BÜYÜKŞEHİR İLAN
17 Ağustos 2018 Cuma
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Hz Peygamberimiz (S.A.V.), Hz.Âişe (R.A.) Validemizle 9 yaşında mı evlendi?-2
MUSTAFA DAMLARKAYA

Hz Peygamberimiz (S.A.V.), Hz.Âişe (R.A.) Validemizle 9 yaşında mı evlendi?-2

04.06.2018 09:42 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Hz. Ebû Bekir’in ilk kızı olan Hz.Esmâ Vâlidemiz, hicretten yirmi yedi yıl önce 595 tarihinde dünyaya gelmiştir. Yetmiş üç yılında ve yüz yaşındayken, hatta dişleri bile dökülmemiş halde vefat etmiştir. Hz.Âişe Annemiz ile ablası Hz.Esmâ Vâlidemiz’in arasındaki yaş farkı ondur.Hz. Âişe Vâlidemiz’in doğumunun 605; hicretteki yaşının da (27-10=17) olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.
Evlilik hicretten yedi ay sonra gerçekleştiğine göre demek ki  bu sıralarda Hz.Âişe Vâlidemiz’in yaşı, on yediyi aşmış, on sekiz yaşına yaklaşmış demektir. Bedir’in hemen akabindeki Şevvâl ayında evlendiği bilgisini esas aldığımızda ise onun, evlendiği gün on sekiz yaşını aşıp on dokuza adım attığını kabul etmemiz gerekmektedir.
Hz.Âişe Vâlidemiz’in vefat tarihi konusunda gelen rivayetler de bu kanaati güçlendirmek tedir. Zira onun vefat ettiği yıl ve o günkü yaşıyla ilgili olarak hicrî 55, 56, 57, 58 veya 59;29 yaşıyla alakalı olarak da altmış beş, altmış altı, altmış yedi veya yetmiş dört gibi, farklı tarih ve rakamdan bahsedilmektedir.
Özellikle 58. yılında ve 74 yaşında iken vefat ettiğini ifade eden rivayette, onun vefat ettiği günün Çarşamba olduğu, vefat tarihinin, Ramazan ayının on yedinci gecesine denk geldiği, vasiyeti üzerine Vitir namazından sonra Cennetü’l-Bakî’ye geceleyin defnedildiği, yine vasiyeti gereği namazını, Hz. Ebû Hüreyre’nin kıldırdığı, mezarına da, ablası Hz. Esmâ’nın iki oğlu Abdullah ile Urve, kardeşi Muhammed’in iki oğlu Kâsım ve Abdullah ile diğer kardeşi Abdurrahman’ın oğlu Abdullah gibi isimlerin indirdiği gibi detayların bulunması,( İbn Abdilberr, İstîâb, 2/108; Doğrul, Asr-ı Saadet, 2/142) diğerlerine nispetle bu bilginin daha güçlü olduğu izlenimi vermektedir. Öyleyse bu tarihi esas alarak bir hesaplama yapacak olursak onun, Efendimiz’in irtihalinden sonra kırk sekiz yıl daha yaşadığını (48+10=58+13=71+3=74) görmekteyiz ki bu hesaba göre Hz. Âişe Validemiz, risâletten üç yıl önce dünyaya gelmiş demektir. Bu durumda evlendiği gün onun, (74–48=26–9=17+7 ay) on yedi yılını yedi ay geçtiği anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki bilgilere ilave olarak, erkek çocukların bile yoldan geri çevrildiği Uhud günü onun da cephede oluşu, (Buhari, Cihâd, 65.) ilmî meselelerdeki derinliği, İfk Hadisesi karşısında ortaya koymuş olduğu olgun tavır ve beyanları, Hz.Fâtıma Vâlidemiz’le arasındaki yaş farkı, hicret ve sonrasında yaşanan gelişmelere detaylarıyla birlikte vukûfiyeti, Medine’ye intikal ettikten sonra evlilik işinin, bizzat babası Hz. Ebû Bekir’in gündeme getirmesiyle ve mehir takdirinden sonra gerçekleşmiş olması, model bir şahsiyet olarak Efendimiz’in toplum önündeki rehberlik konumu, peygamberlik hassasiyeti ve baba şefkati, gelen ayetlerde evlilik yaşıyla ilgili olarak rüşd şartının getirilmiş olması, onun yaşı ve evliliğiyle ilgili rivayetlerin farklılık arz etmesi yönüyle kesinlik ifade etmiyor oluşu, o günkü yaşını ifade ederken bizzat Hz.Âişe Vâlidemiz’in, şüphe ifade eden "altı veya yedi" tabirinin kullanılması, o günün toplumlarında doğum ve ölüm tarihlerinin bugünkü kadar net tespit edilmiyor oluşu gibi bilgiler üzerinde de durulabilir. 
Ancak netice değişmemekte ve bunların hepsi, onun risâletten önce dünyaya geldiği, on dört veya on beş yaşlarındayken nişanlandığı ve on yedi veya on sekiz yaşlarındayken de Allah Resûlü Hz.Peygamber (S.A.V.) ile evlendiği şeklindeki kanaati kuvvetlendirmektedir.
Özetle Hz.Âişe (R.A.) Vâlidemiz, dokuz yaşında iken evlenmiş olsa bile o günkü toplum anlayışına göre bu çok tabii ve doğal olmakla birlikte hadiseye daha genel bakıldığında onun, 17 veya 18 yaşlarında iken ‘Mü’minlerin Annesi’ hüviyetini kazandığı anlaşılmaktadır.
Burada akla, "Madem öyle; bugüne kadar bu mesele niye bu şekilde gündeme gelmedi?" şeklinde bir soru gelmektedir. Yakın zamana kadar bu hususta olumsuz hiçbir beyan serdedilmemiş; ne Ebu Cehil gibi, her fırsatı aleyhte değerlendiren muannit bir firavundan ne de Abdullah ibn Übeyy ibn Selûl gibi, olmadık yerden fitne ve iftira üreten nifakın adresi olmuş birisinden bu evliliğe herhangi bir itiraz söz konusu olmamış, olamamıştır.
Çünkü ortada itiraz edilecek herhangi bir durum söz konusu değildir. O günkü anlayışa göre her iki durum için de tabii bir kabullenme söz konusudur ve muhtemelen bu durum, konuya farklı yaklaşıp yeni bir bakış açısı getirme ihtiyacı da netice vermemiş, dolayısıyla söz konusu haberlerin doğruluğu veya alternatif bilgilerin varlığı hususunda İslâm âlimlerinin farklı bir mütalaada bulunmaları da mümkün olmamıştır.
Bu bilgiler ışığında, sözde bazı Müslüman görünüşlü muaannidlerin, tamamen Emevi zihniyeti ile hareket edip Müslümanların bu mübarek annesi olan Hz. Âişe Validemize  bazı iftiraları atmaları kesinlikle kabul edilemez. Böyle hareket edenleri şiddetle ve nefretle kınıyor ve lanetliyoruz.
Bizler de acizâne bu mübarek değerlerimizi her zaman savunacağız ve bu münafık tiplere asla fırsat vermeyeceğiz. Bu böyle bilinmelidir. Onlar bizim başımızın tacıdırlar. Rabbim onlara rahmet eylesin. Bizleri de onların şefaatinden mahrum etmesin. Âmin !... Âmin !..
Selam ve saygılarımla…

Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.