ustilanlar
27 Şubat 2020 Perşembe
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Libya Anlaşması Bizim İçin Çok Önemlidir
MUSTAFA DAMLARKAYA

Libya Anlaşması Bizim İçin Çok Önemlidir

08.01.2020 11:44 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, akıllara durgunluk veren, muhteşem bir atılımla, BM’nin tanıdığı meşru, Trablus’taki hükümet ile“Libya Mutabakatı” adı altında bir mutabakat yaparak Akdeniz’deki dengeleri değiştirdi ve alt-üst etti.Bu anlaşma ile Akdeniz'deki arama faaliyetlerinde, denetimi eline alan Türkiye, Yunanistan öncülüğünde, tüm Avrupa ülkelerini karşısında buldu.

Mutlaka, bunda en büyük pay sahibi, muhteşem dehasıyla, Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur.

Hatta Yunan Medyası, müthiş bir gol yedikten sonra “Türkiye, Akdeniz’de Şah-Mat yaptı”

başlığıyla verdi bu haberi.

Bu müthiş başarı ve siyasi deha karşısında;Yunanlılar, Kıbrıslı Rumlar, Firavun Sisi’nin Mısır’ı, zalim İsrail, riyakâr, sözde Müslüman dediğimiz, ama her zaman zalimlerin yanında yer alan Arap Birliği’nin birçok üyesi, aralarında işbirliği yaptıkları kahpe devletlerin tümü kafayı yediler.Türkiye’nin, milli menfaatleri doğrultusunda, avazları çıktığı kadar bağırarak sözde, “Libya’da yaşananlara seyirci kalmayacaklarını” sözde kararlılıkla ortaya koydular.

Kim ne derse desin “İt ürür kervan yürür”. Bu durum karşısında birçok yabancı basın, bozuk plak gibi, ” Türkiye’nin, Libya’da ne işi var” diyerek çalmaya başladılar. Tabii ki bu,

strateji konusunda büyük bir zayıflık, eksiklik,yetersizlik ve ileriyi görememe konusudur.

Yabancılar gibi, yerliler de “Libya’da ne işimiz var?” diyorlar. Şunu söylememiz ve kesinlikle bilmemiz lazımdır ki ; Akdeniz olmadan yahut da Akdeniz’den dışlanmış bir Türkiye olamaz ve düşünülemez. Çünkü bu coğrafyada yaşayanların kaderi herhalde, Akdeniz’le birlikte yazılmıştır. Eğer bu bölgede politik bir denge kurulamazsa burada yaşamak ve siyasi varlık iddiasında bulunmak çok çok zordur hatta ve hatta imkânsızdır.

Hatta ve hatta,Batı’nın, Kıbrıs’ı,Türklerden temizleme politikasında,Türkiye’yi,Akdeniz’in

dışında tutma politikası, bu Batı siyasetinin bir parçasıdır. Yine bilinmelidir ki 12 Eylül darbesi bir büyük ihanet yaparak Yunanistan’ın tekrar NATO’ya dönmesine izin verip Türkiye’nin elini zayıflattığını söylemek yerinde olur.

Türkiye bilindiği gibi, Akdeniz’de doğal gaz ve petrol arıyor. Ama aslında asıl mevzu Akdeniz'de tespit edilen, Gaz Hidrat'tır. Bugün Akdeniz’de bulunan, bu Gaz Hidrat kaynak

larının sadece bu coğrafyanın değil, bütün dünyanın enerji ihtiyacı açısından olduğu kadar ekonomik bakımdan da değerli olduğu bilinmektedir.Onun içindir ki büyük enerji kartellerine sahip ABD gibi uzak ülkelerden, Avrupa ülkelerine kadar herkes burada politik/stratejik bir tavır almış durumdadır. “Türkiye, Suriye’de ne arıyor veya Türkiye Libya’da ne arıyor ? “ sorularını soranlar; aslında ‘Türkiye bu coğrafyada bağımsız güçlü bir geleceğe neden hazırlanmak mecburiyetindedir’ sorusunun cevabını aramak mecburiyetindedirler.

Çünkü, Doğu Akdeniz'deki mesele, sadece olduğu varsayılan 3,5 trilyon m3 doğalgaz ve 2 milyar varil petrol değil. Bu bile, 1 trilyon $ PF ( güç faktörü)’na denk geliyor. Doğu Akdeniz'de asıl Gaz Hidrat vardır. 1 birim gaz hidrat, 30 birim doğalgaza eşittir. Şimdi siz paranın, kavganın büyüklüğünü düşünün. Denizdeki gaz hidrat, karadaki kaya gazının aynısıdır.

Türkiye’nin, Libya ile vardığı mutabakatı, belki ileride, diğer komşu ve bölge ülkeleriyle de yapabilecek durumu olabilir ki bu da ileride buraları işgal etmek isteyen veya sömürgeleştir

mek isteyen sömürgeci güçlere karşı alınmış, çok akıllıca bir dış siyasi deha ve kararlılıktır.Bu

Akdeniz ki asırlarca bizim bir gölümüz idi. Biz burasını kaybetmekle zaten bir maliyet ödemişiz bir milletiz. Türkiye, yeni sömürgeciliğe karşı, bu mutabakatı yaparak Akdeniz barışını kurmak durumuna geçip tüm düşmanlarımızı kahretti ve dostlarımızı da sevindirdi.

Türkiye’nin, milli menfaatleri gereği, Libya’daki meşru hükümeti desteklemesinden dolayı her Türk vatandaşı, büyük bir gurur duymalıdır. Çünkü, Türkiye bu adımla bölgede büyük bir güç kazanmıştır. Alınan bu karar, Kıbrıs Barış Harekatı gibi, tarihi bir karardır. Biz bu kararla,

1911-1912 Trablusgarp Savaşı’nda, burada büyük bir kahramanlık sergileyen,Gazi Mustafa Kemal Paşa’mızın ve Enver Paşa’mızın, mücadele ettiği yerdeyiz ve o topraklardayız. O zaman olduğu gibi, bugün de tarih bizi yeniden geri çağırdı. Çünkü, Libya bize yabancı değildir. Biz, Libya’nın ta kendisiyiz. Siz “orası bize yabancıdır” diyenlere inanmayın, kanmayın ve aldırış etmeyin. Böyle diyenler bizleri, Anadolu’ya sıkıştırmaya çalışmaktadırlar.

Türkiye’yi, Akdeniz’e kapatmak ve hapsetmek istemektedirler. Herhalde başımıza örülecek çoraba seyirci kalamayız. Halbuki biz bu coğrafya ile bütünleşmiş, asırlar boyunca tarihi paylaşmış ve yaşamış bir milletiz. Yani, biz bu coğrafyanın aslıyız, kendisiyiz ve bir parçasıyız. Buraların haritası, Türkiye’nin hafızasındadır.

Bugün, emperyalist güçler, sömürüleri, soygunları, vurgunları için, dünyanın dört bir tarafına, onbinlerce, yüzbinlerce, askeri güçlerini gönderip oraları sömürürken biz kendi menfaatlerimiz korumak için asker gönderdiğimizde, acaba bu emperyalistler neden o pis sesleriyle uluyorlar?

Gazi Mustafa Kemal, Cemal Paşa’ya yazdığı mektuplarda: “Afganistan’da, özlük hakları bakımından bize bağlı bir birlik bulundurmamız gerekir. Çünkü, Anadolu’nun İngilizlere karşı savunulması Afganistan’da başlar.” Bir başka açıklamasında, dönemin Suriye Başbakanı Cemil Mardam’a da: “Suriye’nin ordusu yoktur, ama benim ordum kâfi. İcap ederse Suriye’ye girerim, sonra tekrar çıkarım.” demişlerdir.

Milli Mücadeleyi gerçekleştirip Cumhuriyeti kuran o yüce irade, dün, bu yüce milletin menfaati için ne yaptıysa bugün, bu ülkeyi yöneten irade de bu yüce milletin menfaati için aynı şeyi yapmaktadır. Öyle ise Atatürk’ün mirasına sahip çıkanlar da Atamız gibi davranmalıdırlar.

Tam da yüz yıl önce Gazi Mustafa Kemal Paşa’mızın ve Enver Paşa’nın mücadele ettiği yerde bulunmaktayız. Şimdi,tam yüz yıl önce, bize bu coğrafyayı dar edenlere karşı, Atamızın verdiği mücadelenin aynısını vermek için o coğrafyadayız.

Başta ABD orada, olmak üzere onun emperyalist yavruları; Fransa, Almanya, İngiltere, İsrail , İtalya ve Yunanistan oradalar. Bu emperyalistlerin, utanmaz, şahsiyetsiz, sahiplerinin sesi, Truva Atları olan Mısır, BAE, Suudi Arabistan vb. hepsi bugün oradalar. Hepsi de bize karşı, Akdeniz’de büyük bir cephe kurmuş bulunmaktadırlar.

Büyük Türk milleti olarak Anadolu’ya girdiğimiz o tarihten bu yana, bin yıldır bu mücadele, kesintisiz devam etmektedir. Haçlı zihniyeti emperyalistlerle, Haçlı Savaşları döneminde de

devam etti. Birinci Dünya Savaşı döneminde de devam etti. Bugün de yine hâlâ devam ediyor ve edecektir. O gün nasıl muzaffer olduysak bugün de yarın da yine şanlı bir muzafferiyet kazanacağız. Kahraman Mehmetçiğimiz, dün nasıl destan yazdıysa bugün de yine destan yazacak ve bu destanı, yine, altın harflerle tekrar tarihe yazacaklardır.

Selam size, ey şanlı ordu, ey şanlı asker !.. Allah’ın rahmeti, inayeti üzerinizden hiç eksik olmasın. Âmin, Âmin !..

Selam sana, bu tarihi kararı alan, büyük deha sahibi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan !,, Selam size, bu kararı TBMM’den geçiren alicenap vekillerimiz. Allah (C.C.), yar ve yardımcınız olsun. Âmin, Âmin !...

Selam ve saygılarımla…

Etiketler : mustafa
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.