ustilanlar
10 Aralık 2018 Pazartesi
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Devenin Yaratılışındaki Mucizevi Hikmet
MUSTAFA DAMLARKAYA

Devenin Yaratılışındaki Mucizevi Hikmet

03.12.2018 09:00 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Develer, Allah (C.C.) Hazretlerinin, insanoğlunun istifadesine sunduğu nimetlerin en üstünlerinden biridir. Kur’ân-ı Kerim’de, 16 ayette deveden bahsedilir.
Arapça’da deve (ibil) güzelleştiren, güzellik veren manasına gelmektedir.     
Vücudundaki her bir ayrıntı, bir yaradılış mucizesi olan deveyi, Yüce Allah, kelime mânâsı gibi, insanlara güzellikler vermesi ve onların hizmetinde olması için yaratmıştır.
Yüce Rabbimizin, Kur’ân-ı Kerim’de “Bakmıyorlar mı o deveye, nasıl yaratıldı?(Gaşiye, 17)” ayetiyle dikkat çektiği deve, Rabbimizin mükemmel yaratma sanatını gözler önüne seren mucizevi niteliklere sahiptir.
Çöller, yaşamaya elverişsiz yerlerdir. Su ve gıda azdır.Gündüzleri çok sıcak, geceleri de çok soğuktur.Kızgın kumlarda yürümek can yakıcıdır.Kum fırtınalarında gözler görmez.
Akciğerlere kum dolarsa hayat sona erer. Çoğu canlılar bu elverişsiz ortamda hayatta kalamazlar. Ancak, yüce Allah (C.C.), develeri, bu zorlu şartlarda yaşayacak şekilde yaratmıştır.
Devler o kavurucu sıcaklarda, sırtlarında ağır yükler de olduğu halde, haftalarca su içmeden hayatta kalırlar. Çünkü tüm organları,susuzluğa dayanacak şekilde yaratılmıştır.
Derisi ve kürkü çok kalın olduğu için, ısıyı ve soğuğu geçirmez. Vücut sıcaklığı gündüz 41 dereceye kadar çıkarak terlemeyi düşürür. Böbrekleri ve suyun geri emilimini sağlayan idrar kanalı özel tasarlanmıştır. Su kaybını, su içmediği zamanlarda % 90 azaltır. Kanı da susuz kaldığı zaman, alışkanlığı gereği, dayanıklığı artıran maddeler ihtiva eder. Burun mukozası da nemi kaybetmeyecek şekilde tasarlanmıştır.
Bazı canlılar, su içmediği zaman, böbreklerinde oluşan üre kana karışarak ölümüne sebep olur. Devenin karaciğeri ise,vücudunda oluşan üreyi defalarca işleyerek suyu ve besinleri tasarruflu kullanmasını sağlar. Böbrekleri suyu tekrar kazanmaya elverişli yaratılmıştır. Böbrekleri sayesinde tatlı su bulamazlarsa deniz suyunu dahi içebilirler. Devanin vücudu, suyu bulduğu zaman,çok su içmelerini sağlayacak şekilde yaratılmıştır. Mesela bir seferde,120 litre su içebilirler. Birçok canlı böyle su içseydi,kan hücreleri patlar ölürdü. Oysa devenin kan hücrelerinden hormonlarına kadar her tarafı, çöle uygun yaratıl mıştır.
Onları diğer canlılardan ayıran bir özelliği de hörgüçleridir. Burada depolanan 100 kg kadar yağ, onların 3 hafta, hiçbir şey yemeden yaşamalarını sağlar. Diğer canlılarda ise yağ, vücudun her tarafına dağıldığı için, onların su kaybını artırır. Devenin sırtında depola nan yağı ise,iç organlarının güneş ışınlarından haşlanmasını engeller.Günlerce su ve gıda bulamazlarsa hörgücündeki yağı azar azar yakarak bu ihtiyaçlarını karşılarlar. Günde bir iki kilo gıda ile günlük kırk kg’lık gıda ihtiyaçlarını giderirler. Gıdada seçici değillerdir. Sindirim sistemleri, buldukları her şeyi yiyerek sindirebilecek şekildedir.Boynu uzun olduğu için, ağaçlardakileri afiyetle yerler. Dili yarık, dudakları sivri olduğu için, dikenleri yutabilecek şekilde kalın bir mukozayla kaplıdır. 
Mide salgıları,tahta,ip,kağıt gibi, maddeleri eritecek kadar güçlüdür. Midelerinde çok sayıda kesecik olduğu için. bu maddeleri kolaylıkla hazmederler, bu kesecikler su ve gıda depolayarak bunların azar azar kana karışmasını sağlarlar.
Gözleri, kızgın güneşte yürüyebilmeleri için, aşağıya bakar durumdadır. Kum fırtınala rından korunmak için, üç ayrı göz kapakları vardır. Birçok canlı gözlerini kapatınca dışarıyı göremez. Devlerde ise sanki bir koruyucu gözlük yerine geçen, ikinci göz kapakları vardır. Bunlar şeffaf olduğu için hem gözü korur hem de önünü görür. Kulak ve burun deliklerinde de koruyucu bir tasarım vardır. Burun deliklerini açıp kapatabilirler.
Ayakları da kumlara batmayacak şekilde geniş yaratılmıştır.Ayak tabanlarındaki deri hem kalındır hem de yağa benzer bir tabakayla desteklenmektedir. Sırtlarındaki ağır yüklere rağmen kızgın kumda batmadan ve ayakları yanmadan yürüyebilirler. Su içmek için veya dinlenmek için diz üstü çökerler. Kızgın kumlarda yanmasın diye diz kapakları boynuz gibi, sert bir deriyle kaplıdır. Karınlarında ise kalın nasırlar vardır. Vücudunu kaplayan sık tüyler, gündüzün yakıcı sıcağına, gecenin soğuğuna karşı onu dayanıklı yaparlar.
Devler çok sadık ve sabırlı hayvanlardır. Zor şartlara karşı sabırlı ve sahiplerine karşı sadık ve güvenilirdirler. Günlerce susuz kalsalar, su buldukları zaman itişip kalkışmazlar, arkadaşlarının su içmelerini sabırla beklerler. Çok da alçak gönüllüdürler. Yeri geldiğinde küçük bir çocuk, onu dizleri üzerine çökertir ve sırtına biner. Bu uysallıklarından dolayı, sahiplerine hizmet etmekten zevk alırlar.
Sevgili Peygamberimizin devesinin adı Kasvâ’dır. Kasvâ’nın Efendimizin hayatında önemli bir yeri vardır. Mâide Suresi, Kasvâ’nın sırtında iken nazil olmuş, Kasvâ ile Medine’ye hicret etmiş, Mescid-i Nebevi onun çöktüğü yere yapılmış, Hudeybiye Antlaşması ile sonuçlanan yolculuğa, Mekke seferine onunla çıkmış, Veda Hutbesini onun sırtında irad etmişlerdir. Tüm yolculuklarında deveyi tercih ederek israf ve gösterişe girmemiştir. Darısı, bugün milyonluk makam araçları ile caka satan, yönetici ve insanların başına. 
Tüm kâinat gibi, deve de yüce Rabbimizin, mucizevî san’atının bir göstergesidir. Zaten yüce Rabbimiz, kâinattaki her şeyi mükemmel bir şekilde yaratmıştır. Yarattığı her şeyde mükemmellik ve güzellik vardır. Basitlik ve abeslik yoktur. Kelebeğin ömrü kısadır, fakat çok mükemmel ve güzel yaratılmıştır.
Biz akıl sahipleri bunlardan ders ve ibret alıp yüce Rabbimizin ismini tesbih etmeliyiz. Görevimiz budur. Bunun için yaratıldık.
Selam ve saygılarımla …
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.