ustilanlar
21 Ekim 2019 Pazartesi
Anasayfa > Yazarlar > Rabia Hilal ŞENER > DARBE MİTRALYÖZÜ: SUDAN
Rabia Hilal ŞENER

DARBE MİTRALYÖZÜ: SUDAN

16.04.2019 11:00 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Rabia Hilal ŞENER
Türkiye sandıkları tekrar tekrar saymakla, mazbata kriziyle uğraşırken Türkiye’nin sıcak diplomatik ilişkiler geliştirdiği 40 milyon nüfusa sahip Afrika ülkesi Sudan’da Aralık 2018’den beri süren halk ayaklanmasının yönetim değişikliği ile sonuçlandığı haberi geldi. 
1989’dan beri Sudan Cumhuriyeti Başkanı olan El Beşir’in 30 yıllık hakimiyeti ordunun müdahalesi ile sona ermişti. Sudan’da bugünkü protestoların incelenmesine geçmeden önce Sudan için neden darbe mitralyözü ifadesini kullandığımı açıklayayım. 
1956 yılında İngiltere’ye karşı başlattığı bağımsızlık mücadelesinde galip gelen Sudan için sonraki dönemde yönetimler halk ayaklanmaları ve ordu müdahaleleri ile çok kez devrildi. 1969 yılında komünistlerce gerçekleştirildiği için Sudan’ın Ekim Devrimi olarak bilinen halk ayaklanması askeri darbe ile bastırılmış, Sudan’a komünizmi getirme teşebbüsü tamamen sonuçsuz bırakılmıştı. 
Ülkenin iç savaş sonucu Kuzey ve Güney Sudan olarak ayrılmasını, Güney Sudan’da petrol bulunması ile Kuzey Sudan’ın Güney Sudan’a saldırması takip etmişti. İç savaş sürerken bu kez de 1989 yılında bir başka askeri darbe ile yönetim değişti. Kaderin cilvesi bu ya, 2019’da bir askeri darbe ile yönetimi bırakmaya zorlanan El Beşir, kendilerine Devrimci Komutanlar ismini veren 1989 darbesini yapan konseyin başkanıydı. Gerçekten, darbeyle gelen başkan bir başka darbe ile 30 yıllık saltanatını kaybetmişti. 
Sudan tarihine ilişkin bu özet niteliğindeki açıklamalardan sonra bugüne geldiğimizde, Aralık ayında El Beşir’in ekmek fiyatlarını üç katına çıkarma kararı, işsizliğin, yoksulluğun doruğa ulaşması ile Sudan halkı 30 yıllık diktatörlüğe karşı ayaklanma başlattı. 
El Beşir’e gösterişli bir sıfat olması adına diktatör demediğimizi belirtmekte yarar var. El Beşir, 1999’da meclisi feshetmiş, 2000 yılında ise muhalefetin boykot ederek katılmadığı tek kişilik seçimlerde yeniden başkan seçilmişti. Tüm bunların yanında, devrildiği birkaç gün öncesine kadar El Beşir, resmi olarak yönetimde iken Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında tutuklama kararı bulunan tek devlet başkanı idi. 
El Beşir’i soykırım, insanlığa karşı suç ve savaş suçu çerçevesinde uluslararası hukukun gözünde suçlu kılan olay ise tüm dünyayı sallayan 2003’deki Darfur olaylardı. 2008 yılında Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin El Beşir hakkındaki kararından sonra 2017 yılında dahi Erdoğan Sudan’a resmi ziyarette bulunmakta ve El Beşir’e kardeşim şeklinde hitap etmekte bir sakınca görmemişti. El Beşir yönetimi ve Türkiye’nin bu konudaki tavrı daha çok su kaldıracak olsa da Sudan olaylarının dinamiklerini kaçırmamakta fayda var. 
İlk olarak, El Beşir yönetiminin devrilmesine halk vesile olduysa da resmi olarak yönetime el koyanlar yine askeri aktörler. Fakat bu durumdan ne Sudan halkı ne de uluslararası camia mutlu. Bir diğer ifadeyle, ordunun yönetime el koyduğu ilk günden bu yana protestocular da Sudan hakkında açıklama yapan çeşitli ülke yetkilileri de yönetimin bir an evvel demokrasinin gereklerine uygun olarak sivil yönetime bırakılması yönünde çağrılar yapmakta. 
Ordu, düzenin yeniden sağlanması ve demokrasiye geri dönülmesi için 2 yıllık bir süre istese de Sudan halkının da uluslararası baskının da 2 yıllık sabrı olmadığını görmek güç değil. Diğer taraftan Sudan olaylarının en çarpıcı tarafı kimi haber kaynaklarına göre protestocuların %70’ni kadınların oluşturması. Tüm dünyada geniş yankı uyandıran geleneksel giysiler içerisindeki Sudanlı kadının protestoculara hitap ederken çekilmiş fotoğrafını gözünüzün önüne getiriniz. Dünyada ve özellikle kadın etkisinin son derece az olduğu düşünülen toplumlarda dirilmeye başlayan kadın hareketlerinin ikonik bir görüntüsünü oluşturan fotoğraflarla birlikte Sudan halk hareketinin dünya kamuoyunda da daha büyük bir merak ve saygı uyandırdığını söylemek mümkün.
El Beşir’in akıbetinin ne olacağı ve darbe yönetiminin süreci nasıl yöneteceği, cevabı kestirilemeyen sorular arasında. Fakat bağımsızlığını ve halkın iradesini her şeyin önüne koymuş bir millet olarak tarafımızı Sudan halkının diktatörlüğe, darbelere rağmen kendi kaderini tayin etmesinden yana almamız gerektiği inancındayım. Dileyelim ki protestolar kanlı bir hal almasın ve başka Darfur olayları yaşanmadan Sudan halkı için en iyisi olsun. 

Etiketler : rabia
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.