ustilanlar
28 Ocak 2020 Salı
Anasayfa > Yazarlar > Mehmet Şener > Daha iyi bir Erzurum arayışı!
Mehmet Şener

Daha iyi bir Erzurum arayışı!

26.11.2019 11:05 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Mehmet Şener

Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ömer Çomaklı sekizinci kez sivil inisiyatifle bir araya geldi ve “Kalkınmış bir Erzurum nasıl olur”u tartışmaya açtı.

 

Erzurum, sanayisi ve üretimi olmadığı için ekonomik açıdan “zayıf” bir şehirdir.

Bu yüzden de kalkınmışlık sıralamasında fevkalade can sıkıcı bir yerdeyiz.

Ama asla ümitsiz ve bedbaht da değiliz.

Çünkü: Erzurum’un arka planı, bilgi birikimi, yetişmiş insan gücü ve atıl durumdaki potansiyeli, bu şehri yeniden ayağa kaldıracak kaynağa sahip…

Bütün mesele, her biri birbirinden ayrı ayrı durduğu için lokomotife dönüşmeyen, ama bir araya geldiğinde de önemli bir “kıymet” ifade eden bu potansiyeli harman etmektir.

Dikkat ediyorum bu uğurda, bu şehri yöneten hemen herkes elinden gelen çabayı harcıyor.

Bu insanların başında milletvekilleri, şehrin valisi, şehrin belediye başkanları ve hiç kuşku yok ki rektörlerimiz geliyor.

Misal; Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı…

Hoca, adeta “Atom Karınca”

Gece gündüz koşturuyor, çabalıyor:

Erzurum’a yeni ne kazandırabiliriz?

Şunu demiyor:

“Kardeşim ben üniversite rektörüyüm, bana ne şehrin ekonomisinin gelişmesinden!”

Bilakis tam tersi bir amaç içinde…

Zaman zaman yükselen eleştirilere rağmen, Atatürk Üniversitesi’ni şehirle buluşturmaya devam ediyor.

Yılmıyor, usanmıyor, pes etmiyor.

Geçen hafta işte bu çabasına bir kez daha tanık olduk.

Şehirde ne kadar sivil toplum temsilcisi varsa hemen hepsini üniversite çatısı altına davet ederek, onların şehre dair görüş ve önerilerini can kulağıyla dinledi.

Bu arada sırası gelmişken bir kez de burada belirtelim.

Erzurum’da son birkaç yıldan beri kendilerini bu kadim ve kültür abidesi şehrin “kanaat önderi” diye takdim eden birileri zuhur etti!

Yahu birader, adamın ne Erzurum’u, ne tarihi, ne bu şehrin kültürünü bildiği filan yok.

Gidip bir tane dernek kurmuş ve kendi kendine, senin ve benim adıma kendisini “kanaat önderi” ilan etmiş!

(Besbelli ki birileri bu komedyadan medet umuyor)

Oysa…

Tam bir maskaralık!

Zira bu ucuz komedyadan kimseye “zafer” çıkmaz!

Bu türden çıkıntılıkları yok sayarak meseleye bakarsak, Erzurum’da bu şehre dair adam gibi görüş sahibi onlarca kimse, dernek, vakıf ve sivil inisiyatif mevcut…

Rektör Ömer Çomaklı, asli işinin yanısıra Erzurum’a çıta yükselttirecek plan ve programları kovalıyor.

Aynı çaba Vali Bey’de de ve Başkan Sekmen’de de var, vekillerde de…

Yani gördüğüm kadarıyla, herkes işin bir ucundan tutmaya çalışıyor:

Dert dava, Erzurum’u olması gereken yere çıkarmak…

Çomaklı Hoca, galiba sekizinci defa sivil inisiyatifle toplantı yaptı.

(Sivil inisiyatif derken takdir edersiniz ki, kendi kendine ‘Erzurum kanaat önderi’ diyen arızalı anlayışı saymıyorum. Çünkü toplumun kanaat önderleri, dernek kurulmakla değil, toplumun yüklediği değerle belirlenir. Allah aşkınıza siz o zatı kendi adınıza kanaat önderi olarak seçtiniz mi?)

Neyse…

Ömer Çomaklı, bu meseleden bağımsız olarak mücadele veriyor.

Üstelik…

Birinci derecede üzerine vazife olmamasına karşın, Erzurum’un kalkınmasını hayatının sıklet merkezine koymuş durumda.

…Ve görüyoruz ki…

Samimi, azimli ve cesur…

Atatürk Üniversitesi, Ömer Hoca kaptanlığında belki bu şehre fabrikalar kuramayacak, lakin Atatürk Üniversitesi Çomaklı gibi “tam inanmış” yöneticiler sayesinde, fabrika kuracak anlayışın önünü açıp, ümidini yitirmek üzere olan insanlara can suyu aşılayacaktır.

Kim ne derse desin bendeniz, ne ülkemin yarınlarından ne de canım kadar aziz bildiğim Erzurum’dan asla ümit kesmedim, kesmeyeceğim…

Görüyorum, sayıları çok olmasa da bir avuç insan çırpınıp duruyor.

Allah, Adil-i Mutlak’tır.

Hiçbir halis emeği karşılıksız bırakmaz.

Ömer Hocam, samimi olarak söylüyorum, doğru yoldasın…

Bugün olmasa bile tarih, nasılsa tüm hakikati olanca çıplaklığıyla hem de en iri puntolarla yazacaktır.

 

 

Bu siyanürlü ölümler, “dış mihrakların” işi olabilir mi?!

 

Ne dansözlü kına geceleri, ne de pırlantalı mevlidler hiç kimseyi rahatsız etmedi! O halde geriye bir tek düşmanlarımızın oyunları kalıyor!

 

Kimse kimseyi kandırmasın, geldiğimiz bu nokta tam bir vahamettir.

 

Siyanür, Siret’ten daha çok tercih ediliyor!

 

Haşim RUNGAZİ

 

Nasıl bir toplumsal sarmala ve nasıl bir toplumsal girdaba düştük böyle?

Allah’ın onca rahmet ismini bırakıp, gazap çukuruna koşa koşa gidiyoruz?

Beyler, artık şapkanızı önünüze koyup düşünün mesele, hiç de sizin bugüne kadar medya üzerinden yutturmaya çalıştığınız gibi değil.

Mesele, artık bambaşka bir boyuta gidiyor.

Sigara almaktan bile artık kolay hale gelen siyanür temin etme işi, toplu ölümlerin bayraktarı oldu neredeyse...

İnternetten siyanür siparişi veren sanki ateşe koşan kelebekler gibi toplu ölüme koşuyor.

En son Ilıca’daki aile işte…

Biliyorum kaşlarınızı yine çatacaksınız, biliyorum yine dış mihraklar ve düşmanlar diyeceksiniz, ama hiç boşuna kendinizi yormayın…

Efendiler, bir yerlerde çok esaslı sorunlar var.

Sizin anlı şanlı medyanız her ne kadar her şeyi güllük gülistanlık gösterse de. inanınız ki pek çok şey yolunda gitmiyor.

Dansözlü kına geceleri!

Pırlantalı mevlidler!

Gösteriş olsun diye gidilen umreler…

Rüşvete doymayan bürokratlar…

Hırsız müteahhitler…

İş yapmayan devlet…

Vatandaşı aşağılayan memurlar…

Birileri –ki ben bunların kesinlikle proje olduğuna inanıyorum- milletin gözünün içine soka soka rezillikler yapıyorlar.

Millete diyorlar ki, “Siz açlıktan geberin, siz asgari ücretle sürünün, siz en iyi üniversiteyi bitirseniz dahi işsiz kalmaya mahkumsunuz. En iyi işler bizim, en tatlı maaşlar bizim, devletin tüm inkanları önce bize akacak. Biz kendi fildişi kulelerimizde istediğimiz gibi saltanat süreceğiz. Çünkü bu saltanatın parasını devletten alıyoruz.”

Sayın iktidar mensupları, hiç boşuna burnunuzdan solumayın tüm bunları artık açık açık söyleyen ve sırtını size dayayan bir zümre var.

Canınız sıkılıyor, ama bilmelisiniz ki bunlar hırsız ve talancı…

Biliyorum bizim bu sesimize kulak veren olmayacak, buna rağmen biz yine de dostça uyarılım:

Ey AK Parti, altın acayip derecede oyuluyor; böyle giderse çok kısa zamanda yanında dost namına kimseyi bulamayacaksın. Artık kendine gel ve şu etrafını kuşatan hırsızları kov yanından…

Bu siyanür işi, Başkanlık önünde kasa atılmasına hiç benzemiyor, burada bambaşka bir şey var.

İnsanlar toplu biçimde ölüyor; hala anlamadınız mı?

Yine bana kızacaksınız, fakat bilmelisiniz ki sizin bu sorumsuzluğunuzu artık “dış mihraklar” bile kaldıramıyor!

Dansözlü kına gecesini CIA mı getirdi, ya da pırlantalı mevlidi MOSSAD mı organize etti.

Yeter…

Kimsenin aklıyla artık alay etmeyin…
Etiketler : mehmet şener
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.