20 Kasım 2017 Pazartesi
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Bilim, Bilgi Çağı ve Biz !..- 2
MUSTAFA DAMLARKAYA

Bilim, Bilgi Çağı ve Biz !..- 2

12.11.2017 23:34:26 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Bilimsel gücün para demek olduğunu anlayan tüccarlar, bilim adamları ile yakın dostluklar kurarak onların çalışmalarını finanse ettiler. Özellikle Avrupa, ticari sömürgeciliğin, en iyi aracının, bilim ve teknoloji olduğunu anlayarak bilime dayalı teknoloji çağını başlattı.
   Bu bağlamda, bilime dayalı teknolojinin ilk örneğini, Thomas Alva Edison'un laboratuvarına, bilimsel gelişmeleri, ticari uygulamalara dönüştürmek suretiyle yaptığı elektrik lambası ve güç santralı ile görmekteyiz. Daha sonra Ford, otomobil üreterek aynı zamanda kütlesel üretim kavramını da ortaya koyar. Sonra, Röntgen'in X ışınlarını keşfetmesi ve radyoaktivitenin keşfedilmesi, Thomson'un elektronu keşfi, Planck'ın kuantum kavramını ortaya çıkarması, Einstein'in foton kavramı, genel rölativite teorisinin ortaya atılması hep modern bilimin doğuşunu simgelemiştir.
   Yoğun madde fiziği, malzeme bilimi ve elektroniğin gelişmesi neticesinde ise ses ve görüntüyü de içerisine alan, telekomunikasyon teknolojileri meydana çıkmıştır. Böylece bilgi işlenmiş, iletilmiş, depolanmış, enformatik, yazılım,optoelektronik ve fotonik gibi yeni yeni bilim alanları ve bunlara bağlı olarak da yeni yeni teknolojiler doğmuştur.
   Transistörün geliştirilmesinden sonra, bilime dayalı ileri teknolojiler meydana gelmiş,biyoteknoloji, gen mühendisliği ve molekül biyoloji ile de üretim sistemindeki değişmelerin akabinde, ürünlerin boyutlarında da küçülme olmuş, özellikle gıda üretiminde, topraktan araştırmalar, laboratuarlara doğru kaymaya başlamıştır. Ne yazık ki biz bu araştırmayı bir türlü laboratuvara sokamadık. Şimdi bu büyük sıkıntıları yaşıyoruz. 
   Bilim ve teknolojinin bu macerası neticesinde, sınırları tesbit edilememiş bir genişleme, sınırsız ihtiyaçlar oluşturma ve istikrarı olmayan bir yapı olan bilgi toplumu ortaya çıkmıştır. Bilgi toplumunda da insanla birlikte her şey üretim faktörü yönünden ele alınmıştır.
   Bilim ve teknoloji yeni bir bilgi toplumunu şekillendirdiği gibi, yeni bir insan gücünü de tarif etmiştir. Buna göre; emek- sermaye münasebeti,yerini 21. yy'da, bilgi- yönetim- sermaye ilişkisine, performans da yerini bilginin performansına terk etmiştir. Artık ekranlarda, bu işin uzmanı simalar görülmeye başlamış,serbest piyasa ekonomisi, çok uluslu şirketler ve neticesinde de küreselleşme dediğimiz kavram ortaya çıkmıştır.
   Bundan sonra da insan çalışmaları, üniter devletin dışına çıkarak uluslararası bir önem kazanmış, insan bu sayede bilgiye ulaşırken öbür tarafta da kredi kartı, bilgi formu gibi forumlara ulaşabilmiştir. Öyle gösteriyor ki bu çalışmalar neticesinde, eğer sonuçlanırsa 'Genom' projesi ile insanlar, bir 'gen kimlik kartına' sahip olabileceklerdir. Bu gen haritası, aynı zamanda, insanın sosyal statüdeki konumunu da belirleyebilecektir.
   İnsanın DNA'sındaki şifrelere göre anlamlandırılarak oluşturulan kodlar sayesinde, o insanın neye yatkın olduğu tespit edilecek bu sayede insanın evlenmeden iş bulmaya ve başka şeylere olan meyilinde, bu oluşturulan kodların çözümüne bakılacak ve böylece insan her zaman kontrol altına tutulacak böylece insan, belli merkezlerden yönlendirilecek
Belki gayrimeşru şeyler, rahatlıkla meşrulaştırılacaktır.
   Bilim, bir taraftan siyasi iktidarların haklılığı peşinden koşturulurken diğer taraftan da teknoloji, toplumun kontrol altına alınması yönünde geliştirilmiştir. Eğer gelişmiş modern ülkelerin parasal harcamalarına bakılırsa görülür ki yapılan yatırımlar, insanı hedef alan savaş teknolojisine yahut da insanın hareketlerini kontrol etmeye yönelik olduğu görülür.
   Sanki modern dediğimiz bu yaratık, diğer insanları ya esir etmeye ya da yok etmeye programlanmış gibi üretim yapmaktadır. Yükseköğretim kurumlarında ise bilim ve teknoloji, ürettiği modern köleleri sayesinde, bir taraftan kendine ram olmuş toplumları oluştururken öbür taraftan da teknoloji ürünleri ile dünyayı bir kaosa sürüklemektedir. Yani hem gözü kapalı kölelerini oluşturmakta hem de gözü kapalı karşıtlarını meydana getirmektedir.
   Bilim ve teknoloji, tarihi seyri içerisinde,insanlığın tüm çalışmalarını bugünlere taşımıştır.
Her ne kadar insanlığın tüm çalışmaları sayesinde gelişmişse de ne yazık ki bugün gelişmiş diye adlandırılan birkaç ülkenin tekelinde bir sömürü vasıtası olarak kullanılmakta
dır.
   Peki Türkiye gibi gelişmekte olan bu ülke ne yapmaktadır? Sürekli,gelişmiş ülkelerin teknolojilerini transfer etmiş, sözde çağa ayak uydurmaya çalışmış ne yazık ki bu teknolojiler de yarın kullanılamayacak duruma geldiğinde tabii ki geri kalacağı gün gibi aşikârdır. Çünkü bu teknolojileri üreten ülkeler, geliştirdikleri teknolojilerini bizim gibi geri kalmış ülkelere satarak hem bunları bir pazar kolonisi haline getirmiş hem bunları kendilerine bağımlı kılmış hem de bilim ve teknolojilerini bunlara öğretmek yaymak ve satmak için, bu ülkelere bir nevi burs vermiştir. Bu da bu ülkeler için herhalde bir zûldür. Ayıp ve çok yazık.
   Bu da göstermektedir ki dünyadaki tüm siyasi olayların altında, bilimsel ve teknolojik nedenler yatmaktadır. Bundan dolayıdır ki bu teknolojik ülkeler, insan dahil her şeyi bir üretim etkeni olarak değerlendirmektedirler ve yeni buldukları ham maddeleri elde etmek için, Almanlar ve Fransızlar, Körfez  savaşında, Rusya da Çeçenistan'da,masum insanlar üzerinde teknolojik ürünlerini insafsızca denemişlerdir. 
    Görülmektedir ki gelişen teknoloji, dünyadaki siyasal dengeyi, artan bir oranda, teknolojiyi icat eden ülkeler lehinde sarsarak icat ettiği modern insanlar eliyle, insanlığın temel değerlerini silmektedir. Yani bu elit tabaka, dünya insanını kendisine köle yapmanın hesabı içerisindedir. 
   21. yy'da bunu yaparlarken özellikle, yükseköğretim kurumlarının eğitim ve öğretimi vasıtasıyla, düşünen insan yerine, daha çok kazanmaya ve daha çok üretmeye programlanmış robot objeler yetiştirmeye yönelmişlerdir.
   Peki, bu teknolojiyi bulan ve kullanan bu ülkelerin eğitim kurumları ve eğiticileri, bütün bunları yaparken bizim eğitim kurumlarımız ve özellikle de üniversitelerimiz acaba bu teknolojinin neresindedirler ve ne yapmaktadırlar? Devam edecek.
    Selam ve saygılarımla?
 
   NOT: Cumhuriyetimizin banisi,büyük insan Gazi Mustafa Kemal  Atatürk, ölümünün 79. yıl dönümünde, bütün yurtta milletimizce minnetle, saygıyla ve rahmetle anıldı. Cumhuriyeti bize kazandırarak bu bilgi çağını yakalamamızı yaşatan büyük Atamız,  rahat uyu, ruhun şâd olsun, nur içinde yat !.. Âmin,Âmin,Âmin !..

reklam
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.