ustilanlar
19 Ağustos 2019 Pazartesi
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Ateistler neden cehennem provası istediler?
MUSTAFA DAMLARKAYA

Ateistler neden cehennem provası istediler?

26.05.2019 23:43 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Bundan bir süre önce, öldükten sonra gömülmek yerine, yakılmak isteyen ateistler, İstanbul BŞ başkanından, krematoryum (yakma fırını) istemişlerdi.
Başlattıkları kampanyayı, kısa sürede 5 bin kişi imzalamıştı.
Ateizm Derneği’nin başlattığı kampanya için yapılan açıklama şöyle: “Gömülmek
Zorunda Değiliz! Dünyada pek çok ülkede insanlar, vasiyetleri üzerine, öldükten sonra yakılıyor. Türkiye’de de cenazesinin gömülmesini değil, yakılmasını isteyen birçok insan var. Ancak krematoryum (yakma fırını) tesisi olmadığı için bu istek karşılanamıyor.
Öldükten sonra yakılan kişilerin oranı Japonya’da yüzde 99,85, Hindistan’da
yüzde 85, İsviçre ve Danimarka’da yüzde 76, İngiltere’de yüzde 72, İsveç’te yüzde 70, Hollanda’da yüzde 50, ABD’de yüzde 40’tır.
Türkiye’de ise herkesin cenazeleri, kendi istediği şekilde değil, belediyenin uygun gördüğü şekilde gömülerek defnediliyor.”
Dernekten yapılan açıklamada, yakma fırınının önünde kanuni bir engel olmadığı
da belirtiliyor: “Hâlbuki 1930’da yayınlanmış olan Hıfzıssıhha Kanunu talep edildiği
ve onay alındığı takdirde belediyelere yakma fırını kurma yetkisi vermiş. Kanunen
belediyelerin krematoryum kurması ya da kurdurması konusunda hiçbir engel yok.
Belediyeler ise bugüne kadar “talep olmadığı” gerekçesiyle adım atmış değiller. Görünen o ki ancak bizler talep ettiğimiz takdirde, belediyeler krematoryum açabilir
ya da özel firmalara yaptırabilir. Krematoryum çok pahalı ya da işletmesi zor bir sistem değil.”
İslam’da, Allah (C.C.)'ı inkâr eden, dinsiz, imanın esaslarına veya bunlardan birine
inanmayan kişiye kâfir denir. İslam’da ayet ve hadislerle sabittir ki Ateist veya İman
esaslarından birini bile kabul etmeyen herhangi bir düşünceye tabi olan kişi kâfir olur.
Herhalde, ateistlerin neden kabre girmek istemedikleri de gayet açıktır. İronik bir şekilde dünyada çektikleri cehennem azabından cesetlerini yakarak kurtulmak isterken ebediyen kalacakları cehennemin de bir provasını talep ediyorlar. Bu durum onların kabirden kaçışlarının bir göstergesidir.
Çünkü, cehennem, âhirete inanmayan ehl-i inkâr ve dalâlet için, bir ebedî idam kapısı, yani hem kendisini, hem bütün sevdiklerini idam edecek bir dar ağacıdır.
Ateistler ebediyen cehennemde yanacaklardır.
Acaba, basit olan bu insanın, Allah (C.C)’ı inkâr etmesi, neden ebedi cehenneme
atılacak kadar ilahî bir hiddete sebep oluyor? Ebedi cehennemin sebebi kafirin,
küfrü ile İzzet-i İlahiye’ye dokunması, onu inkâr edip onun doğru dediğine eğri demesidir.
Evet küfrün mahiyetinde, Allah’a bir meydan okuma ve onu tahkir etme ve ona
hürmetsizlik manası vardır ki Allah’ın bu ağır suçları görmezden gelip cezalandırmaması mümkün ve kabil değildir. Böyle ağır suçlara kayıtsız kalmak zillettir ki Allah zilletten mukaddes ve beridir.
Bir büyük Zâtın ifadesiyle: “Nasıl ki küfür, cehenneme girmesine sebeptir. Öyle
de, cehennemin vücuduna ve icadına dahi sebeptir. Mesela bir kendini bilmez, küçük
izzeti, celâli ve gayreti bulunan bir hakime “Sen beni hapse atamazsın” dese, eğer o
yerde hapis olmasa dahi, hakim onun için bir hapishane kurar ve o edepsizi oraya
atar.
"Halbuki, kâfir, Cehennemi inkârla, nihayetsiz izzet ve gayret ve celâl sahibi ve
gayet büyük ve nihayetsiz Kadîr bir Zâtı yalanlıyor ve iftira ediyor, yalancılıkla ve güçsüzlükle suçluyor, izzetine şiddetle dokunuyor, gayretine dehşetli dokunduruyor,
celâline âsiyâne ilişiyor. Elbette,olmayacak şeyi olmuş gibi düşünerek cehennemin hiçbir varlık sebebi bulunmazsa da şu derece yalanlama ve iftira etmeyi içine alan küfür için, bir cehennem halk edilecek, o kâfir içine atılacaktır.”
İzzet-i İlahi, Allah’ın sonsuz azamet, kudret ve büyüklüğünü ifade eden bir kelimedir.
Büyüklük ve kibirde Allah tek ve eşsizdir.
Kimse onun kibir ve büyüklüğü karşısında duramaz. Onun kibir ve büyüklüğü
karşısında her şey zillettedir. Her şey onun sonsuz büyüklüğü karşısında küçüktür.
İzzet-i İlahi’nin küçük bir parıltısını üzerinde tecelli suretinde taşıyan bir insan
dahi, kendine yapılan tahkire karşı izzet-i nefis gösterirse, elbette izzet ve azameti
sonsuz olan Allah’ın, sonsuz tahkir ve hakaret içeren küfrü, ebedi cezalandırması onun izzet ve şanındandır.
Evet, küfür ve inkârın özü yalandır ve yalan üzerine bina edilmiştir. Bu yüzden
kâfir ve münâfıklar en büyük yalancılardır.
Küfür ve inkârları ile Allah’ın kudret ve sıfatlarına iftira atıyorlar. Mesela, cehennemi yaratmak, Allah’ın Kudretine, bir zerreyi yaratmak kadar kolay iken, kâfirler, küfrü ile cehennemi yapamaz dedikleri için, hakikati hali yalanlamış oluyorlar. Veya halihazırda inşa edilmiş ve bizi beklemekte olan âhiret alemini inkâr etmeleri, en büyük bir yalan ve iftiradır. Allah’ın yapabileceği bir şeyi yapamaz
demek yalanın en büyüğü, en çirkinidir.
Rabbimizin "iman edin" emrine karşı küfür ile "iman etmem" demek, Ona karşı
sonsuz bir saygısızlık ve hürmetsizlik manasını taşıyor. Hatta –hâşâ- Allah ile alay
etmek ve istihza manasını taşıyor...
Küfrün ebedi cehennem ile cezalandırılmasında, bu sadece Allah (C.C.)’ın izzetine
bakan bir tarafıdır, bunun dışında bu cezaya daha çok cihetler ve gerekçeler vardır.
Selam ve saygılarımla…
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.