Yazar : Mehmet Şener

Futbolla olan bütün rabıtam, mavisiyle ayrı beyazıyla ayrı gönül bağım bulunan Erzurumspor
ve tabii ki dünyanın gelmiş geçmiş en klas futbol takımı olan Fenerbahçe’den ibarettir…
Boks Federasyonu ve Atlı Spor Federasyonu’nda da az çok yöneticiliğimiz olmuştur.
Eğer dünyada bütün renkler mavi-beyaz ve de sarı lacivertten ibaret olsaydı, bu benim için
fevkalade olurdu. Öyle ya geriye başka hangi var ki (kırmızı hariç tabii ki) bu dört renk kadar güzel olsun…
Yavuz, hani şu bizim ele avuca sığmayan, nerede güzel ve hayırlı bir iş varsa onun altından
çıkan Anadolu Gençlik Buluşmaları’nın baş direktörü Yavuz Demir… Yine rahat durmamış, tutmuş Erzurumspor teknik heyetinden randevu almış. Hal böyle olunca da, haliyle bizlere de
yola düşmek kaldı.
Cemal Bey kardeşim, (Erzurum Kültür ve Turizm Müdürü Cemal Almaz) Selami Bey kardeşim, (daha önce hani 50. Yıl Ortaokulu’nun şu efsane müdürü Selami Topaloğlu,
şimdinin Cumhuriyet Anadolu Lisesi Müdürü)
Sevgili eğitim uzmanı ve eğitime gönül vermiş bir kimse olan Nevzat Karabağ Lisesi Müdürü Vasip Embil…
Yine eğitim camiasının en seçkin isimlerinden biri olan Nafizbey Meslek Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Ayhan Akbulut…
“Şampiyon yap bizi, cehennemde yak bizi” diyecek kadar, mavi beyazlı formaya gönül vermiş bir Erzurum sevdalısı yiğit ve güzel insan Kadir Parseli…
Genç işadamlarından kıymetli kardeşimiz Muhammet Polat
Bizden sonraki jenaresyonun en keskin kalemi ve en acar gazetecisi Yenigün’ün sahibi kıymetli meslektaşım (bizim Musa) Musa Çakır…
ERİH-DER Başkanı değerli Nuri Toparlak ve yardımcısı Raci Kalaycıoğlu… (Nuri Bey, çantasında hep bir iki adet bulundurduğu İbrahim Hakkı’nın Marifetnamesi’ni Muzaffer hoca’ya hediye etti, son derece şık bir çıkış yaptı)
Cümbür cemaat Erzurumspor’un tesislerinin yolunu tuttuk…
Oraya vardığımızda takım antrenman yapmaktaydı.
Önce Erzurumspor için çok büyük fedarlıklarda bulunan sevgili Uğur Hoca geldi yanımıza.,.
Yönetimden kimsecikler yoktu.
Olsun, zaten biz de futbolcu ve o futbolcuların hocalarıyla bir arada olmak istiyorduk,
öyle de oldu.
Hani çam sakızı çoban armağanı kabilinden (Yavuz’un hazırlattığı) çiçek ve çikolatayı
sunduk.
Sonra Muzaffer Hoca’nın adasına geçtik. Futbolla aram iyi değil, ama Muzaffer Hoca’nın bizde top oynadığı zamanı da iyi bilirim.
O Muzaffer değil miydi ki, Türkiye’nin sayılı sol ayağı…
Rakete vurur gibi topa vurur ve çerçeveyi bulduğunda da sanat eseri gibi topu filelerle buluştururdu… (evet; kabul ediyorum, bu tanımı futbol programlarından arakladım)
İşte o Muzaffer, bugün yeniden Süper Lig namzeti Erzurumspor’un başında…
Kim buldu getirdiyse eline yüreğine sağlık…
Çünkü Muzaffer, teriyle ıslattığı formanın kıymetini bilen ahlak sahibi bir futbol insanıdır. Ne Hüseyin Bey (kulüp başkanı Hüyesin Üneş) ne de mesaisinin çoğunu mavi beyazlı ekip için harcayan bu yüzden ötürü de yengeden fırça yiyen bizim Ömer Düzgün de orada yoktu, ama
manevi varlıklarıyla futbolcuların gönüllerindeydiler.
Biliyorsunuz benim engin bir futbol bilgim var ya, arkadaşlar da sağ olsun Muzaffer Hoca’yla sohbet işini bana bıraktılar!
Gerçi ayıptır söylemesi Yavuz’dan aldığım tüyolar üzerine Muzaffer Hoca’ya Erzurumspor’a dair bi hayli bir şeyler anlattım ama görünen oydu ki sevgili hocamız Erzurum sevdası yüzünden, “Mehmet abi senin de dediğin gibi” deyip durdu.
Tamamen nezaket ve spor centilmenliğiydi…
Hüseyin Üneş’i severim, ama besbelli ki o bizi Muzaffer Hoca kadar istemiş olacak ki ortalıkta görünmedi, olsun…
Erzurumspor şampiyonluğa koşsun da, varsın Hüseyin kardeşimiz bize görünmesin…
Bizim Yavuz, yani şu her taşın altından çıkan ama öcü olarak çıkmayan memleket aşığı Yavuz…
Futbolcularla da buluşturdu bizi… İçlerinde ecnebi olanlar da vardı. (şimdi bazı geri zekalılar bu ecnebi lafını kıçlarından anlayabilir, bu sebeple açıklama yapalım:
Bizim lugatımızda yani insanların dilinde ecnebi demek, yabancı demektir)
Ama hepsinin üstünde dünyanın en güzel renkleri olan mavi beyazlı forma ya da eşofmanlar vardı.
Mehmet Sekmen, Hüseyin Üneş, Ömer Düzgün ve sevgili Muzaffer ne kadar yürekten diyorlarsa onlar da öyleydi:
“Ben Erzurumluyum”
Bundan daha kıymetli ne olabilirdi ki…
Ele avuca sığmayan Kadir, orada da rahat durmadı.
“Haydi bize şampiyonluk sözü verin”e bağladı ziyaretimizi…
Neyse ki “cehennem”i bi şekilde futbolculardan sakladık.
Azizim, Erzurumlu sevdi mi yanma pahasına seviyor! Ne dileyim zahir bu da bizim soğuktan ötürü sıcağa olan özlemimizden kaynaklanıyor!
Hiç kuşku yok ki bu ziyaretimizin başarıya ulaşmasında, bir zamanların yılın öğretmeni, eğitim fedaisi ve memleket sevdalısı öğretmen Yasin Serpil’in de payı çoktu.
Takım olarak sorunlarımız da olabilir eksiklerimiz de…
Olsun, bir kulübün eğer bu çapta taraftarı varsa o takım şampiyon olur…
Bu mesele dede-torun ya da babaoğul ilişkisi gibidir.
Şimdi ben size desem ki Hüseyin Üneş var ya işte o Hüseyin’in dedesi (babası da çok kıymetll bir ağabeyimiz değerli işadamı Selvet Bey’dir. Hüseyin Erzurumspor’u başarıya taşısın diye
muhtemelen oğlunun yapması gereken işleri de omuzlandı ama gıkı çıkmıyor.)
Hacı Kenan ağabeyi, ömrünü bu şehre vakfetmiş yiğit bir İspirli (Pazaryolulu, eskilerin ifadesiyle Norgahlı) hakiki bir Dadaştır, şaşırmayın…
Ömer’in babası da hani şu herkesin İskender Hocası… Başka bir deyişle mahalle bakkalından, marketler zincirini doğuran mütavazi ve yüreği sevgi dolu adam…
Yeri gelmişken anmadan geçmeyeceğim.
Bizim rahmetli Erzurum sevdalısı Şerafettin Aslan vardı ya, dünyalar güzeli adam gibi adam… Hacı Şerafettin’in kardeşi memleket delisi, Erzurumspor’a uzun yıllar büyük emekler vermiş Murat Aslan… Murat da mavi beyazlı ekip için hiçbir fedekârlıktan kaçınmayan bir yiğittir.
Daha geçenlerde 2 bin 500 forma satın alarak, elini cebine atması gerektiği yerde kaçak güreşmediğini herkese gösterdi, tıpkı benzer fedakârlıkta bulunan değerli kimseler gibi…
Yani azizim: ne o kirli sakallı Hüseyin, ne de o hep güler yüzlü Ömer, orada tesadüfen
değiller,..
Ne derseniz deyin Mehmet Sekmen bu işi planlayıp bunca güzel ismi bir araya getirdi, O da İspirli ya…
Yağ var, un var, şeker var, ateş var…
Geriye ne kaldı?
Erzurumspor’u yeniden şampiyon etmek…
Besbelli ki Erzurumspor, (Bu şehir için hiç bir fedakârlıktan kaçınmayan Mehmet Sekmen’e ayıp olmasın, diye haydi diyelim ki Büyükşehir Belediyesi Erzurumspor) Süper Lig’e kitlenmiş bir ekip…
Hem Muzaffer Hoca’nın, hem yardımcısı Uğur Hoca’nın hem de tüm mavi beyazlı ekibin gözlerinde bunu okudum.
Rahat olun dostlar, ben gördüm:
Erzurumspor bu yıl lig şampiyonu dolayısıyla Süper Lig’de…
Eee geriye bir tek Türkiye Kupası kalıyor, o da asla hayal değil…
Hani bizim meslekte denir ya gittim, gördüm yazdım, diye…
Ben de öyle yaptım, gittim yerinde gördüm, hocalarımızla ve futbolcularımızla sohbet
ettim. Kanaatim odur ki, bu ekip bu yıl yeniden süper ligde…


10.09.2019 13:05
YORUMLAR
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.