ustilanlar
14 Aralık 2019 Cumartesi
MUSTAFA DAMLARKAYA

İftira...

01.12.2019 22:30 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
İftira: Birine, aslı olmayan bir suç yüklemekdir. İfk, bühtan, aynı manalara gelir. Asılsız olarak
kötü şeyler isnat etme. Kasıtlı olarak kara çalma. Bir kimsede bulunmayan bir sıfatı, hali ve davranışı ona yüklemedir.
İslamiyet'te iftira, kul hakkı olmasının ötesinde, sosyal olarak da kötü sonuçları sebebiyle, şiddetle yasaklanmıştır. Sadece ahlakî açıdan değil, hukukî yönden de bir suç olarak kabul edilmiştir.
İftira ve gıybet, bazı kere hırsızlıktan daha canidir. Çünkü iftira, bir kere insanlar arasına yayılınca onun aslı olmadığını anlatmak çok zor, çok güçtür.
Çünkü, işitenlerin kalbinde bir şüphe, bir iz bırakır. Bunun içindir ki bir insana iftira etmek onun hayatına, manevi şeref ve haysiyetine, en çirkin bir surette tecavüz etmek demektir.
Bazen dikkatsizlik eseri olarak söylenilen bir söz, belki bir işaret, açığa çıkarılan bir sır, insanı gülünç bir duruma koyan bir şaka dahi, insanın şeref ve haysiyetine karşı çirkin bir tecavüzdür.
Bu yüzden insanın şeref ve haysiyetine karşı bir tecavüz sayılan iftira, ahlak kanunlarına ve kurallarına da aykırıdır. İftira eden insanlar,
Müslümanlık nazarında en aşağı ve alçak birer mahluk durumuna düşerler.
Bundan dolayı özellikle, dilimizi böyle kötü bir şeye alıştırmamanın ahlaki bir vazife
olduğunu bilmeliyiz.
İnsan, hiç bilmediği bir şeyin ardına düşmemelidir.
Hele hele, inanan bir insan, iyi bilmelidir ki göz, kulak ve diğer azalardan dolayı insan
mes'uldür.
"Bilmediğin bir şeyin ardına düşme. Çünkü göz, kulak ve kalp hepsi sorumludur.
Mutlaka sorguya çekilecektir.( İsra-36) "
İftira etmek aynı zamanda kul hakkına da girer. Bu yüzden başkalarına karşı vazifemizi
yapmadığımız gibi, onların haklarını da üzerimize almamalıyız.
Kul hakkı çok zordur. İnsan, Allahü Teâlâ'ya karşı borçlu kalacak olursa Allah'ın rahmeti boldur, umulur ki hakkından vaz geçer, merhamet eder ve affeder. Fakat insanın üzerinde kul hakkı varsa ondan kurtulması çok zordur.
Kul hakkı, 'hukukullah'tan ayrı kategoride sayılan bir haktır. Kul hakkı olan bir kimsenin tövbesinin kabul olması için, hakkını aldığı o kimseden helallık alması gerekir. Bunu
yapmayan bir insanın, tövbesi makbul değildir.
Onun içindir ki başkalarının haklarını, günah olarak yüklenmemeliyiz.
Bu haklara karşı, kendi sevaplarımızı verip onlar da bitince alacakların günahlarını yüklenip
Peygamberimiz (S.A.V.) in tabiriyle, müflis durumuna düşerek cehenneme girmemeliyiz.
Hiçbir insanı, hiçbir surette incitmememiz gerekir. İslamiyet sosyal bir dindir. İnsan yalnız kendisini değil, başkalarını da düşünmek zorundadır.
Buna, azami riayet edilmelidir.
Halk arasında, gerçekle hiçbir ilişiği, hiçbir dayanağı olmayan iftiralara, 'kuru iftira' denir. Halk arasında 'Allah, kuru iftiradan saklasın' diye, güzel bir söz vardır. İnsanlar bu tür iftiradan dolayı, yapacak bir şeyleri olmadığı için, aciz kaldıkları için, hep Allah'a sığınmışlardır.
Allah (C.C.) Hazretleri de "Bak, Allah'a karşı nasıl olmadık yalan ve iftira ederler. Apaçık olan bu günahları onlara kâfidir.(Nisa-50)" buyurarak iftira edene, bu günahının yeteceğini bildirmiştir.
Yine, "Yalan söyleyenler, iftira edenler, ancak Allah'ın ayetlerine inanmayanlardır. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir. (Nahl-105)" buyurularak, yalan ve iftiradan şiddetle kaçınmamız emrediliyor.
Sevgili, aziz Peygamberimiz (S.A.V.) de "Bir kimse, bir mümin hakkında olmayan bir şey söylerse iftiraya uğrayan kimse, onu affedinceye kadar, Allahü Teâlâ onu cehennemde
bırakır." buyurarak, iftira edenin, affedilmezse cehennemlik olduğunu söylüyor. O cehennem ki
ne kötü bir duraktır.
O cehennemin yiyecekleri içerisinde birisi de 'zakkum'dur.' O da ne kötü bir yiyecektir.
"Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz. Karınlarınızı hep onunla dolduracaksınız.(Vakı'a52-53)."
"Gerçekten zakkum ağacı, günâhkârların yemeğidir. Pota gibi karınlarında kaynar. O, kızgın bir
sıvının kaynaması gibidir.(Duhan 43-46)" ayetleri, cehennemin, konuklarına sunulacak bu müthiş yiyecekten bahsediyor.
Peygamberimiz (S.A.V.) de zakkum için "Şayet zakkumdan bir damla dünyaya damlasaydı, orada yaşayan dünya ehlinin yaşantısı altüst olurdu. O zaman bir de bunun yiyecek olarak yenilmesini bir düşünün, nasıl olurdu? "buyurarak cehennem ehlinin bu korkunç halini
anlatıyor. Bir düşünelim. Nasıl olur?
Bu aciz beden, buna dayanabilir mi?
Bu zakkumun bir damlası, atom bombası tesiri yaparak dünyayı helak edebiliyor. Bunu bizler değil, kainatın Efendisi buyuruyor. Öyleyse dilimize sahip olmalıyız.
Devam edecek.
Selam ve saygılarımla…
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.