ustilanlar
19 Ekim 2019 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Hava Savunma Sistemi, Türkiye’nin, Olmazsa Olmazıdır
MUSTAFA DAMLARKAYA

Hava Savunma Sistemi, Türkiye’nin, Olmazsa Olmazıdır

05.08.2019 01:32 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Türkiye’nin, “hava savunma sistemi” konusunda gerek Obama gerekse Trump döneminde, hiçbir zaman yardımcı olmadılar ve samimiyet göstermediler.
ABD, burnumuzun dibine kadar uçak gemisiyle geliyor, “seni böyle ablukaya alacağım”
diyor. Artık, eskisi gibi, kılıç-kalkan yok.Birileri bizi devamlı tehdit ediyor.
Oradan göndereceği füzelere karşı, S-400’ler çok çok önemlidir.
Bizim için acildir. Buna hakkımız vardır.
Çünkü, acayip bir jeopolitik bölgedeyiz. Bu coğrafyada,Türkiye bir taraftan, İstanbul yolu ile
Avrupa’ya bağlı, Kuzeyde Rusya var, Ermenistan var, toprak istiyor.
Doğuda İran, Batı’da Yunanistan var ki durumu belli, her an bir bela. Güney’de, pkk var, yıllardan beri emperyalistlerin vekalet savaşını yürütüyor, istekleri belli. Suriye ve Irak var, durumları ma’lum.
Türkiye buradan, Orta Doğu’ ya açılıyor. Akdeniz, Doğu Akdeniz kaynıyor, Kıbrıs yıllardır çözülemiyor.
İsrail’in, Büyük Kenan İmparatorluğu sevdası var. Burada onun önünü açmak istiyorlar.
İsrail’in de buna dayanarak Büyük Orta Doğu projesi var. Bu projenin bir haritası var. Bu haritada Türkiye de var. Bu harita, Irak ve Suriye’den başlamak üzere, taa Ermenistan’a kadar,
neredeyse Türkiye’nin ¼’ ünü içerisine alıyor.
Ayrıca 1916 yılında, İsrail’in bu bölgedeki menfaatleri için, Fransa ve İngiltere’nin
imzaladıkları Sykes - Picot sözleşmesi var. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra, bu sözleşme
doğrultusunda, gereğinin yapılması için, bunu, İsrail’in hamisi ABD’ye devrettiler.
2. Dünya Savaşı’ndan sonra bu bölge, ABD’ nin çıkarları üzerine odaklanıp yaptırım yapacağı
yerlere bunu, gücü ve kuvvetiyle uyguluyor. Bunun hukuki bir dayanağı yok. Bir güvenlik
kılıfı uydurmuşlar. ABD bunu, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra birçok yerde hep uyguluyor. İstediği yere bir Muhammed Ali yumruğu vuruyor.
Bu yumruğu yiyenler, halen kendilerine gelmiş değiller. Böylece ABD bir hegemonya kurmuş,
bu hegemonyasını devam ettirmek istiyor.
Başta Suriye ve Irak olmak üzere, diğer yerlerde vekalet savaşı yürütüyor. Buralardaki devletçikleri bir garnizon olarak kullanıp içlerindeki taşeron örgütler üzerinden istediğini yapıyor.
ABD ve diğer emperyalist devletler, hiçbir zaman kendi ülkelerinde, ırk,din,mezhep, etnik
aidiyet üzerinden bunları yapmazlar, buna imkan ve fırsat da vermezler.
Ama gelip bizde ve diğer ülkelerde bunları halka anlatırlar.
“Siz 32 mezhepsiniz, kimliğiniz var, sizin demokratik bir takım haklarınız var, bunları isteyin, alın” gibi, propagandalar yaparlar.
Ey Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşları!.. Bunu kulağınıza küpe ediniz. Çok dikkatli
olunuz. Devletimize sahip çıkmalıyız.
Aman, aman!.. Allah korusun, devlet yıkılırsa devlet olmazsa hepimiz altında kalırız. Devletimizi sonuna kadar, canımız pahasına da olsa korumak mecburiyetindeyiz.
Bu bağlamda Türkiye, kendi güvenliğini korumak için yaptıklarında sonuna kadar haklıdır ve
hakkı vardır. ABD’nin, S-400’lerkonusunda,Türkiye’mize yaptığı ve yapmağa çalıştıklarının hukuki bir dayanağı yoktur. Yaptıkları, uluslararası hukuka aykırıdır. Bu, hukukun olmadığı ve gücün kendisinde olduğunu gösteren bir durumdur.
Çünkü “ben böyle istiyorum, böyle uygun görüyorum, böyle uygun görmek istiyorum” diyor. Yani suyun yukarısında bulunan kurdun, suyu bulandırıp aşağıdaki kuzuyu suçlaması gibi bir şey.
Ama şükürler olsun ki ülkemizin başında, bunu kabul etmeyen, ülkemizin menfaatlerini cesurca savunan,bir Muhterem Cumhurbaşkanımız var. “Ülkemizin bu savunma sistemini alması lazım, bizim hakkımız” dedi ve S-400’leri ülkemize getirdi.
ABD bu dayatmasını, 2003 yılında Irak’a müdahale ederek işgal etti. Üstelik BM Güvenlik Konseyi’nden karar da almadı, Bu müdahalesinin uluslararası bir hukuki gerekçesi de yoktu. Kimyasal silah üretimi yalanına sığındı.
Artık bunu görmeliyiz ki uluslararası münasebetlerde, duygusallık yoktur. Ülkelerin menfaatleri vardır. Menfaatimiz icabı,bugün Rusya, yarın bir başka ülke ile pekala işbirliği yapabiliriz. Bunda, ülkemizin ali menfaatleri ve güvenliği söz konusudur.
Amma ABD ikide, birde aba altından sopa göstererek “Bak, Caatsa yaptırımlarını uygularım”
diyor. Üstüne üstlük bu konuda, ABD Kongresi ve Temsilciler Meclisi yanında, buna ek olarak
ABD’de, Rum, Ermeni, Yahudi lobisi var. Temsilciler Meclisi çok çok güçlü.
Eğer ABD, Caatsa’yı uygularsa ne yapabilir ? Mesela Aselsan’ın, yan silah sanayinde üretip sattığı ürünlerin önünü kesebilir. Doları kullanan ülkelere baskı yaparak Türkiye’nin uluslararası kurum ve kuruluşlardan aldığı kredilerin önüne geçebilir vb.
ABD “Türkiye bizim hasmımız değil, ama bizim hasmımız olan Rusya’yla, bu işbirliği nedeniyle bunları yapmağa karar verdik.
Takdir sizin” der. O karara uymayana da müdahale eder. Çünkü bugün artık ticaret ve ekonomi
üzerinden bir savaş veriliyor.
Bizim gibi, hemen her ülkenin yolu, ABD’nin milli parası dolardan geçiyor. Bu mali piyasa da
ABD’deki, Yahudilerin elinde bulunuyor.
Bunlar olurken Türkiye, Suriye’de bize karşı kurulan bir uydu garnizon devletçiği asla kabul
edemez. ABD ve müttefikleri, Suriye’de bir terör koridoru oluşturmaya çalışıyorlar. Türkiye buna asla ve kat’a izin veremez. Bizim hedefimiz net olarak Kandil’dir. Türkiye’nin burada yaptığı her şey meşrudur. Çünkü biz sürekli şehit veriyoruz. Türkiye, Suriye’nin içerisinde,
30 km.derinlikte bir güvenlik koridoru oluşturmalıdır. Bu bizim olmazsa olmazımızdır. Bu da
Fırat’ın doğusudur. Eğer buna izin vermezlerse bu bizim için bir savaş sebebidir.
Çünkü, eğer orada,bir İsrail projesi olan, bir kukla devletçik oluşturulup kullanırlarsa bu da
bizim, meşru müdafaa hakkımızı doğurur. 1974’de ABD bunu gösterdi.
Kıbrıs Harekatı’nda, 6. filoyu getirdi.“Biz Türkiye’yi durduracağız” dedi. Türkiye de “Gel dedi”.
Geldiler, bizim destansı zaferimizi gördüler. İşte, bazen iş buraya kadar dayanıyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir ateş çemberi içerisinde bulunduğu için, “hava füze savunma
sistemini” istediği gibi alıp kullanmak zorundadır ve buna da sonuna kadar hakkı vardır. Bunun
sebebi de eğer bir gün başımız sıkışırsa ele- güne muhtaç olmamak ve bu ülkeyi başkalarına kullandırmamak içindir. Bu böyle bilinmelidir.
Selam ve saygılarımla…
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.