ustilanlar
04 Haziran 2020 Perşembe
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Müslüman güzel huylu ve güzel sözlü olmalıdır
MUSTAFA DAMLARKAYA

Müslüman güzel huylu ve güzel sözlü olmalıdır

01.03.2020 22:18 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Toplum ve aile içerisindeki kavga,kötülük,dargınlık ve düşmanlılara baktığımızda, bütün bunların başında, düşünmeden ve nereye gideceğini hesap etmeden, ağızdan bir ok gibi attığımız kötü sözlerden ileri geldiğini görürüz.
Halbuki güzel ve yumuşak söz, toplumun istenilen bir seviyeye gelebilmesi için, en
güzel bir vasıtadır. Onun içindir ki talim ve terbiye ile uğraşanların, bu konuya çok
önem verdiği bilinmektedir. Konu ile ilgili basılı evrakda, bir insanın muhatabına nasıl hitap edeceği,konuşmalarında, yumuşak ve tatlı dil kullanılmaya özen göstermeleri gerektiği hep vurgulanmıştır.
Güzel davranış ile latif ve yumuşak konuşma esnasında, insanlar arasında, ayrı
bir bağ meydana gelir ve insanların sevgi, hürmet ve takdirini kazanmaya sebep olur.
İyi ve güzel huylu ve sözlü insanlarla beraber olmak onlarla oturup kalkmak insan
ahlakının güzel olmasına, terbiye ve nezaketinin artmasına vesile olur.
Hani derler ya; bir insan bir parfümeri dükkanına gitse oradan bir şey almasa bile
ya dükkan sahibi ona güzel bir koku sürer ya da oranın güzel kokusunu içine çekerek
oradan gönlü ve ruhu hoş bir şekilde ayrılır.
Bir adam da bir külhancı arkadaşının yanına gitse orada otursa o pis kokuyu içine çekerek ruhu ve gönlü kararır, ya da bir kıvılcım sıçrayarak onu yakabilir. Bundan
dolayıdır ki çok iyi arkadaş ve arkadaşlar seçmek lazımdır.
Bundan dolayıdır ki Müslümanlar, birbirlerine isteklerini, arzularını anlatırken
aralarında konuşurken sohbet ederken fikir alışverişinde bulunurlarken birbirlerine karşı hoşgörü ve yumuşaklıkla muamele etmeleri konusunda çok dikkatli olmalıdırlar. Cümleleri telaffuz ederken birbirlerini dikkatle dinlemeleri gerekir. Hele hele Müslümanların, birbirlerinin kalplerini rencide etmeleri ise, İslâm ahlakına uymayan, yakışmayan kötü sıfatlardandır. Çünkü, Rabbimiz kötü ahlakı, Hucurat suresinde yasaklamıştır. Yine Kur’ân’da, iyiliği emredip kötülükten menedenlerin, kurtuluşa erenlerden olduklarını buyurmaktadır.
Bu ayetle birlikte, neyin iyi, neyin de kötü olduğu konusunu aktarırken bu konuda bilgi sahibi olanların bunu yapmaları gerekir. Her önüne çıkan kendi görüşünü aktarırsa bu yarar yerine, zarar verir.
Rabbimiz “ Hikmet ve güzel öğütle Rabbinin yoluna çağır. Onlarla en güzel yolu kullanarak mücadele et. Yolundan sapanları en iyi bilen Rabbindir. O, hidayete erenleri çok iyi bilir.( Nahl-125)”, buyurur. Bu ayete göre, insanları iyiliğe çağırırken muhatabının bilgi, kültür, inanç, sosyal hayat seviyesi vb. durumları dikkate alarak ona göre bir metot uygulamalı, genelde ise, nazik ve yumuşak davranılmalı, kendi haklılığını göstermek için değil, hakkın ortaya çıkmasını sağlamak için mücadele yapmalıdır.
Allah ü Teâlâ Hazretleri bu ayetlerde ve diğer birçok ayetlerde, tebliğ yaparken bizleri öfkeden ve sertlikten uzak durmamızı, insanlara hilm ve yumuşaklıkla muamele etmemizi istemektedir. Al-i İmran suresinde, Peygamberimizin onlara yumuşak davrandığını, eğer kötü kalpli olsaydı, onların çevresinden dağılıp gidecekleri anlatılmaktadır.
Yine, Rabbim,Hz. Musa (A.S.) ve kardeşi Harun’un, azan ve haddini aşan Firavun’a
dahi, yumuşak söz söylemelerini emretmişlerdir. Bütün bu İlâhî emirler, bizler
için, en güzel öğüt ve mesajlardır. Demek ki muhataba, bu ölçülerde davranılmalıdır.
Eğer muhataba, sertlik ve gazapla, yani öfkeyle muamele edilirse ola ki onun
damarına dokunularak onda, aks-ül amel yapar, onu, camii, cemaat ve hatta ibadetten dahi uzaklaştırabilir.
Bu şekilde muameleye maruz kalan binler, belki onbinler vardır ki bunlar İslâmiyetten ve maneviyattan uzak kalmışlardır.
Bunun vebali de tamir edeyim derken tahrip edenlerin boynuna olsun. Demek ki gerçek ilim ve gerçek güzel ahlaka sahip olmayanların bu hususlarda sükut etmeleri
ve konuşmamaları daha hayırlıdır. Büyük filozof Diyojen’in, “Gölge etme, başka ihsan istemem” güzel sözü ne kadar da veciz bir şekilde bunu ifade etmektedir.
Demek ki söylediğin her söz doğru olmalı, fakat her doğruyu her yerde söylemek
doğru değildir. Böyle davranmak bazen senin gibi, niyeti halis olmayanların
damarına dokunur, onu kazanayım derken kaybedersin.
Müminler, birbirlerine hüsn-ü zanla bakmalıdırlar, birbirlerine hikmetli ve latif sözlerle mukabele etmelidirler. Bazen bir kelime,
sebeb-i saadet, bazen bir kelime,
sebeb-i felaket olabilir. Bazen güzel bir kelime, hoş bir söz, birçok güzel hadiselere
sebep olduğu gibi, bazen de nâ-hoş bir söz, birçok nâ-hoş hadiselere sebep olur. Hani
Yunus’un dediği gibi, “ Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı” . Devam edecek.
Selam ve saygılarımla…
Not: İdlib'den gelen, 33 kahraman vatan evladımızın acı haberi yüreklerimizi
dağladı. Katil Esed ve ikiyüzlü Rusya güçlerinin, kahraman Türk askerlerine
yönelik yaptığı bu haince ve menfur saldırıyı şiddetle lanetliyoruz. Türkiye Devleti,
büyük ve güçlü bir devlettir.
Şehitlerimizin kanını yerde bırakmayacaktır. Bu zorlu günler, birbirimize daha da sıkı kenetlendiğimiz günlerdir.
Gün birlik günüdür. Acımız çok büyüktür. Aziz şehitlerimizin makamı cennet,
mekanları Cennet-ül Firdevs olsun.
Peygamberime komşu olsunlar. Rabbim, gani gani rahmet etsin. Rabbim, gazilerimize de acil şifâlar versin. Âmin, Âmin!..
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.