ustilanlar
19 Ekim 2019 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Düğünler ve kaçan ölçü
MUSTAFA DAMLARKAYA

Düğünler ve kaçan ölçü

25.08.2019 23:25 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Genelde, kış mevsiminin hüküm sürdüğü bölgelerde ve ülke genelinde düğünler hep yaz mevsiminde yapılır. Çünkü yaz mevsimi, sevincin, neş’enin ve huzurun da zamanıdır.
Rabbimiz, neş’enin de sevincin de ölçülerini insanlara vermiştir. Ama bugün insanlar bu ölçüleri kaçırmış olduğu içindir ki helal dairesi içerisinde yapılanlar,mutluluk vermediği
gibi, haram dairesi de adete zehirli bir bal gibi olmuş durumdadır.
Eskiden beyefendiler, hanımefendiler eşliğinde ayrı ayrı yapılan düğün merasimleri, bugün, korkunç israf ikramları, Frenk kültürünün hakim olduğu musikiler eşliğinde, kadın ve erkeklerin, dans ve oyunlarında mutluluk aranmaktadır.
Bugünkü düğünlerimizde artık, İslâm kültür ve kimliği, helal dairesi ve imkanları yerine,
gaflet, dâlalet, israf, haram dairesi başını alıp gitmekte, yapılan düğünlerin hakikatleri
unutulmaktadır. Aslında,helal en güzel şarttır. Bugün bu duygu yerine, pırıl pırıl olması gereken mutluluk, saadet unutulmuş, haramda, adeta helal aranır hale gelinmiştir.
Eğer helal kimliği ve mutluluk, birilerine uyularak unutulursa ihmal edilmişliğin sonucunda, herhalde mutsuzluk, sonuç olarak karşımıza çıkar.
Özellikle Müslüman ailelerin düğünlerinde, millet olarak bizim Türk töresinin uygulanması
konusunda, ailelerin karşılıklı anlaşması gerekirken birtakım ikilemlerden dolayı,helaller, haramlar birbirine karışmış, genelde haramlar galip gelerek sevinç, neş’e saadet ortamı düğünler, bir günah dökme arenasına dönüşmüştür.
Eğer düğünlerimiz bizim, inanç, örf, adet, töre ve kültürümüzün bir parçası ise, meydana
gelen bu dejenerasyona engel olmamız gerekmez mi? Hele bir de “çocuklar hayatlarında bir defa düğün yapıyorlar, istedikleri gibi olsun” bozuk anlayışı yok mu, bu da haram kapılarını ardına kadar açarak aileleri harama bulaştırmaktadır.
Tabii ki düğünler mutluluk, neş’e, saadet ortamlardır. Elbette bunun da bir helal sınırı
mevcuttur. Ama ölçüyü kaçırarak harama girmeye hiç gerek yoktur. Hele hele Müslüman
aileler, bu dairelerin şartlarını dikkate alarak akrabalar arası sınırları gözetecekler, bu saadet zincirinin, Allah’ı razı edecek dairenin ölçüleri içerisinde olmasına riayet edeceklerdir.
Çünkü, düğünler, bu yönü ile bir imtihan vesilesidirler.Hele hele bazı Müslüman ailelerde,
düğünler Kur’ân okumakla başlar, dini konuşmalarla devam eder, sonra da vur, patlasın çal oynasın, kadınlı,erkekli danslar, hatta içkilerle tam bir ucube ortaya çıkar ki bu tam bir zehirlenme halidir. Halbuki bu konuda bizim örneğimiz Peygamberimizdir ve Rabbimizin emirleridir. Neden böyle bir kimlik bunalımına düştük acaba?
Aslında Müslümanın düğünü, helal ve haram ölçülerini dikkate alarak davetlilerde müspet duygular uyandıracak helal dairesinin mutluluğunu ihtiva edecek zenginlikte ve
katılanların vicdan rahatlığı içerisinde olması gerekir. Düğünlerde yapılan aşırı israflar, birilerine göre isaf değil, ihtiyaçtır deniliyor.
Müslümanın ölçüsü bellidir. Yeter ki o bu cesareti göstersin. Bugün düğünlerdeki israf çok büyük bir problemdir. Helal dairesinde kalınarak uygun adımlar atmak hem o gençlerin
istikballerine bir katkı yapar hem de o gençlerin geleceklerinde olumsuz izler bırakılmasının
önüne geçilmiş olur.
Düğünlerde imkanları zorlayacak takıların takılması, zamanla belki o sevgiyi de yaralayacaktır.
Madem böyledir, o zaman sevgi ve hoşgörüye dayalı şartları ve imkanları öne çıkararak zorlaştırmamak kolaylaştırarak hareket etmek en iyisi olacaktır. İnanan bir insan, “ben kazanıyorum, istediğim gibi harcarım” diyerek helal kazancını haram keyif ve lezzetler için kullanamaz. Kendisine verilen nimetlerin şükrünü bilmesi, aşırılığa, israfa ve harama kaçmaması gerekir. Allah’ın emrettiğinden uzaklaşmaması lazımdır.
İyi bilinmelidir ki mutluluk helaldedir. Sadece helal kazanmak yetmez onun tasarrufunun da helal ölçüleri içerisinde olması gerekir.
Hem Allah’ın verdiği nimete sahip olmak hem de o nimeti ölçülü kullanmak da bir emanettir. Öyleyse, o nimeti veren Rabbimizin rızası ve emrettiği doğrultuda hareket edersek o emanete ihanet etmemiş oluruz.
Bugün birilerinin aklına helal denilince makyaj, karma dans ve oynamalar geliyor.
İşin israf boyutunu hiç düşünmüyorlar. Çok şatafatlı ve pahalı davetiyeler, onbinlerce liralık
gelinlik ve damatlıklar, yiyip içmedeki korkunç israf. İsrafla kurulacak yuvanın nasıl mutlu olacağı akıllarına hiç gelmiyor herhalde.
Aile, meşrû bir kurumdur. Onun üzerine bina edileceklerin de meşrû olması gerekir ki zehirlenme olmasın. Rabbimizin his ve heveslerimize koyduğu helâl daire sınırı dikkate
alındığında, dünyevî ve uhrevî bir Cennet meyvesi olan, iki dünya saadeti hasıl olacaktır. Arzu edilen de bu değil midir?
Ölçülü, dengeli ve vasat bir halde yaşamak kolay değildir. Halbuki hayatımızın her
zamanında ölçülü olmamız, ifrat ve tefritten kaçınarak yaşamamız lazımdır. Esasında ölçülü
olmak istikamette olmaktır. Ölçülü olmak aynı zamanda süreklilik ve kararlılıktır.
Hayatın her safhasında ölçülü olmalıyız. Bu da insan karakterinin oluşmasında önemli
rol oynamaktadır. Hayatımızın her safhasına ölçüyü koyarsak toplumda kalıcı bir iz bırakmış
oluruz. Eğer bu değerleri hayatımız boyunca taşırsak insanlar tarafından rahmetle anılır ve yad ediliriz.
Unutmayalım ki tarih boyunca, lüks ve israf pislikleri içerisinde çırpınan, çırpındıkça batan,ahireti unutan, parayı, menfaati, zenginliği; din, iman haline getiren, israftan,
saçıp savurmaktan, gösterişten, şaşaadan, kibir ve gururdan, evi, arabası ve cep telefonu
ile övünen ve bunlardan vaz geçmeyenler hep büyük felaketleri yaşayıp batmışlardır.
Rabbim, bizlere ölçülü yaşamayı nasip etsin. Âmin, Âmin !..,
Selam ve saygılarımla…
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.