduğu bilinmemektedir. “Onların (müşrikler) salâtı, ıslık çalmak ve alkışlamaktan ibarettir. (Enfal-35)” meâlindeki âyette geçen “salât” kelimesi, daha çok müşriklerin, Müslümanların Kâbe’deki ibadetlerine karşı ibadet görüntüsü verdikleri bir engelleme hareketi olarak yorumlanmıştır.
Yine, İbn-i Abbas’ın bir açıklamasına dayandırılan bir yoruma göre, Kureyş kabilesinin ıslık çalıp el çırparak Kâbe’yi tavaf etme şeklinde bir ibadetlerinin bulunmakta olduğu dile getirilmektedir.( Müslim, “Fezâilu’s-Sahabe,” s.132 ).
Hz. Muhammed ( S.A.V.)’e peygamberlik verilmeden, belli bir namaz kılıp kılmadığı konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. (Fahri Kamili, İslâm Fıkhında Namaz İbadeti,) O’nun, nübüvvetten önce diğer insanlardan farklı olarak kıldığı herhangi bir namazının olmadığına dair görüş bildirenler çoktur. Subkî, eserinde her ne kadar Hz. Peygamberin İslam gelmeden önce diğer peygamberlerin şeriati üzerine ibadet ettiğini söyleyenlerin var olduğunu nakletmekle birlikte, bu bilgilerin sağlıklı olmadığını da ifade etmektedir. (Ebû Nasr Tâcüddîn Abdülvehhâb b. Alî b. Abdilkâfî es-Sübkî, Cem'u'l-Cevâmi', (Bennâî haşiyesi ile birlikte), Beyrut: Daru'l-Fikr, 1982, II, 325). Bu konuda, Hz. Muhammed (S.A.V.)’e peygamberlik gelmeden önce ne yaptığına dair, Hz. Aişe’ye dayandırılan bir rivayette “Kendisine yalnızlık sevdirildi. Hira mağarasında kaldığı gecelerce tahannüste (İbadet etmek, eğilmek) bulunuyordu. (Buhârî, “Bed’u’l-Vahy,” 3; Müslim, “İman,” 252; İbn Hanbel, Müsned, VI, 233.)” ifadesi geçmektedir. Devam edecek.
Selam ve saygılarımla…
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.