23 Temmuz 2018 Pazartesi
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Ahiret Günü İnsanlar Birbirlerinden Kaçacaklar – 2
MUSTAFA DAMLARKAYA

Ahiret Günü İnsanlar Birbirlerinden Kaçacaklar – 2

18.06.2018 10:20 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Yine Kur’ân-ı Kerim’de “Kahrolsun yalancılar (Zariyat -10 )” buyurulmamış mıdır? Peki bu yüce ölçüye göre insanlar, birilerini suçlamak için, neden yalan söylerler ? Bunlar hiç Allah’tan korkmazlar mı? Anlamadan, araştırmadan, incelemeden, birilerinin yalanlarına inanıp neden bazı insanlara iftira atarak yalan söylerler ? Bu mübarek ayete göre, yüce Rabb’imizin kahrından neden sakınmazlar ? Yoksa bu yalancılar, hâşâ sümme hâşâ bu emirlere rağmen Allah’a kafa mı tutmaktadırlar ?
Dini endişesi olmayanlar için zaten dünya dümdüzdür. Ama inandım diyenler de neden bu inançsızlar gibi davranırlar? Onların inançları nerede kaldı ? Bu inancın ne ehemmiyeti var ki ? Yüce Rabb’imizin kahrettiği yalancılardan, yine yüce Rabb’imize sığınırız. Vay bu yalan söyleyenler !..
İnsanlara iftira atarak yalan söylemek de attıklara bu yalana dayanarak gıybet etmek de insanlara hakaret etmek de dinimizde fasıklık olarak nitelendirilmiştir. Hele hele birilerine söz verip yalan söyleyerek insanları aldatanlar var ya vay bunların hallerine!..
Fasıklık ve yalancılık ise yine dinimizde ahlaksızlık olarak belirtilmiştir. Ahlaksız da şerefsizdir. Böyle insanların şahitliği kabul edilmez, sözüne güvenilmez ve devlet işlerinde istihdam edilmez ve devlet tarafından da uygun görüldüğü şekilde cezalandırılır.
Demek ki insanlara suç isnat etmek için yalan söyleyenler, iftira atanlar ve gıybet edenler ahlaksız ve şerefsiz insanlardır. İftiracılar ve benzerleri rezil kimselerdir. Ahlaksız insanları toplum şiddetle reddeder. Onların toplumda yeri yoktur. Onlar toplumdan hep kötü insanlar olarak dışlanırlar.
Yalancılar aynı zanda münafık insanlardır. Münafık insanlar da dinimizde, Allah’ı inkar eden kâfirlerden daha aşağı derecededir. Allah’ım, kâfirlerden de aşağı olan bu sıfatlılardan sana sığınırız. Bu ne kötü bir sıfattır.
Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) “Yalan, nifak kapılarından biridir” , “İman sahibi her hataya düşebilir. Fakat, hainlik yapamaz ve yalan söylemez” yine  “beş günah vardır ki keffareti yoktur,bunlardan birisi de mü’mine bühtan ve iftiradır” ve “münafığın âlameti üçtür : Konuştuğu zaman yalan söyler, vaat ettiğinde yerine getirmez, emanete hıyanet eder” buyurmuşlardır. Yine “Müslüman’da, hainlik ve yalan bulunmaz” buyurarak Allah’a iman edenlerin bu çok kötü huylardan uzak durmalarını tavsiye etmişlerdir.
“Allah Teâlâ’nın, kendisine ortak koşanlardan (müşriklerden)  başka bütün kullarını isterse bağışlayacağını ( Nisâ-48-116)” ifade etmektedir. Buhari ve Müslim gibi muteber kaynaklarda yer alan bir hadis ise “kul hakkının  bağışlanmayacağını, dünyada helallik alınmamış ise ahirette, önce zalimin sevaplarından alınıp mazluma verileceğini, eğer o zalimin sevapları yetmez ise bu defa da mazlumun günahlarından alınıp zalimin suç hanesine yazılacağını” ifade etmektedir.  Bu hesaplaşma, çok zor bir hesaplaşmadır. Ahrette, Allah’ın huzurunda hesaplaşma, Allah’a karşı hesap vermenin ne demek olduğunu bu insanlar neden unuturlar ? Vay bu gafillerin hallerine !..
Peki bu mübarek ölçüyü bilenler hele hele Allah’a iman edenler ise, halen daha neden insanlara iftira atar, onları suçlamak için neden yalan söylerler ? Neden ? Neden ? O büyük hesap gününü, neden görmezden gelirler ? Ne oluyor bunlara  böyle ?
Müslümanlar, birilerinin doğruyu da yalan, yanlış yapan ve iftirayı taşıyıp yayanlara inanmamalıdırlar. Bir habere inanmadan önce araştırmalı ve soruşturmalıdırlar.
Yüce Rabb’imiz “Ey iman edenler !.. Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmış biri (fasık) size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın. (Hucurat-5)” buyurarak inanan insanların, duydukları her sözü araştırıp onun doğruluk derecesini öğrenip o sözü öyle söylemelidirler. Aksi takdirde yalan söylemiş olurlar.
Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) de “Kişinin her duyduğunu söylemesi, ona günah olarak yeter” buyurarak insanların, her söyleneni  aktarması, herhangi bir araştırma yapmadan bir sözü söylemesi, yalan anlamına geldiğini kesin olarak ortaya koymaktadır.
Allah’tan korkalım, Siyonist, Hristiyan ve din düşmanlarının oyununa gelmeyelim. Yaşadığımız bu güzel hayatın kadrini, kıymetini iyi bilelim. Bu güzel nimetlere nankörlük etmeyelim. Eğer nankörlük edersek bunları yitirebiliriz.
Bütün bu gerçekler bize şunu gösteriyor ki  dünya hayatında basit çıkarlar için yapmacık arkadaşlıklar ve dostluklar kurmak, insanın yaratılışındaki mükerremliğe ve hikmete ters düşmektedir.
Ahirette ebedi mutluluk, dinlenme ve huzura kavuşma yurdu olan cennet dururken can yakıcı, bağırtıcı azap yeri olan cehenneme girmemek için, bu dünyada kişinin, hesabını iyi yapıp orada anasından, babasından, eşinden, kardeşinden ve çocuklarından kaçmaması ve uzaklaşmamasının hikmetini bu dünyada iken bilmesi gerekir.
“Yalan, güven ve emniyeti, huzur ve itimadı yok eder”. ŞAFİİ
Selam ve saygılarımla…
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.