ustilanlar
09 Aralık 2019 Pazartesi
MUSTAFA DAMLARKAYA

İstanbul!...

23.06.2019 23:47 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Medine’de, Hendek Savaşı sırasında, Müslümanlar büyük sıkıntı içinde idiler.
Kur’ân-ı Kerim’in ifadesiyle “Kalplerin boğaza dayandığı çok sıkıntılı bir anda” bir kayanın parçalanması için, Peygamber (S.A.V.)’den yardım istemişlerdi.
Efendimiz (S.A.V.), ashabını sevirdirmek bu sıkıntıların geçici olduğunu bildirmek ve sabır tavsiye ederek şöyle buyurmuşlardır:
“Elbette Kostantiniyye fethedilecektir. O’nu fetheden emir ne güzel emir, ordusu da ne güzel
ordudur.” (Ahmed Bin Hanbei, Müshed, II, 176 : El Azizî, II, 80).
Bu Emire ne mutlu, bu orduya ne mutlu… Mutlu bir Emir ve mutlu bir ordu…
Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bu mübarek sözleriyle hem o anı değerlendiriyor hem de gelecekte İslam ordularının ve Müslüman yöneticilerinin görevlerini hatırlatarak onlara hedeflerin en güzelini gösteriyordu.
İstanbul, bizim dokuz yüzyıl süren hikayemizin en önemli, bir müze şehridir.
Ama ne yazık ki bu güzel şehir, güzelliklerini yitirmiş ve bir beton imparatorluğuna
dönüşmüştür. İnsanları ise bu kadim medeniyetimizin en belirgin öğeleri idi. Şimdi ise beton binalar arasında dolaşıp durmaktadırlar.
Büyük Divân şairi Nedim, İstanbul Kasidesi’nde:
Bu şehr-i Sıtanbûl ki bî- misl ü bahâdır
/Bir sengine yek- pâre Acem mülkü fedadır
Bu İstanbul şehri ki benzeri ve kıymette eşdeğeri yoktur, her taşına bütün
Acem mülkü yani İran ülkesi feda olsun.
Bir gevher-i yek-pâre iki bahr arasında
/Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezadır
Yekpare bir mücevher gibi, iki denizin
arasındadır.Cihanı aydınlatan güneş ile tartılsa layıktır.
Altında mı üstünde midir cennet-i a’lâ / El hak bu ne halet bu ne hoş âb u hevâdır
Cennet-i Alâ altında mıdır, üstünde midir, yani o kadar güzeldir ki galiba ya altında ya üstündedir. Bir güzel ülkeden yansımıştır. Doğrusu, hak ederek bu ne hoş hal ve ne güzel su ve havaya sahiptir.
İnsaf değildir anı dünyaya değişmek
/Gül-zârların cennete teşbih hatâdır
Onu dünya ile değişmek insafsızlık olur. Gül bahçelerini cennete benzetmek hata değildir, layıktır.
Hep halkın etvârı pesendîde vü makbul
Derler ki biraz dilberi bî-mihr ü vefadır
Tüm halkının davranışları seçkin ve kibardır, Yalnız güzelleri biraz vefasızdır derler.
Bu güzel beyitlere bakıldığında, bugün bu şehrin sahiplerini ne yazık ki göremiyoruz. Ama Fatih Sultan MehmetHan, Bizans sarayını gezerken “Ne kadar da Allah’tan gafil yaşamışlar”
demiş. Topkapı’dan girerken seccadesini sermiş, şükür namazı kılmış, arkasından yerden bir avuç toprak almış, başından aşağı dökmüş. “Gururlanma senin de sonun topraktır” demekmiş.
Fatih şu anda gelse İstanbul’u dolaşsa herhalde “Bizim çocuklar ne kadar da Allah’tan gafil yaşamışlar” diyebilir.
Yahya Kemal, “İstanbul’un Fethini Gören Üsküdar” şiirinde :
Üsküdar bir ulu rüyayı görenler şehri
/Seni gıptayla hatırlar vatanın her şehri
Hepsi der “Hangi şehir görmüş onun gördüğünü? / Bizim İstanbul’u ferhettiğimiz mutlu günü
Tarih okumak başka, tarihle dolu olmak, tarihle bakmak başkadır. Yahya Kemal bu şiirinde, Üsküdar’ı,İstanbul’un fethini setreden bir insan gibi tasarlamıştır.
Aslında büyük hayaller ve imajlar hep büyük insanların olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti, bir kültür felsefesi edinmiş, büyük bir devlettir. İstanbul bu milletle özdeşleşmiş ve Türkiye’nin özeti, önsözü olmuş bir şehirdir.
İstanbul demek Türkiye demektir.
Öyleyse bu şehire kim gelirse gelsin, bu şehri layık olduğu yere çıkarmalıdır. İstanbullu’nun ve milletin beklentisi budur.
Rabbim, bize akıl, kemâl ve izan versin. Bizleri millet olarak mazinin o kavgalı günlerine götürmesin. Âmin, Âmin!..
Selam ve saygılarımla…
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.