ustilanlar
14 Kasım 2019 Perşembe
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Devenin yuları
MUSTAFA DAMLARKAYA

Devenin yuları

19.08.2019 10:49 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Kıssadan hisse
Hazreti Ömer (R.A. )'in oğlu Abdullah (R.A.), babasını ölümünden tam bir sene sonra, rüyasında, babasını, benzi sararmış olarak görüp:
“Babacığım senin benzin kırmızı idi. Ne oldu da bu kadar sarardın?” diye sordu.
Hazreti Ömer (R.A.) :
“Oğlum bir seneden beri Allah (C.C.)'a hesap veriyordum, daha yeni çıktım. Benzim ondan sararmıştır,” diye cevap verdi. Abdullah ibni Ömer (R.A.) tekrar sordu:
“Babacığım hesap nasıl geçti?”
“Oğlum hesapların biri bitip biri başladı. Eğer kefenimin içine koydurduğum  o mektup yanımda olmasaydı, işim çok zor olacaktı. o mektubun bana çok faydası oldu. Hele sadaka develerden Şirin’in yuları iyice eskimişti de birkaç yerinden bağladıktan sonra kullanılamaz olunca atmıştık. Onun hesabını verirken Hak Teâlâ: “O yuları atıp Müslümanların malını zayettin,” diye azarlayınca cevap verecek bir şey bulamadım. Ancak işte o mektubun yüzü suyu hürmetine affolunarak kurtuldum,” dedi.
Hazreti Ömer'in oğlu Abdullah (R.A.) mektup hikâyesini ise şöyle nakletti:
“Bir gün babam halife iken, yanına Hazreti Hasan ve Hüseyin gelmişti. Babam onların sırtına birer elbise giydirdi. Onlar çok memnun olarak gittiler. Hazreti Ali (R.A.), çocuklarının sırtında babamın verdiği elbiseyi görünce çok memnun olmuş ve: ”Gidin Halife'ye söyleyin, Resûlüllah onun hakkında, ‘Ömer hayatta olduğu müddetçe İslâmın nuru, vefatından sonra cennet ehlinin ışığıdır’ buyurmuştu” demiş, onlar da gelip babama söylediler. Babam onlara bunu bir kâğıda yazmalarını söyledi, onlar da yazdılar. Daha sonra bana:
“Ben ölürsem bu kâğıdı kefenimin arasına koy, benimle beraber kabre gitsin. Orada başım dara düştüğü zaman, bunu gösterir kurtulurum, buyurmuştu, diye anlattı.
***  
Hz. Ömer (R.A.), devlet başkanı seçildiğinde, Hz. Ebu Bekir (R.A.)’e tayin edilen maaş kadar ücret alıyordu. Bu şekilde bir müddet devam edildi. Daha sonra, Hz. Ömer, geçim sıkıntısına düştü. Bu durumu gören, Ashabın büyüklerinden bazıları toplanıp bu durumu görüştüler. Zübeyr bin Avam (R.A.), kendisine söyleyerek maaşını artırma teklifinde bulundu. Hz. Ali (R.A.) “Bu teklifi kabul edeceğini zannetmiyorum. İnşallah kabul eder. Gidip teklifi bildirelim” dedi. Bu arada, Hz. Osman (R.A.), söz alıp buyurdu ki  “Ömer’in hak ve adalette ne kadar tavizsiz olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu teklifimizi bizzat kendimiz değil, kendisini kıramayacağı birine söyletelim. Bunu, kızı Hafsa teklif etsin!” dedi.
Hz. Hafsa (R.A.), babasının yanına varıp teklifi bildirince, çok hiddetlendi. Sonra kızı Hz. Hafsa’ya sordu, “Sen Resûlullah’ın evinde iken, Allah’ın Resulünün giydiği en kıymetli elbise neydi?”
“İki tane renkli elbisesi vardı. Elçileri onlarla karşılar, Cuma hutbelerini bunlarla okurdu.”
“Peki, yediği en iyi yemek neydi?”
“Yediğimiz ekmek, arpa ekmeği idi.”
“Senin yanında kaldığı zamanlar, yerde yaygı olarak kullandığınız en geniş, en rahat yaygı neydi?”
“Kaba kumaştan yapılmış bir örtümüz vardı. Yazın dörde katlar, altımıza yayardık. Kış gelince de yarısını altımıza yayar, yarısını da üstümüze örterdik.” dedi.
Daha sonra Hz. Ömer (R.A.) buyurdu ki “Ey Hafsa, benim tarafımdan, seni gönderenlere söyle, Resûlullah Efendimiz, kendisine yetecek miktarını tespit eder, fazlasını ihtiyaç sahiplerine verirdi. Kalanı ile yetinirdi. Vallahi ben de kendime yetecek olanını tespit ettim. Artanını ihtiyaç sahiplerine vereceğim ve bununla yetineceğim.
Resûlullah Efendimiz, ben ve Hz. Ebu Bekir, bir yol takip eden üç kişi gibiyiz. Onlardan ilki nasibini aldı ve yolun sonuna vardı. Diğeri de aynı yolu takip etti ve O’na kavuştu. Sonra üçüncüsü yola koyuldu. Eğer O da öncekilerin takip ettiği yolu takip eder, onlar gibi yaşarsa onlara kavuşur ve onlarla beraber olur. Eğer öncekilerin yolunu takip etmezse, başka yoldan giderse, onlarla buluşamaz.” dedi.
Bu iki kıssadan anlıyoruz ki  amirler, milletin malı ellerinde olanlar, bu malı koruyup kollamakla görevlidirler. Milletin malının bir kuruşunun dahi, hesabını çok iyi yapmalıdırlar. Bu malı çaldırmamalıdırlar. Milletin malını har vurup harman savurmamalıdırlar, israf etmemeli, israftan şiddetle kaçınmalıdırlar. Harcamalarında, Hz. Muhammed (S.A.V.)’i örnek almalıdırlar. Yoksa, yetimin ve milletin malını yiyenler, Kurban kesmekle, Hacca gidip defter sildirtmekle, namaz kılıp dua etmekle affedileceklerini sanıyorlarsa bu boşunadır. Ne kendileri affolunurlar ne de duaları kabul olunur. Bunu böyle bileler.
Emeksiz kazancın sırrını keşfedip az zamanda çok iş başardıklarını zannedenler ihtiraslarının önüne geçemeyip “Devletin malı deniz…” mantığıyla hareket edemezler. Namusu ile çalışarak başarılı olup kazandığı ile yetinenleri örnek almalıdırlar.Torpile, rüşvete giden yolu mübah sayıp vurgunlarıyla hayır yerleri açıp oralara adlarını veremezler. Mahşer’de üzerlerindeki kul haklarını sırtlarında taşıyarak yediklerini mutlaka kusacaklar ve hesabı Allah’a vereceklerdir. Bunu asla ve kat’a unutmasınlar,
Behlüldane’nin, Harunu Reşid’e “Zebaniler dedi ki ‘Cehennemde ateş yoktur. İnsanlar dünyada iken yapıp ettikleri ve bütün vücut azaları ile kazandıklarının sonucu, kendi cehennemlerine taş ve odun taşırlar. Herkes kendini yakacak ateşini, kendi cehennemine taşır, götürür.” dedi. Ya Rabbi o varılacak yer, bu kişiler için, ne kötü bir yerdir !.. Acaba bunlar, bunu hiç düşünmezler mi, hiç akletmezler mi? 
“Cehennemin demir topuzu ile, bir dağa vurulsa dağ parçalanır kül haline gelir.” Hakim.
“Cehennemden birisi dünyaya gelse onun korkunç görünüşü ve saçtığı pis kokudan herkes ölür.” İbni Ebiddünya.
“Herkes iyi, kötü ne getirmişse onu görecektir. (Tekvir -14)”
“Zerre kadar hayır yapan sevabını, zerre kadar şer yapan cezasını görecektir.(Zilzal-7,8)”
“Allah, zebanilere emreder : Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına - azap olarak- kaynar su dökün !.. denir, sonra ona deyin ki : “Tat bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir. (Duhan – 47, 48,49,50)”. Ya Rabbi !.. O dehşetli günü, idrak edenlerden eyle. Âmin, Âmin !..
Selam ve saygılarımla…
Etiketler : Devenin yuları
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.