ustilanlar
23 Eylül 2018 Pazar
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Modern Kimyanın Kurucusu, Câbir Bin Hayyan
MUSTAFA DAMLARKAYA

Modern Kimyanın Kurucusu, Câbir Bin Hayyan

02.07.2018 10:05 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Müslüman alim, Ebu Musa Câbir Bin Hayyan, İran’ın Horasan eyaletinin,Tus şehrinde, 720 yılında doğmuştur. 813 yılında öldüğü tahmin edilmektedir. İslam kimyacılarının en ünlüsü, tabiat filozofu ve çok yönlü alimdir. Tarihin gördüğü en büyük bilim insanı olan Hayyan, başta Kimya olmak üzere; tıp,eczacılık,meteoroloji, felsefe, fizik, mantık, mekanik gibi alanlarda da birçok eser bırakmıştır.
Câbir bin Hayyan’ın başta kimya olmak üzere tıp, fizik, astronomi ve felsefe alanında yaklaşık 200-500 arası eser kaleme aldığı bilinmektedir. Ancak bu eserlerin birçoğu sonradan kaybolmuş, sadece 27 tanesi Latince ve Almanca olarak Nürnberg, Frankfurt ve Strazburg’ta 1473-1710 yılları arasında basılmıştır.
Fransız şarkiyat alimi Catdonne, onu dünyanın 12 büyük dahisinden biri olarak tanımladığını, Bacon’un ondan hayranlıkla bahsettiğini, kimya ilminde açtığı çığırın, Priestley ve Lavoisier’in açtıkları çığırdan daha önemli olduğu ittifakla kabul ettiğini söyledi. Fransız bilim tarihçisi Marcellin Berthelot, bilim tarihiyle ilgili yazdığı kitapta “Nasıl Aristo mantığın kurucusu ise, Câbir Bin Hayyan da kimyanın kurucusudur” demiştir.
Onun kimya tarihindeki seçkin yerini ilk tesbit eden ve kimyayı sistemli bir deneysel bilim haline getirdiğini ilk gören E. J. Holmyard’dır. Bu araştırmacı, ilimler tarihinde Cabir’in yalnız kimyacı değil, ayrıca tabip, filozof ve astronomi bilgini sıfatlarıyla da özel bir yere sahip olduğu görüşündedir. Razi ve İbn-i Sina gibi büyük bilginler, onun için “Üstadlar üstadı” diye söz etmişlerdir. Galileo, Francis Bacon, Newton ve başka birçok bilgin onun eserlerinden faydalanmışlardır.
Ortaçağ kimyacıları, büyük ölçüde onun tesiri altında kaldılar ve İbn Sina gibi filozof bilginler onu üstat olarak tanımladılar. Hatta Bacon onun adından “Üstatların Üstadı” diye söz etmektedir. En önemli vasfı, deneycilik olan Câbir Bin Hayyan,kimya ilminin hem teorik hem de tatbiki alanda gelişmesine yardımcı olmuştur. Dünyada ilk kimya laboratu varını kuran âlim olarak tarihe geçmiştir. Kendi kurduğu laboratuarda, ilk sunî hücreyi yapmıştır.
Galile’den önce, Aristo’nun bazı fikirlerinin yanlış olduğunu, Câbir ortaya çıkardı. Onun kimyanın kurucusu olarak anılmasının asıl sebebi ise simyayı, bir ilim olmaktan çıkarması dır. Câbir bin Hayyan, kendi geliştirdiği yöntemlerle kimyayı, analiz ve matematik gibi sağlam temellerle açıklamış ve kimya biliminin kurulmasını sağlamıştır. Daha sonra da bu alanda kendisini hızla geliştirmiştir. Edindiği tecrübeler, teknikler ve yeni icatlarıyla da Modern Kimya biliminin kaynaklarını oluşturmuştur. Günümüzde damıtma laboratuarların da, hala kullanılan Damıtıcı İmbiğini 8.yüzyılda ilk kez keşfeden ve kullanan Câbir bin Hayyan’dır.
Atom bombasının ilk mucididir.Atom alanında ilk çalışmaları, John Dalton’un yaptığı, uranyumun çekirdeğinin parçalanabileceği fikrini de ilk olarak Otto Hahn’ın ortaya attığı söylense de, kimya alanında ilk laboratuvar kurup çalışmalar yapan bu Müslüman bilim insanı şu sözleri bin yıl önce belirtmiştir: “Maddenin en küçük parçası olan, cüz-ü la yetecezza (atom)da yoğun bir enerji vardır. Yunan bilginlerinin iddia ettiği gibi, bunun parçalanamayacağı söylenemez. O da parçalanabilir. Parçalanınca da öyle bir güç meydana gelir ki Bağdat’ın altını üstüne getirebilir. Bu Allah-u Teala’nın kudretinin bir nişanıdır.”
Cabir Bin Hayyan ateşe dayanıklı bir kağıt ve gece okunabilen bir mürekkep üretmiştir Yine, öyle bir katkı maddesi keşfediyor ki demir üzerine konulduğunda pas yapıyor, kumaş üzerine sürüldüğünde onu su geçirilmez kılıyor. Yani, bugünkü nanoteknolojinin bir türlü temelini atmıştır. Batılı bazı bilim adamları, optik ve mercekler kanununun keşfini de Câbir Bin Hayyan’a dayandırırlar.
Hayyan’a göre ‘bilgi duyularla elde edilir. Buradan derece derece, akli bilgiye yükselir. Bilgide akıl yürütme esastır. Yahut, bilgi akıl yürütülerek elde edilir, ama her bilgi üretmede akıl yetmediği için, belli bir ölçüde sezginin etkisini taşır. Cabir’e göre,duyulur olmayanda duyulura, yani nefiste, cisim olmaya doğru bir arzu vardır.
Binlerce yıl toprak altında çeşitli etkilerle evrimleşen madenlerin en mükemmeli altındır. Kimyacı değersiz madenleri altına dönüştürürken söz konusu semavi etkileri kontrol edebilir olmalıdır. Bu yaklaşımın tabii bir neticesi olarak madenlerin zahiri ve fiziki özelliklerinin yanı sıra, ruhi özelliklerinin de bulunduğu sonucuna varan Cabir, iksir kavramıyla bu görüşünü temellendirmiştir.
Cabir tabiatı iyileştirmenin, hatta tabiatta bulunmayan canlılar türetmenin mümkün olduğundan söz ederek Eflâtun’dan daha ileri gitmiştir. Maddi alemde matematiğe dayanan bir düzen olduğunu savunan Cabir “aynı zamanda gramerle fizik arasında da bir uyum olduğundan söz etmektedir. Çünkü gerek dil gerek tabiat, benzer kanunlar ile ortaya çıkmıştır” der.
Cabir Bin Hayyan’ın uzay bilimi,tekçiliğe ulaşır. Bu felsefi düşünceye göre, Aristo geleneğindeki düşüncenin aksine, en değerli varlık ne yalnız ruh ne de yalnız ceset olup ruhla cesedin birlikte meydana getirdiği varlıktır. Bu fikirden, insanın bütünüyle, ruhani varlıklardan daha üstün tutulduğu anlaşılmaktadır ki, bu da Kur’an-ı Kerim’in insana bakış açısıyla tam bir uyum arzetmektedir.
Cabir Bin Hayyan,Oksidasyon, Redüksiyon, Buharlaştırma, Süblimleştirme, Eritme, Süzme, Damıtma, Kristalleştirme gibi kimyevi teknikleri kimya ilmine kazandırmıştır. Tabiattaki maddelerin saf olmadığını belirtmiş ve bunları saflaştırarak saf elementler elde etmeye çalışmıştır. Onun ilk defa elde ettiği birçok kimyevî bileşik ve madde vardır. Bunlardan bazıları; saf kükürt tuzları, nişadır (NH4Cl), üstübeç PbCO3.Pb(OH), cehennem taşı (AgNO3), kezzap (nitrik asit, HNO3), zaç yağı (sülfürik asit, H2SO4), güherçile (hint) (KNO3), sirke asidi (CH3COOH), süblime (HgCl2), kurşun şekeri (CH3COO), sülügen (civa oksit), arsenik oksit, şap ve hidroklorik asittir (Hcl).Bulmuş olduğu asitleri (HCl ile HNO3) karıştırarak kral suyu adı verilen karışımı elde etti. Câbir Bin Hayyan, altın ve gümüşün kral suyunda çözündüğünü keşfetmiştir. Kral suyu günümüzde altın ve platin gibi soy metalleri çözmede kullanılmaktadır.
O günkü yokluklar içerisinde, bu muazzam çalışmaları yaparak insanlık tarihine bu büyük hizmetlerde bulunan, Câbir Bin Hayyan’ı rahmetle anıyorum. Bugün, bu büyük imkanlar içerisinde,dünya bilimine katkısı olmayan, kimyacılara, özellikle, Nobel Ödülü dahi alamayan, halktan uzak, fildişi kulelerinde, saltanatın yaşandığı bilim yuvalarındaki, akademisyenlere, şitayişle Câbir Bin Hayyan duyurulur. 
   Selam ve saygılarımla…
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.