ustilanlar
06 Haziran 2020 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > Haşim Nurgazi > Ankara ne derse desin taşra bildiğini okuyor
Haşim Nurgazi

Ankara ne derse desin taşra bildiğini okuyor

08.04.2020 12:13 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Haşim Nurgazi

Haber şu:

“ Filanca kamu bankası, aylık geliri beş bin lirayı geçmeyen kişilere, 6 ay ödemesiz on bin lira kredi verecek.”

Bu açıklamayı okuyan pek çok insan haklı olarak kendisini az da olsa güvende hissetti ve dedi ki, “sıkıştığım an o bankaya gider, bir miktar kredi alarak hiç olmazsa mutfak alış-verişi yaparım!”

Bak sen şu uyanığa!

Demek bankaya gidecek birkaç bin lira kredi alacaksın?

Haydi git bir bakalım, git de ebenin örekesini nasıl göreceğine bizzat şahitlik et.

-Düzenli bir gelirin, sigortalı işin, maaş bordron olacak!

-Her hangi bir kredi kartının üç günlük dahi gecikmesi olmayacak!

-Bir bankadan kullanmış olduğun başka kredin olmayacak!

-Serbest meslek sahibi isen, ödenmemiş çekin-senedin, vergi ve SSK borcun olmayacak! (En soytarıca olanı da, bağlı bulunduğun meslek odasına aidat borcun olmayacak şeklindeki dayatma… Gerçi bu soytarıca dayatma, o meslek odalarını acayip derecede mutlu ediyor. Geri zekalılar, dükkanı ve işyeri kapalı olan üyelerini köşeye sıkıştırmış olmaktan psikopatça zevk alıyorlar.)

-En az iki tane kefil getireceksin! (Mümkünse devlette genel müdür düzeyinde olsun ya da en az bir milyon lira değerinde gayrimenkul ipoteği versin, tercihen Doğu ve Güneydoğu’dan olmasın)

Adamlar, bu kadarıyla lütfetmişler, düşünün ki istelerdi…

İşi abartıp, Birleşmiş Milletlerden ve Dünya Bankası’ndan “garantörlük” isteyebilirlerdi!

Misal; bu evrakların yanı sıra, mahalle bakkalına borcun olmadığına dair yazının ve apartmana ait aidat borcu olmadığını da ispatla diyebilirlerdi.

İşte o vakit kimse, o bankadan değil birkaç bin lirayı bir lira bile alamazdı!

Nankörlük etmemek lazım, o tarihi bankamız öyle “cömert” davranıyor ki, Amerika bile “gıpta”yla izliyor!

…

İroni yapıyoruz, ama işin içinde can yakan bir hakikat var.

Kimi televizyon kanallarında olduğu gibi, “Efendim vatandaş güllük gülistanlık içinde, devletin açıkladığı ekonomik tedbir paketi hayatı yeniden güçlendirdi ve canlandırdı (bu arada sözü edilen tedbir paketleri, daha kağıt üzerindeydi ve kimse bunun kendisine dönen bir kısmını görmemişti) dememiz, eğer bu krize bir çare olacaksa eyvallah diyelim… Lakin görüyoruz ki gidişat alınan önlemlerle hiç de mütenasip değil.

Ne kamu kurumları, ne bankalar, ne sözde meslek örgütleri görevlerini bihakkın yerine getirmiyor.

“Gemisini kurtaran kahraman kaptan” mantığıyla hareket eden ne kadar riyakar, iki yüzlü, sahtekar ve dümbelek adam varsa onlar, anahtar uydurdukları devlet kasasını yağmalamaya çalışırken, ülkenin gerçek esnafı, işadamı, tüccarı, üreticisi, sanatkarı, çiftçis  ve ihracatçısı perişan halde…

İster kızın ister sövün ama sayın hükümet yetkilileri size şu kadarını söylemek zorundayım, içeriden biri olarak…

“Bugün, “o krediyi benim oğlanın şirketine verin” ya da “bizim partililerimizi koruyun” deme zamanı değil.”

Sayın “devlet bankası” söyler misin Allah aşkınıza, cebi ve kasası dolu olan bir adam niye gelip senden kredi istesin ki? O zaten sana faizle para yatırarak senin patronun durumunda!

Senden para istemeye mecbur kalan insanlar ise, kredi vermede aradığın tüm o şartları ihlal ettiği için kapını çaldı…

Ahaliyle dalga geçmek diye bir şey varsa, o tam da budur işte…

Bu sözde kamu bankası, aklınca hükümetin prensip kararlarına uyduğunu “deklare” etmeye çalışıyor!

Fiili durum ise, tam bir facia…

Hoş bunun böyle olduğunu, o prensip kararı alan siyasi irade de biliyor, ama üç maymunu oynuyor…

…

Kanunlar, kararnameler, yönetmelikler ve prensip kararları eğer hayatı düzenlemekte iyileştirici etkenler olsaydı, bugün dünya bu acizliği, bu sefaleti, bu çaresizliği ve bu utancı yaşamazdı.

Siz “merkezde” bir karar alıyorsunuz, ama o karar taşrada hiç hükmünde…

İnanmıyorsanız gelin Anadolu’ya bir bakın, göreceksiniz ki kağıt üzerinde yazılanların yüzde onu bile hayatın pratiğine geçmiyor

İlla da banka dışında başka örnek de istiyorsanız verelim:

Elektrik, doğalgaz, telefon ve benzeri faturalar, Ankara’nın dediğinin aksine ötelenmeden seri biçimde vatandaşın kapısına gidiyor.

‘Falan güne kadar ödemezseniz elektriğiniz kesilecektir’ diye yazıyor.

Şimdi söyler misiniz lütfen hükümetin aldığı bir kararın Anadolu’ya ulaşması haftaları mı buluyor ki, buralardaki işletmeler ‘bize emir gelmedi’ diyor.

Etiketler : haşim
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.