BÜYÜKŞEHİR İLAN
18 Temmuz 2018 Çarşamba
Anasayfa > Yazarlar > Ömer Nazmi Yavuz > BENZEMEZ KİMSE SANA
Ömer Nazmi Yavuz

BENZEMEZ KİMSE SANA

28.06.2018 14:35 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Ömer Nazmi Yavuz

Odanızdaki pencerenizi ardına kadar açtıktan sonra yatağınıza uzandınız. Dışarıdaki yağmurun sesi ve toprak kokusuyla birlikte derin bir uykuya daldınız.

Bir hastane odasında, sevdiğinizin başucunda başınızı iki elinizin arasına almış ölümünü bekliyorsunuz. Ve artık nefes almadığını fark ederek en acı çığlığınızla birlikte uyanıyorsunuz. Rüyadan gerçeğe dönüyorsunuz ve seviniyorsunuz. Sevdiğiniz yaşıyor ve siz uykudaydınız.

Kapınızın kanarya sesli zili uzun uzun ötüyor. Elinizdeki kitabı yandaki sehpanın üzerine bırakıp kapıya doğru yürüyorsunuz. Kapıyı açtığınızda uzun yıllar hasretini çektiğiniz ve aklınızdan bir türlü çıkmayan sevdiğiniz size gülümsüyor. Şelale gibi omuzlarına dökülen saçlarını ellerinizle kavrayıp, kendinize çekiyorsunuz. Sevginin ve vuslatın en güzel anını yaşarken uyanıyorsunuz. Yine rüyadan gerçeğe dönerek üzülüyorsunuz. Sevdiğiniz yine yok ve siz uykudaydınız.

Buna benzer şeyler birçoğumuzun yaşadıkları değil midir?

İster gerçeğe döndüğünüz için sevindiğiniz bir rüyadan uyanın, ister gerçeğin sizi yine hasretle baş başa bıraktığı bir hüznü yaşayın; gerçek olan sizsiniz ve yaşadıklarınızdır.

Kederle sevinç arasında olduğu gibi, gerçekle rüya arasında sadece uyandığınız anın ince bir çizgisi vardır. Bu insan gerçek yaşamında yüksek bir sur gibi görünse de, bu suru aşmak o kadar da zor değil.

Önemli olan algılarımızın açık olması ve gerçekleri olduğu gibi kavramamızdır.

Biz insanları sevindirecek o kadar şey var ki; eğer kutsal metinlere uzak değilseniz ve Yaradan'la bir bağınız var ise bunu anlamak için dahi olmaya gerek yok!

Yaşadığınız sokaktan çıkın ve etrafınıza bakınarak yaşadığınız kentin en kalabalık caddesine arşınlamaya başlayın; her zaman gördüğünüz ama önemsemediğiniz olağan üstü olan, yani mucizevi bir şey neden düşünülmez ki!

Bulunduğunuz caddede yanınızdan geçene, karşıdan gelene bakarsınız; bakarsınız ama bu şahaneliği anlayamazsınız.

Hiç kimse, kimseye benzemiyor, değil mi!

Bu harika bir şey değilse, nedir?

Bu bulunduğunuz kentte, bulunduğunuz ülkede ve üzerinde yaşadığınız gezegende var olan bir mucize değil mi?

Bir sabah uyandığınızda, bırakın dünyayı, bırakın ülkeyi, yaşadığınız şehirde herkesin birbirine benzediğini görseydiniz, yani sizden binlerce var; ya da siz de onlardan birisiniz. Göz rengi aynı, saçlar aynı, giysiler aynı, yüz aynı, boy aynı, beden aynı!

Ve de herkes aynı fikri savunarak, herkesin aynısı olan kişinin etrafında toplanıldığını düşünün!

Bunun korkunçluğunu düşünmek bile insan olanı çıldırtmaz mıydı; ya da o zaman insan olur muyduk!?

O zaman gerçekçiliği kabullenmemiz gerek.

Birbirine benzemeyen milyarlarca insanların değişik fikirleri de olmalı!

Ve fikirleri fikirlerle çürütmek gerek. Yani, sağlamlığını, dayanıklılığını daha sağlam ve daha dayanıklı olan fikirlerle geçersiz kılarak gerçeğe ulaşmak gerekmez mi?

Yaşamda her zaman çelişkiler olacaktır ve olmalıdır da!

Çelişkilerin olmadığı bir dünyayı düşünmek gerçeklere aykırıdır, dersek sanırım saçmalamış olmayız. Ve işin en güzel yanı da gerçeklerin her zaman aynı kapıya çıkması olmuştur.

Gerçeğin değişmeyeceğini Gandhi o kadar güzel açıklamış ki.

"Şimdiye kadar Tanrı'nın gerçek olduğuna inanıyordum; şimdiden sonra da gerçeğin Tanrı olduğuna inanıyorum. "

Yani, Tanrı gerçektir ya da gerçek Tanrı'nın kendisidir.

Ve Einstein'ın şu sözünü de asla unutmamak gerek.

Ne demişti.

"Aynı şeyleri yaparak, her seferinde farklı sonucu beklemek aptallıktır."

O zaman, aklımızı kullanmıyorsak, hayatın bize verdiği deneylerden ders almıyorsak; eğer dürüst değilsek, inancı ve imanı yanlış algılıyorsak, Tanrı gerçektir ya da gerçek Tanrı'dır, bizim için ne fark eder ki!

Herkes kendine göre bir rüya görür.

Uykudan uyanıldığında ise gerçekleri yaşar; ya sevinir ya da kederlenir.

Önemli olan, olumlu gerçekleri koruyup, olumsuz gerçekleri de olumluya çevirmek için fikrimizle emek vererek bir ömrü boşa geçirmemektir.

Bu aşkta da böyledir, siyasette de!

Ve herkes kendi sevdiğine ve inandığına aynı şarkıyı söylemeli.

"Benzemez kimse sana, fikrine hayran olduğum!"

Bu köşenin yazarı, bu şarkıyı her zaman Mustafa Kemal Atatürk için söylemiştir ve söyleyecektir.

Elbet başkalarının şarkısını da dinleriz!

Etiketler : ömernazmi
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.