16 Ocak 2018 Salı
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Binlerce Askerimizin Şehit Olduğu Nargin Adası (Yılanlı Ada)
MUSTAFA DAMLARKAYA

Binlerce Askerimizin Şehit Olduğu Nargin Adası (Yılanlı Ada)

10.12.2017 21:56 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
1.Dünya Savaşı'nda, 29/30 Ekim 1914'de, Türk donanmasının Karadeniz'deki Rus limanlarını bombalaması ile başlayan ve Kafkas Cephesi çatışmaları ile devam edip, 15 Aralık 1917 tarihinde fiilen son bulan Türk-Rus Savaşlarında, binlerce Türk askeri, Ruslara esir düşmüştür .
Savaş meydanlarında esir düşen Türk askerlerinin yaşadıkları zorluklar ve sıkıntı, daha Rusya'ya nakledilmeleri sırasında başlıyordu. Yaralı askerler ile sağlamlar bir arada tutuluyor, sonra genelde Kafkas Ermenilerinin idare ve kontrolü altında bulunan esirler, cepheden ellişer ellişer vagonlara bindiriliyorlar ve yine çoğu Ermeni olan askerlerin kontrolünde, aç-susuz bir halde gönderiliyorlardı. Vardıkları yerlerde vagonlar açıldığı zaman, her vagondan 10-15 Türk askeri ölmüş oluyordu.
   Türk esirlerin sayısını tam olarak tespit etmek mümkün olmamışsa da Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti tarafından, 1917 yılı sonlarında Osmanlı esirleriyle ilgilenmek ve Türk esirlerinin miktarını tayin etmek üzere İskandinavya'ya gönderilen Yusuf Akçura, Kuzey Kafkasya'da 20- 30 bin ve Rusya'nın diğer yerlerinde de 30 bin olmak üzere toplam 60 bin Türk esir olduğunu belirtmişti . Yine Rusya'da bulunan Türk esirlerden bir bölümünü de; Kars, Ardahan, Batum ve daha sonra Erzurum, Erzincan ve Van gibi Anadolu'da Rusların işgal ettikleri yerlerden götürdükleri çok sayıdaki sivil esirler oluşturmaktaydı.
İyi bilinmektedir ki 1914-18 yılları arasında dünyanın dört bucağındaki esir kamplarına dağılan, 202 bin Türk askeriyle kimse ilgilenmedi. Kimi kıyıma uğradı, kimi işkence gördü. Kimi de döndü ve savaşa, Milli Mücadele'de devam etti. Onlar bu toprakların kayıp kuşağıydı. 
Yine bilinmektedir ki 1. Dünya Savaşı'nın mağdurları içinde en talihsiz ülkesi hiç şüphesiz Türk askerleridir. Alman, Avusturyalı esirler, Ruslar'ın, Avrupa kıtasındaki şehirlerinde tutulurken Türk esirleri özellikle Sibirya'ya gönderiyorlardı.Türkler söz konusu olduğunda, 30 kişilik vagonlara, 100 kişi istif ediliyor,Türk esirler, bu halde Sibirya'nın en uzak, en soğuk bölgelerine sevk ediliyorlardı. Yaklaşık 2 yıl süren yolculuk esnasında, açlık ve hastalık yüzünden esirlerin yarısından fazlası yollarda şehit oluyordu.
Hele hele Sarıkamış'ta ''90 bin fidan kırıldı'' diyenler şöyle devam ederlerdi: ''1914 Sarıkamış'ta, 37 bin askerimiz donarak şehit oldu. Sarıkamış'ta 1914'ün Aralık'ında tek kurşun atmadan donarak şehit düştüler''. Bundan daha da hazini, 10 cephede yiğitlerimiz düşman ellerinde zulüm ve katliamlarda şehit oldukları da belgelerle sabittir. Evet, Çanakkale'den Bakü'ye, Galiçya'dan, Arabistan'a,Trablusgarb'a, tam 10 cephede savaşan ve sağ kalanlar, Fransa'dan, Sibirya'ya, Myanmar'a kadar pek çok bölgeye dağılan esir kamplarında, zulüm hayatı yaşayan, Kahraman Mehmetçiklerimizin öyküsü vardır.
   Azerbaycanlı Türkler tarafından ''Arsa-i Kerbelâ'', ''Makber'' gibi çeşitli isimlerle anılan ve yılanlarıyla ünlü olduğu için de ''Yılan Adası'' da denilen Nargin Adası, Hazar Denizi'nde, Bakû'ye deniz yoluyla 45 dakikalık mesafede bulunan, 3 bin 100 metre uzunluğunda ve 900 metre eninde, 3,5 kilometre kare büyüklüğe sahip olan bir adadır. Ruslar, Sarıkamış harekâtından sonra bu adayı savaş esirlerinin tutulduğu bir kamp haline getirmişlerdir.
''Burası bir cezire değil, makberdir. Öyle bir makberdir ki bin kadar adem kenarında oturup, növbesini(sıranın kendisine gelmesini) bekliyor.'' ''Bu yılanlar yuvasında (Nargin Adası) yaşamağa değil, ölmeye mahkûm olan zavallılar(Türk esirleri) susuzluktan göğermiş, kurumuş dillerini ağızlarından çıkarıp dudaklarını kemiriyor, ''su, su'' diye ah vah ediyorlar.'' (Dr. Neriman Nerimanov'un raporundan. Açık Söz, 7 Aralık 1917.)
Sarıkamış'ta 90 bin asker şehit oldu. 10 bine yakın Türk'ün ise Ruslar tarafından esir alındıktan sonra, götürüldükleri Yılanlı Ada'da açlık ve yılan sokmasından öldüğü ortaya çıktı. Ruslar, bu adada adeta bir soykırım yaptılar.
Tarihi kaynaklar, Türk esirlerin çoğunun, susuzluktan, yılanların zehirlemesi ve Ruslar'ın kurşuna dizmesiyle şehit olduğunu yazmaktadır. O dönemde Ruslar'la işbirliği içinde olan Ermeni askerler ve subaylarının da Türkler'e işkence yaptığı bilinmektedir.
Su kaynağı ve bitki örtüsü bulunmayan, yılanlarıyla ünlenen ada, bu nedenle tarihte Yılan Adası olarak anıldı. Rusların uzun yıllar hapishane olarak kullandığı Nargin Adası, içinde bulundurduğu azılı esirler ve zehirli yılanlarıyla 'cehennem ada' olarak da adlandırılıyordu.
KGB tarafından propaganda olarak kullanmak amacıyla çekildiği iddia edilen kayıtlarda, 10-15 kişilik gruplar halinde ortada bulunan bir tencereden yemeklerini yiyen, açlık ve ağır kış şartlarına dayanamadıkları için hafızalarını ve sağlıklarını kaybettiği anlaşılan ve sağa sola sallanarak yürüyen esirlerin görüntüleri  mevcuttur.
Esir Türklerin, Tiflis ve Bakû'ya getirilmeleri, bu yöre halklarının etnik ve dini açıdan, aynı kökten olmaları hasebiyle büyük rahatsızlıklar yaratmıştır. Bu yüzden Çarlık yönetimi, esir kamplarını özellikle halkın dikkatinden uzak yerlerde kurdu. Daha önce ağır suçluların tutulduğu hapishane olarak kullanılan Nargin Adası,bu amaca yönelik, vahşi bir adadır.
Nargin'de bulunan Türk esirlerinin durumu çok kötü idi ve adadaki şartlar da çok olumsuzdu. Ruslar yalnızca askeri esirleri değil, savaşın yayıldığı bütün Anadolu topraklarından topladıkları, on iki, on beş yaş arası çocuklardan, seksen-doksan yaşlarına varan yaşlı kişilere kadar, binlerce Türk sivil esiri de Nargin'de tutuyordu.
Özellikle ölen esirlerin gömdükleri yeri görmek ve  ziyaret etmek için, oraya giden heyet ten biri şöyle anlatmaktaydı: ''Orada yegâne açık bulunan bir çukura yaklaştık, çukur henüz yarı yarıya doluydu, çukurun içine atılmış ölülerin, üzerlerine kalın bir tabaka kireç serpildiği için ölüleri saymak mümkün değildi. Bu çukurun hayalen toprakla örtüldüğünü farz ederek, buna benzer çukurlar olmaları muhtemel, fakat şimdi, toprak  üzerinde birer iz olarak kalmış yerleri çokluklarından dolayı saymak da mümkün değildi. Her adımda dünya kadar zehirli su yılanlarına rastladık. Azerilerin buraya ''Yılan Adası'' demeleri boşuna değilmiş''.
Nargin Adası ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Nur içinde yatsınlar. Rahat uysunlar. Mekanları cennet olsun. Âmin !..Âmin !..Âmin !.. Ey mübarek 
şehitlerimiz !.. Bu aziz millet, sizi hiçbir zaman unutmayacaktır.
  Hükümetimizin, Nargin Adası'ndaki, bu mübarek şehitlerimiz için, bir ''Anıt Mezar'' yaptırmasını bekliyoruz.
   Selam ve saygılarımla ?

reklam
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.