AK PARTİ İLAN
20 Haziran 2018 Çarşamba
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Ahiret Günü İnsanlar Birbirlerinden Kaçacaklar
MUSTAFA DAMLARKAYA

Ahiret Günü İnsanlar Birbirlerinden Kaçacaklar

11.06.2018 09:49 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Kur’ân-ı Kerim,  ‘kalbi diri’ olanları  ‘hayy’ olanları uyarmak üzere Peygamberimize (S.A.V.) gönderilmiştir, Yasin-70). Kur’ân-ı Kerim  inananlar için şifa ve rahmettir. İnanmayanlar için hüsrandır, ziyandır, (İsra- 82). 
Abese Suresi’nin 33. ve 42. ayetlerinde, ahirette herkes, o gazabı görünce birbirinden kaçacak buyrulmaktadır.
Yüce Rabb’imiz, Allah (C.C.) Hazretleri “(İkinci Sûr’un) Kulakları patlatan gürültüsü geldiğinde, kişi kardeşinden kaçacak, annesinden ve babasından, eşinden ve oğullarından (kaçacak)  ‘Abese-33-34-35-36’” buyurmaktadır.
“İzin günü kalpler (dehşetten) şiddetle çarpacaktır. Onların bakışları, korkudan zillet içindedir. Derler ki ‘Gerçekten biz mutlaka (mezardaki cesetlerimiz dirilecek) ilk halimize geri döndürülen kimseler mi olacağız?’,  dediler ki ‘o zaman bu (dönüş, diriliş), hüsranlı bir dönüştür.( Naziat- 8-9-10-12)”.
Peki nasıl olur da ahirette kişi, çocuğundan, eşinden veya sevdiklerinden kaçar ?
“ O gün nice yüzler vardır ki pırıl pırıldır. O gün nice yüzler de vardır ki üzerinde toz vardır. Onları karanlık kaplayıverir, ( Abese- 38-40-41)”. Bu ışık saçan ve kapkara yüzler ne demektir ?  “O gün her kişinin işi başından aşkındır. (Abese -37)” buyrulmaktadır.
Bu mübarek ayetler, kıyamet ve ahiretten bir kesitin son derece canlı bir tasvirini vermektedir. Dünya hayatının geçici zevk ve kederlerini aşıp varlığının değeri, anlamı, akibeti ve amacı üzerine düşünebilme seviyesine ulaşmış her insanı sarsıcı gerçeklerle yüz yüze getirmektedir.
Kıyamet gününde, evrende meydana gelecek olan olaylar, korkunç sesler çıkaracaktır. Buna, Abese Suresi’nin 33. ayetinde “sâhha” –sayha, gürültü-adı verilmiştir.
Kıyamet herkesi dehşete düşürecektir. O korkunç ortamda insanların birbirlerini düşünmeleri mümkün değildir. O gün herkes kendi başının derdine düşecektir. Akrabalıktan doğan haklarını isteyecekleri endişesiyle insanlar birbirlerinden kaçacaklar. Kişi, akrabaları onun içinde bulunduğu durumu görmesinler diye, onlardan kaçacaktır.
Kaçanların bir başka nedeni de onların ona bir fayda verememesi veya üzerindeki sıkıntıyı giderememeleridir. Yüce Rabb’imiz bu konuda şöyle buyurmaktadır. “O günde hiçbir mevlâ ( dost,akraba)’nın, mevlâsına,bir faydası olmaz. (Duhan-41)”. Kişi, onların acizliklerini, çaresizliklerini, açıkça görecek ve onları bırakıp bütün bu sıkıntılarını aşıp sıkıntılarını giderecek kimseye doğru koşacaktır. İşte o gün geldiğinde, aralarında akrabalık bağı bulunanların birbirinden kaçışının sebebi bu şekilde izah edilebilir.
İşte gözleri korku bürüyeceği o günde, inkarcı ve isyancıların korku, kaygı ve perişanlıkları devam ederken müminlerin durumu aydınlanınca kalplerindeki kaygı ve korkunun yerini ferahlık ve büyük bir sevinç alacak ve bu sevinç yüzlerine yansıyacaktır. İşte “pırıl pırıl” dediği yüzler budur.
Ana evladından kaçar mı? Halbuki dünya hem ahirete hazırlanma dönemidir hem de nesli devam ettirme, sosyal hayatı dengede ve düzende tutma, insanlar arasında faydalı anlaşma ve kaynaşma yeridir.
Oysa ki yüce Rabb’imiz, yeryüzüne indirdiği yüz rahmetinden bir rahmetinin tezahürü olarak insanın fıtrat mayasına, onun mikro modelini taşıyan genlerine evlattan, dosttan, eşten, hısım ve akrabalardan dolayı şefkat, merhamet, sıcak ilgi, sevgi ve saygının iksirini yerleştirmiştir.
Ananın kendisini çocuğuna feda etmesi veya kendini ona feda edecek derecede sevmesi, evli eşlerin birbirine sıcak ilgi duyup bağlanması; torunlarına, öz çocuklarından fazla sevgi göstermesinden, nesli devam ettirme kanunuyla izah edilebilir. Bir takım istisnalar dışında, bir ilgi sürüp gider.
Ahirette ise yeni bir düzen kurulur. Orada üreme söz konusu olmayacağı için, nesli devam ettirme kanunu iptal edilir. Bu şekilde yakınlara olan gönülden, içten ilgi kopar, yalnızca Allah (C.C.) için sevme ve ilgi duyma başlar. Dünya hayatında Allah için ve Allah’ın hoşnutluğunu dileyerek arkadaşlık ve dostluk kuranlar, ahirette de arkadaş ve dost olarak kalırlar.
İşte ey Müslümanlar !.. Bu ahiret hayatını iyi düşünelim. Hazırlığımızı buna göre yapalım. Burada ne ekersek onu biçeceğimizi hiç unutmayalım. Burada ölçülü davranalım. Ahirette boynuzsuz koçun dahi, boynuzlu koçtan hakkını alacağını aklımızdan çıkarmayalım. Hele hele kul hakkına çok dikkat edelim. Kesinlikle kul hakkı yemeyelim.
Bu dünyada kimsenin günahını üstlenmeyelim. Kimsenin gıybetini yapmayalım. Özellikle dinimizde çok büyük bir günah olan, kimseye iftira atmayalım. Birilerini hiç yoktan suçlu göstermek için, o kişi veya kişiler hakkında yalan söylemeyelim. Yalan, bizim dinimizde çok büyük bir günahtır. Ayet ve hadislerde yalan söylemek şiddetle yasaklanmıştır.
Yüce Rabb’imiz, Allah (C.C.) Hazretleri “Ey iman edenler !.. Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin (Ahzab- 70)”.  Yine yüce Rabb’imiz “Yalan sözden kaçının (Hac-60 )” buyurarak insanların kesinlikle yalan söylememelerini emretmiştir. Devam edecek. 
Selam ve saygılarımla…
NOT: Mübarek Kadir Gecesi’nin ve mübarek Ramazan Bayramı’nın, tüm İslâm Âlemi’ne ve ülkemize hayırlara vesile olmasını, Yüce Rabbimizden niyaz eder, tüm Müslümanların Kadir Gecesi’ni ve Ramazan Bayramı’nı tebrik ederim. 
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.