ustilanlar
26 Mart 2019 Salı
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Cennet-Mekân Âkif’i Anarken...
MUSTAFA DAMLARKAYA

Cennet-Mekân Âkif’i Anarken...

07.01.2019 09:06 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
“İstiklâl Marşı” şairi, Mehmet Âkif Ersoy (20 Aralık 1873-27 Aralık 1936), edebiyatımız da bir ahlâk, fazilet timsali, bir dini iman sanatkârı, milli heyecan şairi sıfatıyla ebedileşmiş, edebiyatımızda efsaneleşmiş, tarihî,  millî bir Kahramandır. Âkif, lisana kuvvetle hakim, fen bilimleri ile yoğrulmuş, Arapça, Farsça ve Fransızca'yı, ana dili kadar iyi bilen, edebi bir kültürle adeta donanmış, gerçekçi bir sanatkârdır.
Âkif, eserlerinde toplumun bütün dertlerini, en ince ayrıntısına kadar dile getirmiş, şiirlerinde her zaman görülenleri anlatmış, görülmeyen taraflarını da ele alıp bizlere göstermeye çalışmıştır.
Âkif, dinini, vatanını, devletini çok seven ve yüce değerlere çok bağlı bir vatan evladıdır. Hz. Peygamber (S.A.V.)'in, "Vatan sevgisi imandandır" hadisine sıkı sıkıya bağlı kalmış, bu konuda hiç taviz vermemiş, san'atını da hep bu değerler üzerine bina etmiştir.
O, Müslümanların birliği ve İslâm'ın anlaşılabilmesi için elinden geleni yapmış, san'atını da bu konuda kullanarak, kuvvetli bir imanla söylediği epik ve lirik şiirleri,değil Türk şiirinin, dünya şiirinin, en mükemmel örneklerinden olmuştur.
İçinde bulunulan o buhranlı günlerde 'İslâm birliğini' hem Osmanlı'nın devamı hem İslâm hem de İslâm dünyasının kurtarılması ve yaşatılması için tek çare olarak görmüştür.
O, bu düşünceler doğrultusunda, İstiklâl Savaşı'mıza katılarak Anadolu’yu dolaşmış, hemen herkesi, bu mücadeleye katılmaya, vatanı, dini, mukaddes değerlerimizi, koruyup savunmaya çağırmıştır. Bu sırada defalarca da memleket savunmasına bizzat katılmış, bu konuda halka örnek olarak, cesaret vermiştir.
Âkif, çalışkan ve aktif bir insandır. Tembellikten, miskinlikten hele hele çalışıp gayret etmeden, tevekküle sığınanlardan şiddetle nefret etmiş, geri kalmamızın nedenlerini buna bağlayarak : "Kim ki kazanmazsa bir ekmek parası / Dostunun yüz karası düşmanının maskarası"  diyerek insanları çalışmaya teşvik etmiştir.
“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem / Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem" diyerek hep mazlumun yanında olmuş, haksızlık ve zulme, şiddetle karşı çıkmış, bazılarının hatırı için, geçmişine laf dahi söyletmemiş, onlara hep bağlı olarak saygı duymuş, bunu hayatının sonuna kadar devam ettirmiştir.
Manzumelerinde çok başarıyla kullandığı aruz ölçüsünü, aynı güzellikte manzum hikâyelerinde de kullanarak, halkın sıkıntı ve dertlerini, mükemmel tablolar halinde tasvir etmiştir.
"Çanakkale Şehitlerine" adlı ölümsüz şiiriyle, büyük ve yüce, Müslüman Türk Milleti'nin, vatan savunmasındaki başarısının kahramanlığını, tüm dünyaya ilan etmiş, yedi düvele adeta bir askerlik ve kahramanlık dersi vererek imkansızlıklar içerisindeki bir Büyük Ordu'nun, mükemmel techizatlarla donanmış ehl-i salibe,'Büyük Türk Milleti, Büyük Türk Ordusu, Büyük Komutanı' budur diyerek 'Bu vatanın bütün toprakları kutsaldır, geleni diz üstü çökertir, önümüzde eğiltir, emellerini kursağında bırakırız'  der derecesinde dünya tarihine, 'altın harflerle' yazılan, bir destan hediye etmiştir.
Âkif, bu eşsiz savaşı, savaş anını, canlı tablolar halinde, coşkun bir şekilde anlatmıştır. Şiirde,savaş anının dehşetini hissettirecek bir anlatım kullanmış, seçtiği kelimeler, kafiyeler ve kelimelerin ses özellikleriyle, adeta bir savaş tablosu çizmiştir.
"Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer / O ne müdhiş tipidir: Savrulu enkâz-ı beşer... Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak / Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak" gibi, söyleyişlerle savaşı resmetmiştir. Bu mübarek Asker, bu muhteşem savaşla, insanlık tarihini adeta herc ü merc etmiştir.
"Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? /  Gömelim gel seni tarihe desem, sığmazsın” diyerek O'nun ne kadar büyük, görkemli ve ihtişamlı olduğunu anlatmaya çalışmıştır. Eminim, dünyada hiç bir şair, böyle bir övgüyle, bir askeri böyle mükemmel anlatamamıştır. Böyle bir övgüye ancak, benim yüce Ecdadım, yüce Atatürk gibi,Büyük Komutanım ve Kahraman Mehmetçiğim lâyıktır.
Birinci Dünya harbi sonrası, billur Bursa, Yunanlılar tarafından işgal edilir. Yunan kumandan Venizelof'un, edepsiz oğlu, Osman Gazi Ecdad'ımızın türbesine gelir, kapıyı açtırır,içeri girer, o pis ve mülevves ayaklarıyla, Osman Gazi'nin o mübarek sandukasına alçakça vurarak "Koca Türk ! Kalk da yurdunu Yunandan kurtar" diyerek vahşice, alçakça, adice bir tavır sergiler.
Bir süre sonra da bu kahraman milletin, muzaffer Kumandanı yüce Atatürk gibi, muzaffer Evladı, muzaffer Ordusu’na "Ordular, ilk Hedefiniz Akdeniz'dir. İleri !" diyerek, bu alçakları, 9 Eylül'de denize dökmüş, Ecdad'ının öcünü alarak, vatanını bu alçaklardan kurtarmıştır.
Cennet-mekân Âkif’imiz de Bursa’nın işgalini 'Bülbül' adlı şiiriyle dile getirerek adeta bir mersiye yazmış, yapılanları kabul edememiş, şahsında milleti ima ederek: "Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil matem!.." diyerek matemlere bürünmüştür.
Cennet mekân Mehmet Âkif Ersoy, şiiri; telkin için, tebliğ için, düşünce için, toplumumu  daha iyiye, daha mükemmele götürmek için bir amaç saymıştır. Eğer, bunu esas almayıp da şiirdeki yüksek kudretinin ihtirasını, toplumun değer yargılarının önüne koysaydı, şiirde belki bir Zümrüt Anka olabilirdi.
Yazdığı, İstiklâl Marşı'mızdan dolayı, kendisine 'Milli Şair' ünvanı verilerek hak ettiği kıymete lâyık görülmüştür. Âkif, milletin şairidir. Hayatını milletine, vatanına, dinine adayarak, yapılması gereken bütün fedakâlıkları yapmıştır. Onun tek isteği, milletinin huzur ve refah içinde yaşamasıdır. Ona göre bu millet, ezelden hakkı olan hürriyeti, yine çoktan hak etmiştir. 
Ruhun şad, mekânın cennet, makamın Firdevs Cennet'i olsun, Büyük Âkif. Âmin, Âmin !.. Bir kez daha, yüce Atatürk’ü, Seni, mübarek Çanakkale Şehitlerimizi ve tüm mübarek şehitlerimizi hep rahmet ve şükranla anıyoruz / anacağız. Sizleri hiç unutmayacağız. Sizleri, bize kimse unuttaramayacaktır.
Bu yüce Millet, nice Atatürkler, nice Âkifler ve nice Asımlar yetiştirecektir. İnşâallah... Selam ve saygılarımla…
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.